Yorgun değilsin ya.(Estás cansado, não estás?)
Burada değilsin.Você não está aqui.
Bana teşekkür etmek zorunda değilsin.Você não tem que me agradecer.
Artık hayatımın bir parçası değilsin.Você não mais faz parte de minha vida.
O kadar ilginç biri değilsin.Zo interessant ben je niet.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Deze behoeven geen inzanding of rubberen granulaat.
Sen özel değilsin.Niet specifiek.
"Sen gerçek değilsin." dedi.Ze zegt: "U bent toch niet ...".
Onu şimdi yapmak zorunda değilsin.Dat moet je nu niet doen.
Bu soruları cevaplamak zorunda değilsin.Je hoeft die vragen niet te beantwoorden.
Özür dilemek zorunda değilsin.Je hoeft je niet te verontschuldigen.
Gözaltında değilsin.Je staat niet onder arrest.
Aç değilsin.Je hebt geen honger.
Bir şey söylemek istemiyorsan söylemek zorunda değilsin.Als je niets wil zeggen, hoef je niets te zeggen.
Onu bin kez tekrarlamak zorunda değilsin.Je hoeft het niet duizend keer te herhalen.
Hazır değilsiniz.Jullie zijn niet klaar.
Hazır değilsiniz.Jullie zijn niet voorbereid.
Artık öğrenci değilsin, değil mi?Je bent geen student meer, hè?
Yorgun değilsin ya.Dzięki temu nie odczuwał zmęczenia.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Nie wymaga zanurzenia w mykwie i obrzezania.
O kadar ilginç biri değilsin.Nie sądź, że jesteś kimś wyjątkowym.
Sen çirkin değilsin.Nie jesteś brzydka.
Beklediğim sen değilsin.Nie jesteś taka, jak oczekiwałem.
Yorgun değilsin ya.Är det så att vi tröttnar?
Yorgun değilsin ya.Тому що ти стомився.
Buffy, "Sen o değilsin." der.Бач, я казала, що не той!
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Не треба плутати зеруг із заруком.
Sen bir doktor değilsin.Ти не лікар.
Sen tutarlı değilsin.Ти непослідовний.
Yalnız değilsin.Ти не одна.
Yalnız değilsin.Ти не один.
Sen benim annem değilsin.Ти не моя мама.
Sen gerekli değilsin.Ти не потрібен.
Sen şarkıcı değilsin.Ти не співак.
Sen doktor değilsin.Ти не лікар.
Yalnız değilsiniz.Ви не одні.
Benim annem değilsin.Ти не моя мама.
Yeterince uzun değilsin.Ти недостатньо висока.
Sen de onu yapmak zorunda değilsin.Ти теж не мусиш цього робити.
Benim erkek kardeşim değilsin.Ти не мій брат.
Artık çocuk değilsiniz.Ви вже не діти.
Sen benim babam değilsin!Ти не мій тато!
Sen benim babam değilsin.Ти не мій батько.
Burada değilsiniz.Вас тут нема.
Lazım değilsiniz.Ви не потрібні.
Neden burada değilsin, Tom?Томе, чому тебе тут нема?
Sen henüz bir delikanlı değilsin.Ти ще не підліток.
Umarım onu yapmak zorunda değilsin.Сподіваюся, ти не мусиш цього робити.
Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.Když vejdeš do brány paláce skoro neuvěříš, co vidíš.
8. Film üzerine ne kaydettiğinizi önceden bilmek zorunda değilsiniz.Nemusíte vědět předem, co zachytíte na film. Nemusíte to vědět ani potom.
'Sen de Stalin değilsin, ben de Stalin değilim.Tu nu ești Stalin iar eu nu sunt Stalin.
O kadar ilginç biri değilsin.Nu ești atât de interesant.
Yorgun değilsin ya.Ești cumva obosită?
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Tout va bien ! „Nu te neliniști!
Sen ölen kişi değilsin.Nu eşti tu cel care a murit.
Yemek zorunda değilsiniz.Nu trebuie să mănânci.
Lazım değilsiniz.Nu este nevoie de voi.
Değiştirmek zorunda değilsin.Nu trebuie să te schimbi.
Sen bir öğrenci değilsin.Te nem vagy diák.
Yalnız değilsin.Nem vagy egyedül.