Ana içeriğe geç
Sözlük

dedik ile cümle

dedik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dedikodu ihanettir.) sloganı seçilmiştir.Foi escolhido o slogan Le Rendez-Vous (O Encontro).
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik."Não sei o que se passa comigo.
Burada su yok dedik.”«O doutor não estava aqui».
Onu dikkatle dinleyip, dediklerini yapmaya çalışıyorum.Mas presta bem atenção ao que te digo.
In Touch Weekly, Amerikan ünlüler hakkında dedikodu dergisidir.A FLASH! é uma revista semanal portuguesa sobre celebridades.
İnternet üzerinden imzasız, çok kolay dedikodu çıkabiliyor.A propagação desses boatos na internet pode ser muito rápida.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Ele vai então falar com Phoebe.
Dedikoduyu ve aynı zamanda kesin bir sessizliği simgeler.Em seguida a essa mensagem, silêncio total.
Doktor onunla konuşmaya çalışır ama o herkesin dediklerini tekrarlamaya başlar.Ele tenta distrai-la ao longo dos dias, mas ela o pressiona, pedindo que façam novamente, o que acontece.
Saray halkı bu ikilinin sevgili olduğuna dair dedikodular yaymışlardı.A imprensa brasileira noticiou que ambos eram amantes.
"Tükenmez dedikse...".«Inesquecível».
Konuşmasında “Bu bulut sistemi dedikleri bir şey var şimdi.A este sistema dá-se o nome "sistema irradiante".
Boşboğazdır ve hep kendi dediklerine güvenir.É reservado e parece sempre estar escondendo algo.
Ernesto onun dediklerine inanmayı kabul eder.Eduardo está disposto a acreditar.
Kötü niyetli, dedikoducu, ikiyüzlü biri.Vocês são mentirosos, açougueiros e hipócritas.
Bu suikastın Vezir Lülü tarafından organize edildiği dedikoduları şehirde yayıldı.Quase todas as conversas conduzidas pelo Partido Comunista da Romênia foram ouvidas por esse departamento.
Bizse şöyle dedik: 'Ey ateş!Iblis zei namelijk: "U hebt mij uit vuur geschapen."
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.Van een puurheid, zo onvoorwaardelijk zuiver!".
‘Korkma!’ dedik, ‘üstün gelecek olan, kesinlikle sensin.’En Wij zegden: "Gaat heen - je bent elkander vijandig.
Bu sırada da peşlerine kış askeri dedikleri bir askeri takmışlardır.Hij stond nu bekend als “Winter Soldier”.
Biz hangisinden içebiliriz? dedik.Van wie zul jij gezegd worden te zijn?
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.Ze weten niet wat ze doen".
Bunlar, (namuslular) onların dediklerinden çok uzaktırlar.Zij zijn op zichzelf gericht, op het behoud van wat zij hebben.
Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim.De grote filosofen over het goede leven.
Kendimize ‘artık bırakamayız’ dedik.”Hierop antwoordde deze: "Wij zijn geen barbaren".
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Wel laat hij Williams bij zich roepen.
Senta'nin eski erkek arkadaşı olan avcı Erik gelir ve Senta'nın dediklerini duyar.Als de jager Erik, Senta's vroeger vriendje binnenkomt vertrekken de meisjes.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.Dit is normaal, geeft geen klachten en hoeft niet behandeld te worden.
Bayanların ve çocukların sana ne dediklerini anlamada sorunların mı var?Heb je moeite met begrijpen wat vrouwen en kinderen tegen je zeggen?
Bizse şöyle dedik: 'Ey ateş!Bao’en powiedział: "Dziecko jest z ognia, a wciąż szuka ognia.
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.Teraz nie wiem, co mam z nią począć”.
Biz hangisinden içebiliriz? dedik.Na kogo może trafić? (pol.).
Boşboğazdır ve hep kendi dediklerine güvenir.Ino jest pewna siebie i przebojowa, zawsze mówi to, co myśli.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Zastąpił go Pete.
Çünkü yapılan dedikodular herkesi rahatsız etmişti.Wszystkich bowiem oburzył czyn Azoga.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.Nie było żartowania ani plotkowania.
"Tükenmez dedikse...".Na próżno...”.
Bu albüm sonrası Beatles'ın yeniden bir araya geleceği dedikoduları başlamıştı.Pierwotnie nowy album miał nosić tytuł The Beatles Again.
Tom dedikodu yapmayı seviyor.Tom lubi plotkować.
Tacitus'a göre halk bir günah keçisi aramıştı ve dedikodular Nero'yu sorumlu tuttu.Enligt Tacitus sökte folket efter en syndabock och det fanns rykten om att Nero bar ansvaret.
Fakat onu çekemeyenler onun hakkında bir dedikodu uydurmuşlar.De som inte följde hans lära skulle betraktas som avfällingar från den rätta tron.
Senta'nin eski erkek arkadaşı olan avcı Erik gelir ve Senta'nın dediklerini duyar.Sentas vän, jägaren Erik, kommer och blir förskräckt över vad Senta säger.
Zsigmondy dediklerini uyguladı; fakat bulduğu sonuca ve ileri sürdüğü kurama inanacak kimse bulamıyordu.Skriften säger ju: Ingen som tror på honom skall stå där med skam.
Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim.Han har engagerat sig i frågan om filosofins praktiska betydelse i samhällslivet.
Bu pop piyasasında biz kesin kurban oluruz dedik.Vid fabriken räknade man med att flygbåten skulle bli en stor försäljningsframgång till flygbolagen.
Biz hangisinden içebiliriz? dedik.Vilket liv ska han välja?
Biz hangisinden içebiliriz? dedik.Яку ж з них можна прийняти?
Burada su yok dedik.”Що в нас немає війни».
Ayna simetrisi, fizikçilerin ikilik dedikleri durum için hususi bir örnektir.Дзеркальна симетрія — окремий випадок того, що фізики називають дуальністю.
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.З цим, інші не знають, що робити“.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Друзі негайно дзвонять Тому.
Diğer askerlerin muhafızlara "ölümsüzler" dedikleri bilinmektedir.Членів академії називають «безсмертними».
Çünkü yapılan dedikodular herkesi rahatsız etmişti.Їх виступ піддало всіх в шок.
Aksi yöndeki dedikodulara rağmen Mayer, 2003'te Heidi Klum ile çıkmadı.Незважаючи на чутки, Мейер ніколи не був у близьких стосунках з Хайді Клум.
Kraliçenin de bununla ilgisi olduğuna dair dedikodular çıktı.Подібного роду чутки виходили і від цариці.
Yıllarca prens Edward'ın eşcinsel olduğuna dair dedikodular aldı yürüdü.Багато років потому Нельсон Піке визнав, що професор мав рацію.
Düşmanları gecikmeden, Marie Antoinette'in öz oğlunu zehirlettiği dedikodusunu yaydı.Після битви при Філіпах Марк Антоній відіслав їй прах її загиблого сина.
Bu yüzden, 'buna yasal bir alternatif yaratalım' dedik.Вказується, що це «легальна можливість заробити гроші».
Konuşmasında “Bu bulut sistemi dedikleri bir şey var şimdi.Ці поняття відносять до так званої «ядерної лексики».
Acaba köylüler Mangışlak dedikleri yere niçin bu adı vermişlerdir?Чому ці частини села називаються саме так?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod