Şişman değilsin.Te nem vagy kövér.
O kadar ilginç biri değilsin.Eihän sun ole edes hiki.
Sınava girmek zorunda değilsin.Sinun ei ole pakko mennä kokeeseen.
Çok ümit verici değilsin.Et ole kovin rohkaiseva.
Evde değilsin.Et ole kotona.
Sen hiç de düşündüğün kadar komik değilsin.Δεν είσαι καθόλου τόσο αστείος όσο φαντάζεσαι.
Sen hiç de düşündüğün kadar komik değilsin.Δεν είσαι καθόλου τόσο αστείος όσο φαντάζεσαι.
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.Man skal ikke forveksle årer med padler og stager.
O kadar ilginç biri değilsin.Den er ikke en posebog.
Ondan daha az güzel değilsin.Du er ikke mindre flot end hende.
Sen İlk değilsin".Đừng nên đánh trước."
İşim bitti!"—hakkında endişelenmek zorunda değilsiniz." diye belirtir. ...Đã được đất ấy rồi, tất không còn mối lo nội-cố.,.."
Buffy, "Sen o değilsin." der.Nhưng Daryl đáp lại anh rằng: "Chúng ta không phải là chúng".
Ya o ya da siz aşkın tatlı seslerine alışmış değilsiniz."それか、愛の甘い響きに慣れていないのだ。
Yorgun değilsin ya.何の疲れもありません。
O kadar ilginç biri değilsin.ああいう人ってなかなかいないです。
"Sen gerçek değilsin." dedi.本当の私じゃない」と告白する。
Bunun için Kasparov olmak zorunda değilsiniz."「ここではチュウシャはできません」。
Sen özel değilsin.特技はない。
Yorgun değilsin ya.读书不倦。
Sen İlk değilsin".“你就是第一。
'Sen de Stalin değilsin, ben de Stalin değilim.」「妳應該更信任我,我不是艾提安。
Bir balatla karşılaşıp atlamak zorunda değilsiniz.蹲夷踞肆,与鸟兽无刖。
O kadar ilginç biri değilsin.他不是一个优柔寡断的人。
Sen özel değilsin.此無別體。
Örnek olarak: Sen bunun gibi bir yerde sabahın bu saatinde olacak biri değilsin.예: 너는 아침 이 시간에 이런 곳에 있을 사람이 아니다.
Sen özel değilsin.우리나라도 예외는 아니다.
Madem çoban değilsin Ardındaki sürü ne?그러나 농부에게 소가 없으면 무엇으로 밭을 갈겠는가?
Sen aptal değilsin!너 바보 아냐!
Daha sonra, müdahale etmeye girişerek "Alabama ya da Georgia'da değilsiniz.הם צעקו: "אתם לא באלבמה או ג'ורג'יה.
'Sen de Stalin değilsin, ben de Stalin değilim."אני בירושלים וגם אני לא בירושלים".
Sen İlk değilsin".ספר ראשון בלעדייך".
Sen özel değilsin.היא אינה זרה להם.
Wood, onun içinden geçer ve "Sen annem değilsin" der.היא הוסיפה "הוא שכח מזה, אמא לא".
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אם אתה לא רוצה להישאר, אינך חייב.
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אם אתה לא רוצה להישאר, אתה לא חייב.
Kalmak istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.אתה לא חייב להישאר אם אינך רוצה.
Genç değilsiniz.אתם לא צעירים.
Ciddi değilsin.Tu nerimtas.
Ciddi değilsin.Tu nerimta.
Hazır değilsin.Tu nepasiruošęs.
Hazır değilsin.Tu nepasiruošusi.
O kadar da yaşlı değilsin.Не си толкова стар.
O kadar da yaşlı değilsin.Не си толкова стара.
Açıklamak zorunda değilsin.Не си длъжен да обясняваш.
Buna hazır değilsin.Не си готов за това.
O kadar ilginç biri değilsin.Međutim, one nisu ista osoba.
Her müziğin hayranı olmak zorunda değilsiniz" diyerek kendi hayranlarından gelen desteği referans gösterdi.Ni vam treba vedno biti oboževalec glasbe vsakogar.« Dejala je tudi, da s strani oboževalcev dobiva podporo.
Bunun için Kasparov olmak zorunda değilsiniz."Kašgarski imperij ni beseda kopek".
Sen İlk değilsin".To ni le še en prvenec."
Yorgun değilsin ya.Kas (sa) oled väsinud?
Ölüm "Ben tanrıyı tanıyorum ve sen bayım, tanrı değilsin.Usutunnistus kõlab nii: "Kuulutan, et ei ole jumalat peale Jumala, ja kuulutan, et Muhammad on Jumala saadik."
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.Cuando divides 19.500 / 30 con una calculadora, esta máquina es la que decide el resultado, no tú.
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.Quando dividi 19,500 per 30 con la calcolatrice,è lei a darti il risultato,non tu.
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.Quand vous divisez 19.500 par 30 avec la calculatrice, cette machine décide du résultat, pas vous.
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.Wenn du 19.500 durch 30 teilst, wird die Maschine das Ergebnis berechnen, nicht du selbst.
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.Когато разделите 19 500 на 30 с помощта на калкулатор, машината е тази, която определя резултата, а не вие.
19.500'ü 30'a bir hesap makinesiyle bölünce çözüme karar veren bir makine, sen değilsin.注意すべきは、論理的な理由付けとは、問題解決法の認識能力であって、
1955 yılında olduğundan daha zengin değilsinDu bist (kein bisschen / keinen Deut) reicher als in 1955.
1955 yılında olduğundan daha zengin değilsinDu er ikke rigere end hvad du var i 1955.