Sen olduğunu düşündüğün kadar güzel değilsin.No eres tan guapa como te crees.
Öyle söyleyen ilk kişi değilsin.No eres el primero en decir eso.
Çin'de değilsin.No estás en China.
Çin'de değilsiniz.No están en China.
Sen kötü biri değilsin. Başına kötü şeyler gelmiş çok iyi birisin.No eres una mala persona. Eres una persona muy buena a la que le han ocurrido cosas malas.
Hep sen ödeyecek değilsin ya, bu da benden olsun.No vas a estar siempre pagando tú, esta vez corre de mi cuenta.
Tom'a hiçbir şeyi açıklamak zorunda değilsiniz.No estás obligado a explicarle nada a Tom.
Bu sabah gördüğüm ilk kişi sen değilsin.No eres la primera persona que veo esta mañana.
O kadar ilginç biri değilsin.No eres tan interesante.
Aydın falan değilsiniz" dedi.¡Obviamente no tu aliado!".
Sen özel değilsin.No eres tan especial.
Yorgun değilsin ya.Nunca parece cansado.
Sen İlk değilsin".«No fue la primera vez».
Ölüm "Ben tanrıyı tanıyorum ve sen bayım, tanrı değilsin.Señor, eres mi Dios y eres mi Señor, pero nunca te he visto.
"Sen gerçek değilsin." dedi.«No es realmente él, ¿sabes?
Deklanşöre basarken, ne çektiğinizi görmek zorunda değilsiniz.Cuando se sube al escenario, no se sabe qué esperar.
Sen aziz değilsin.Non sei un santo.
Tehlikede değilsin.Non sei in pericolo.
Burada tehlikede değilsin.Qui non corri nessun pericolo.
Neden ofisinde değilsin?Perché non sei in ufficio?
Yalan söylüyorsun ve bunda çok iyi değilsin.Stai mentendo e non sei molto bravo a farlo.
Artık bunu yapmak zorunda değilsin.Non devi più farlo.
İstemezsen Boston'a geri dönmek zorunda değilsin.Non devi tornare a Boston se non vuoi.
Bunu hemen yapmak zorunda değilsin.Non devi farlo subito.
Yeterince uzun değilsin.Non sei abbastanza alto.
Bana özür dilemek zorunda değilsin.Non devi scusarti con me.
Burada gerekli değilsin.Non c'è bisogno di te qui.
Burada sorun sen değilsin.Non sei tu il problema qui.
Çok ümit verici değilsin.Non sei molto incoraggiante.
Bunu yapmak zorunda değilsin, biliyorsun.Non devi farlo per forza, lo sai.
Suçlu değilsiniz ama siz yaptınız...Sono innocente ma...
Yorgun değilsin ya.Ti fa sentire stanco.
Sen gerçekten aptal değilsin.Ты действительно не глуп.
Sen otuz yaşında değilsin.Тебе не тридцать.
Hazır değilsin.Ты не готов.
Sen hazır değilsin.Ты не готов.
Sen doktor değilsin.Ты не врач.
Olduğunu sandığın kadar komik değilsin.Ты не такой забавный, как думаешь.
Neden benimle değilsin?Почему ты не со мной?
Şu anda karar vermek zorunda değilsin.Ты не должен решать прямо сейчас.
Sandığın kadar akıllı değilsin.Ты не так умён, как думаешь.
Sen olduğunu düşündüğün kadar akıllı değilsin.Ты не так умён, как полагаешь.
Sen iyi değilsinС вами не все в порядке.
Neden hâlâ geminin kenarında değilsiniz?Почему вы ещё не на борту корабля?
Hazır değilsiniz.Вы не готовы.
Formda değilsin.Ты в плохой форме.
Beni ikna etmek zorunda değilsiniz.Меня убеждать не надо.
Bu konuda endişelenmek zorunda değilsin, tamam mı?Ты не должен беспокоиться об этом, договорились?
Lazım değilsiniz.Вы не нужны.
Sen koca değilsin. Sen bir canavarsın.Ты не муж. Ты чудовище.
Pazarlık edebilecek bir durumda değilsiniz.Вы не в том положении, чтобы торговаться.
Ya o ya da siz aşkın tatlı seslerine alışmış değilsiniz."Или так, или вы просто не привыкли к сладким звукам любви».
Yorgun değilsin ya.Я не устал.
Sen İlk değilsin".Не его первого».
Sen özel değilsin.Просто ты несерьезная.
Yorgun değilsin ya.لا يعرف التعب ".
Yeterince hızlı değilsin.لست سريعاً بما يكفي.
Kesinlikle listede değilsin.بالتأكيد لست في القائمة
O kadar ilginç biri değilsin.Você não é tão interessante.
Sen İlk değilsin".Não és a primeira.