Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır.If they desist not from so saying a painful doom will fall on those of them who disbelieve.
Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik.Either punish or show them kindness.
Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere "Âdem'e secde edin" dedik.And We created you, then fashioned you, then told the angels: Fall ye prostrate before Adam!
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin," dedik.And We created you, then fashioned you, then told the angels: Fall ye prostrate before Adam!
Günahkârların, onun içindekilerden korkup ürpererek şöyle dediklerini görürsün: "Vay başımıza!Then you will see the guilty apprehensive of what is in it.
Mücrimlerin defterdeki kayıtlardan korktuklarını ve şöyle dediklerini görürsün:“Eyvah bize!They will say, ‘Woe to us! What a book is this!
Onların dedikleri(kalış süresi)ni biz daha iyi biliriz.We know well what they will say.
Zalimlerin, azabı gördükleri zaman: "Geri dönecek bir yol var mı?" dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
Azabı gördüklerinde, zalimlerin: "Dönecek bir yol yok mudur?" dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.But neither of you should come close to this tree or else you shall both become transgressors'
Nihayet Allah onu, dedikleri şeyden temize çıkardı.Allah cleared him of what they said.
Azabı gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mı? dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
(Resulüm!) Onların dediklerine sabret.Bear then with patience what they say.
Biz onların dediklerini çok iyi biliriz.Indeed, We know what they say.
Sen, azabı gördüklerinde zalimlerin: "Acaba dönecek bir yol var mıdır?" dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
Eziyet ettiler de, Allah onu, onların dediklerinden akladı, beri olduğunu ortaya koydu.Allah cleared him of what they said.
Kadın, onların dedikodusunu işitince onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı.When she heard of their sly whispers, she sent for them and prepared a banquet.
Azabı gördüklerinde, zalimlerin, "Bizim için bir şans daha yok mu?" dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
Yücedir, münezzehtir göklerin ve yeryüzünün Rabbi, arşın Rabbi, onların dediklerinden.Exalted is the Lord of the heavens and the earth, Lord of the Throne, above what they describe.
Nihayet Allah onu, dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.And he, in the sight of Allah, was distinguished.
Yemininden dönen durumuna düşme!” dedik.Strike your wife with it to fulfill your oath."
Ve meleklere: "Adem’e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler.And when We said to the angels: Make obeisance to Adam they did obeisance, but Iblis (did it not).
Söz vermeleri için Tur'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Secde ederek kapıdan girin!" dedik.And We raised above them the Mount, while making a covenant with them, and We said to them.
Ve onlara: "Cumartesi(yasakları)nı çiğnemeyin!" dedik."Enter the gate humbly," and We also commanded them, "Transgress not in the matter of the Sabbath."
Kesin söz vermeleri için Tûr'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin." dedik.And We raised above them the Mount, while making a covenant with them, and We said to them.
Onların dediklerine sabret!Bear with their words patiently.
Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi.Say: It has been revealed to me that a company of Jinns listened (to the Qur'an).
Psikolojik taciz, sözlü taciz ve tehditten, dedikodu yaymaya kadar pek çok şekilde olabiliyor.That can mean anything from verbal harassment and threats to the spreading of rumours.
Yönetmen, bazı Sırpların "kendisine hain dediklerini" belirtiyor.Some Serbs "described me as a traitor", he remarked.
Biz yalnızca devletimizin bütünlüğünü bozan plana “hayır” dedik.We said "no" to the plan that breaks the unity of our state.
Ancak oylamadan önceki haftalar söylenti ve dedikoduyla geçti.The weeks leading up to the vote, however, were marked by rumours and gossip.
Çiftçiler, 'artık çiftçilik para etmiyor' dediklerinde onları gayet iyi anlıyoruz.""We understand the farmers when they say that it doesn't pay to be a farmer."
Bazı kesimler Surroi ve Şala'nın Daci ve Thaci'ye karşı ittifak kurdukları dedikodusunu yaydılar.Some speculated that Surroi and Shala have joined in an alliance against Daci and Thaci.
İşte düşmanlarımın Jurnalcilik dedikleri teşkilât budur.[1]This is the organization my enemies call Journalism."
Dışarıdaki nasıl bir taradı, lamba söndü, dedik 'Yatın yere'.The man in the outside blazed us terribly, light went out, we said to everyone: “Get on the ground!”
Kesintisiz çevrimiçi dedikodu, büyük ölçüde ölümünden sorumlu gibi görünüyor.Incessant online gossip appears to have been largely to blame for her death.
Komşuların evlerinden kaybolan nesnelerle ilgili dedikoduları duyunca mutlu olmaktadır.He is happy to hear rumors of objects disappearing in his neighbors' homes.
Ben, Dambijantsan kahramanı dedikleri kişiyim .I am he whom they call the hero Dambijantsan.
Albert Victor'un zekası, cinselliği ve ruh sağlığı pek çok dedikoduya konu oldu.Albert Victor's intellect, sexuality, and mental health have been the subject of speculation.
Ama çıkan dedikoduyu durdurmak için babası bir Cluijs-werck şiiri yazdı.To stop the gossip his father wrote a poem Cluijs-werck.
Bunu için, Müslümanların artık hadis ilmi dedikleri bir takım teknikleri kullandılar. [1]To do this, they used a number of techniques which Muslims now call the science of hadith.[86]
Dediklerinizi anlıyorum.Ich verstehe, was ihr sagt.
Benim dediklerim ile senin anladıkların arasında dünya kadar farklılık olabilir.Zwischen dem, was ich sage, und dem, was du verstehst, können Welten liegen.
‘Korkma!’ dedik, ‘üstün gelecek olan, kesinlikle sensin.’So wird von ihm der Ausspruch überliefert: "Hütet Euch vor dem Qiyās.
Kendimize ‘artık bırakamayız’ dedik.”Uwe Kramme: "Wir durften ja nicht aufsteigen".
Yıllarca prens Edward'ın eşcinsel olduğuna dair dedikodular aldı yürüdü.Jahrelang kursierten Gerüchte, dass Prinz Edward homosexuell sei.
Edward'ın kendisi ise bu dedikoduları ta 1990'da boşa giden bir çabayla tekzip etti.Edward selbst hatte die Gerüchte bereits 1990 vergeblich dementiert.
Uzmanların dediklerine göre, 25.000 ton ağır metal böylece gölün havzanına girmiş.Nach Angaben von Experten gelangen so jährlich 25.000 Tonnen Schwermetalle in den See.
Her yerde olduğu gibi dedikodu oldukça yüksektir.Überhaupt ist der Ahnenkult überall sehr ausgeprägt.
Biz hangisinden içebiliriz? dedik.Wer trinkt warum welchen Wein?
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.Es weiß nicht, wie es sich dazu verhalten soll."
Düşününüz biz sonra ortaya atıldık, 'Ya herru ya merru' dedik.Biz va Siz („Wir und ihr“) wird als modernes „Lailā-und-Madschnūn-Stück“ beschrieben.
1990 yılının yazında Michael Jackson'ın Bart için albümde şarkı yazacağı dedikoduları yayılmaya başladı.Zuvor gab es Gerüchte, dass Michael Jackson im Sommer 1990 ein Lied für das Simpsons-Album schreibe.
Onu dikkatle dinleyip, dediklerini yapmaya çalışıyorum.Hört aufmerksam zu wie sie es machte.
Hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim.Was Philosophen über Frauen denken.
Zsigmondy dediklerini uyguladı; fakat bulduğu sonuca ve ileri sürdüğü kurama inanacak kimse bulamıyordu.Ben (Tobias van Dieken) ist schwul und sagt immer, was er denkt.
Pop Dedik.Pop eingespielt.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Dann rufen sie Peter zu Hilfe.
Trabzonlular toplanmışlardı, ben de sohbet edelim dedik.Wir haben uns mit CyberAngel getroffen und uns unterhalten...
Bu suikastın Vezir Lülü tarafından organize edildiği dedikoduları şehirde yayıldı.Erwartungsgemäß verbreitet sich das Gerücht, der Frauenmörder sei gefasst, in der Stadt.