de ile cümle

de kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Geçen yıl bir sanat dersi aldım.I took an art class last year.
Ben geçen baharda bir aşçılık dersi aldım ve ekmek pişirmeyi öğrendim.I took a cooking class last spring and learned to bake bread.
Gözden uzak olan gönülden de ırak olur. Ayrı olduğunda teması kaybedersin.Out of sight out of mind. When you're separated you lose touch.
Maaş yaş ve deneyime göre tespit edilir.The salary is fixed according to age and experience.
Ağlamaya değmez.It's not worth crying over.
Ağlamamak elimde değil.I can't help crying.
Kurtarma ekipleri depremin kurbanlarına malzeme dağıtacak.The rescue workers are going to hand out supplies to the victims of the earthquake.
Onun sesinde ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in her tone.
O, aniden konuyu değiştirdi.Suddenly, he changed the subject.
Acele etmek zorunda değilsiniz.You don't have to hurry.
Miyazaki eskisi gibi değil.Miyazaki is not what it used to be.
Tatil çok sıkıcı olmaya devam ediyor.The holiday continues to be very boring.
Eski arkadaşlarımdan biri uzun süredir ilk defa beni ziyaret etti.An old friend of mine dropped in on me for the first time in ages.
Sigara içmek intihar demektir.Smoking means suicide.
Tartışmayı devam ettirelim.Let's carry on the discussion.
O tartışmaya değmez.It is hardly worth discussing.
Parlayan her şey altın değildir.All that glitters is not gold.
Her gördüğün sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Her sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Yağmuru seviyorsun, değil mi?You like rain, don't you?
Yağmurdan hoşlanıyorsun, değil mi?You like rain, don't you?
Bazı değerli eşyalarımı kontrol etmek istiyorum.I'd like to check some of my valuables.
Değerli eşyalarınızı kasaya koyun.Put your valuables in the safe.
Değerli şeyler bankanın korumasındadır.The valuables are in the safekeeping of the bank.
Değerli şeylerini güvenli bir yerde muhafaza etmelisin.You should keep your valuables in a safe place.
Güvenlik için kadın, değerli şeylerini bankada sakladı.She kept her valuables in the bank for safety.
Lütfen resepsiyonda değerli eşyalarınızı kontrol edin.Please check your valuables at the front desk.
Bana değerli zamanınızdan birkaç dakika ayırabilir misiniz?Can you spare me a few minutes of your valuable time?
Noriko gerçekten sevimli bir kişi, değil mi?Noriko really is a nice person, isn't she?
Tren beklediğim kadar çok kalabalık değildi.The train was not so crowded as I had expected.
Dikkat et de treni kaçırmayasın.Beware lest you should miss the train.
Pencereleriniz hava geçirmez değilse nem içeri sızar.If your windows are not airtight, moisture will seep in.
Değişiklik olsun diye yürüyüş yapalım.Let's take a walk for a change.
Annem bir değişiklik için yürümemi tavsiye etti.Mother advised me to take a walk for a change.
Değişiklik olması için dışarıda yiyelim.Let's eat out for a change.
Keşke bir değişiklik için beni bir restorana götürsen.I wish you would take me to a restaurant for a change.
Dene ve sus.Try and calm down.
dene ve sakinleşTry and calm down.
Fikrinizi değiştirmeyin.Don't change your mind.
Güzel bir sabah, değil mi?Isn't it a lovely morning?
Sıcaklık birkaç derece düştü.The temperature fell several degrees.
Hava değişken.The weather is fickle.
Şüphesiz o iyi bir adam ama güvenilir değil.He is a good fellow, to be sure, but he isn't reliable.
Onu seviyorsun, değil mi?You like it, huh?
Önemli değil!Never mind!
Sorun değil.It's all right.
Tatmin oluncaya kadar devam etmelisin.You should continue until you're satisfied.
Havamda değilim.I'm not in the mood.
Şansınızı boş vererek değerlendirmeyin.Don't throw away your chance.
Masadaki her kitap bana ait değil.Not every book on the desk belongs to me.
Masadaki para benimki değil.The money on the desk is not mine.
CD'deki saat bana ait.The watch on the compact disk is mine.
Masa işi sevdiğim bir iş değil.Desk work is just not my cup of tea.
Ben, bir dereceye kadar sizinle aynı fikirdeyim.I agree with you to a degree.
Bu, mucizeden başka bir şey değil.It's nothing short of a miracle.
O bir mucize olmadan oradan kaçamayacak, değil mi?He won't be able to escape from there without a miracle, will he?
Şirket iflasları geçen ay yüksek bir düzeyde devam etti.Corporate bankruptcies continued at a high level last month.
İyiliği olmayan güzelliğin değeri hiçbir şeydir.Beauty without goodness is worth nothing.
Küçük bir dere kayaların arasından akıyor.A small stream ran down among the rocks.
Kore'de hangi dilleri konuşurlar?What languages do they speak in Korea?

İlgili Sayfalar