Ana içeriğe geç
Sözlük

değme ile cümle

değme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
3000 altın için... Jin Fei ile savaşmaya... değmez kiIt's not worth... fighting Jin Fei... for just 3,000 taels of gold
Mac %3'üne sahipti. İnsanlar buna para ödemeye değmeyeceğini düşündüler.Windows had 95 percent market share -- people did not think it was worth putting a price on it.
Sen buna değmezsin!You're not worthy of it!
Stillerin cakismasi ve aslinda bir seylere degmesi ve bunlar villlalar olarak adlandiriliyor.The kinds of collisions of styles and things were quite something, and these are called the villas.
Ve altta yatan, kadınların buna değmeyeceğiydi.And the under-reading was women aren't worth it.
Tıpkı raylara değmeyen manyetik trenler gibi.Like superconducting magnetically levitated trains.
"Hayır, o kadara değmez." diyene kadar, ödenecek miktarı azaltarak sorduk."No more. It's not worth it for me."
Efendim ! O serseri sizin ilginize değmez !Master, he isn't worth such attention.
Konuşmaya değmez !Say no more.
Abin zaten acınası bir varlıktı, Bu dünyada yaşamasına değmezdiYour brother looked like a zombie anyway, he's a worthless wretch in this world.
Andre, Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.André, it's not worth telling people you're alive, it's no use.
Ya Süperman gibi olacaktı, ya da benim buna zamanımı ve paramı vermeme değmeyecekti.This was going to be Superman, or it wasn't worth my time or their money.
Kendi muhakemenizi yapabilir, ve yapılan çıkarmaya değip değmediğine karar verebilirsiniz.And you can make your own decision, and then you'll decide whether the invasion was worth it.
Lazerden çıkan ışının suya değmesi için alması gereken yol 8.1 olsun.And they shine it, so it travels 8.1 m to touch the surface of the water
Kralın özel hizmetkârları, ‹‹Kral için genç, güzel, el değmemiş kızlar aransın›› dediler,Then the king's servants who served him said, "Let beautiful young virgins be sought for the king.
Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur?She said: "How can I have a son, O Lord, when no man has touched me?"
Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Işık üzerine ışıktır.God guides to His light whom He will.
Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur.(The Holy Prophet is a light from Allah)
Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir."And they say, 'The Fire shall not touch us save a number of days.'
"Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek," dediler.And they say, 'The Fire shall not touch us save a number of days.'
Yağmur değmeseydi bile çisinti olurdu.And if it does not receive heavy rain, light rain suffices it.
Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir.Light upon Light!
Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir.Light upon Light!
(Öyle mübarek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak!Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
(Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
El değmemiş staghorn mercanı resifi ve yavru ephippidae balığı, Wayag Lagunu, Raja Ampat Adaları.Pristine reef of staghorn coral with juvenile batfish in Wayag Lagoon, Raja Ampat.
"Gorski Kotar'ın temiz havasını, altın çayırları ve el değmemiş yerlerini seviyorum." diye yazıyor."I like the fresh air of Gorski Kotar, its golden pastures and wilderness," he writes.
"Umarım sorun çıkmaz; partiler için birbirimizle kavga etmeye değmez.""I hope there will be no problems; it's not worth it to fight each other for parties," she says.
İlk bestesi “Nazar değmesin” adlı eseridir.His first composition is "Do not touch the evil eye".
"Gerçekten egomu zedeliyordu ve bana değmezmişim gibi hissettiriyordu.It was really bruising my ego, and making me feel like I wasn't worth it.
Manastırdan geriye el değmemiş çok az şey kaldı.Now there is little left that is untouched.
Çift ve tek yüzün kuvvetli dışbükey yüzeyleri ve (neredeyse) birbirine değmektedir.The strongly convex surfaces of the doublet and singlet face and (nearly) touch each other.
Hiç kimse huzurunu kaybetmeye değmez." [2]No person is worth losing your peace over."[7]
Bu çok değmez.Es ist nicht viel wert.
Lafını etmeye değmez.Nicht der Rede wert!
Dil dile değmeden, dil öğrenilmez.Man kann eine Sprache nicht ohne Zungenkontakt lernen.
Nazar değmesin.Mögest du nicht vom bösen Blick erfasst werden.
Nöronlar birbirlerine değmez.Männchen sind untereinander unverträglich.
Hayat yaşamaya değmez.Das Leben ist lebenswert.
Yüz Adalar Ulusal Parkı:Pangasinan'daki Lingayen Körfezinin küçük, el değmemiş ve balta girmemiş 123 adasıdır.Im Golf von Lingayen befindet sich der Hundred-Islands-Nationalpark, ein Nationalpark mit 123 kleinen Inseln.
Camus'nün sorunu, yaşamın yaşamaya değip değmediği sorunsalı üzerine kuruludur.Der Tod ist für Camus zum einen ein absolutes Ende, das wie das Leben keinen Sinn hat.
Düşmana değmesiyle büyük bir patlama oluşturur. ^ Gantayat, Anoop (June 14, 2009).Scheitert das Konzept an den Kosten?, 14. Juni 2009
Gerçeği aşksa, bir bakışa değmez mi?Ist unsereins nicht einer besseren Lüge würdig?
Hiçbir konu 1000 sayfada ele alınmaya değmez!Dennoch ist seine Secu-Akte über tausend Seiten stark!
Bu çok değmez.Ça ne vaut pas grand-chose.
Dil dile değmeden, dil öğrenilmez.On ne peut pas apprendre une langue sans contact des langues.
Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme 02.Rêve d’idiot 02.
İlk bestesi “Nazar değmesin” adlı eseridir.Le sixième est le « principe de non-ingérence ».
Ama kendisi insan eli değmeden yok edilecek.Il est probablement mort sans héritier mâle.
Yere değmeden üst üste 3 kez tutamaz veya elden ele pas veremezler.Au pire on ne peut plus redresser ou plier le doigt.
Ateşlenmesi için ise bir aracın ona değmesi gerekmektedir.Cela implique que pour le lancer, il faut qu'Automator soit ouvert.
Oldukça büyük olan bu kuşların özelliği uçları dışında birbirine değmeyen büyük gagalarıdır.Mais ce qui est vraiment surprenant, c’est la forme plus que singulière de ces alvéoles.
Hayat yaşamaya değmez.La vie est sans pourquoi.
(Teşekkür etmeye değmeyerek) Eble. = Belki.Bary : Peut-être. / Élomire : Sans peut-être.
Bu çok değmez.No vale mucho.
"Yardımın için teşekkürler." "Lafını etmeye değmez."«Gracias por tu ayuda.»«No hace falta ni que lo menciones.»
Daha sonra 'Dünyanın yüzde yirmi beşi bunu hoş karşılamayabilir, buna değmez.' dedim.Luego pensé: "El veinticinco por ciento del mundo podría entender esto, probablemente menos, no vale la pena".
Hayat yaşamaya değmez.Cuando la vida no era vida.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod