Onlar benim arkadaşlarım değiller.They're not my friends.
Tom ve Mary her zaman doğru değiller.Tom and Mary aren't always right.
Tom ve Mary neden burada değiller?Why aren't Tom and Mary here?
Tom ve Mary henüz evde değiller.Tom and Mary aren't home yet.
Tom ve Mary evli değiller.Tom and Mary aren't married.
Tom ve Mary aç değiller.Tom and Mary aren't hungry.
Tom ve Mary mutlu değiller.Tom and Mary aren't happy.
Tom ve Mary yalnız değiller.Tom and Mary aren't alone.
Tom ve Mary burada değiller.Tom and Mary aren't here.
Tom ve Mary meşgul değiller.Tom and Mary aren't busy.
Onlar bizim için hazır değiller.They're not ready for us.
Neden orada değillerdi?Why weren't they there?
Onlar neden burada değiller?Why aren't they here?
Çok kötü değiller.They're not so bad.
Aç değiller.They're not hungry.
Meşgul değillerdi.They weren't busy.
Mutlu değiller.They aren't happy.
Onlar hiç de kötü değiller.They're not bad at all!
Eğer soyulmuş değillerse armutları yemeyeceğim. Onları sevmiyorum.I will not eat the pears if they are not peeled. I don't like them.
Şu mumlar beyaz değiller.Those candles aren't white.
Bunun için hazırlıklı değiller.They're not prepared for this.
Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.Many people don't realize that antibiotics are ineffective against viruses.
Tom'un ebeveynleri evde değillerdi.Tom's parents weren't home.
Kadınlar objeler değiller.Women are not objects.
Kadınlar seks objeleri değiller.Women are not sex objects.
Onlar kız kardeş değiller.They are not sisters.
Mary ve Alice kardeş değiller.Mary and Alice aren't sisters.
Tom ve Mary John'un gerçek ebeveynleri değiller.Tom and Mary aren't John's real parents.
Tom ve Mary benim ebeveynlerim değiller.Tom and Mary aren't my parents.
Onlar o tartışmadan beri arkadaş değiller.They haven't been friends since that quarrel.
Tom'un duyguları karşılıksız değillerdi.Tom's feelings were not reciprocated.
Hakkımızda söylentiler vardı ama gerçek değillerdi.There were rumors about us, but they weren't true.
Düşmanların düşmanları her zaman müttefik değillerdir.Enemies of enemies aren't always allies.
Onlar Norveç'te bunlara sahip değiller.They don't have those in Norway.
Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.Ambulances don't have to stop at red lights, but they usually slow down.
Onlar hala güvende değiller.They're still not safe.
Onlar hiç olgun değiller. Dişlerinizi kıracaksınız!They aren't ripe at all. You're going to break your teeth!
Onlar sadece oda arkadaşı değiller. Onlar aynı zamanda sevgililer.They're not just roommates. They're also lovers.
Onlar sadece oda arkadaşı değiller. Onlar aşıklar.They're not just roommates. They're lovers.
Tom ve Mary aynı soyada sahip ama akraba değiller.Tom and Mary have the same last name, but they aren't related.
Tahminime göre onlar tehlikede değiller.It's my guess they're in no danger.
Erkekler kadınlardan çok farklı değiller.Men aren't so different from women.
Erkekler kadınlardan o kadar farklı değiller.Men aren't all that different from women.
Tom ve Mary artık birbirleriyle evli değiller.Tom and Mary are no longer married to each other.
Onlar hazır değiller.They're not ready.
Hazır değiller.They're not ready.
Onlar yaptıklarında çok iyi değiller.They're not very good at what they do.
Onlar prezervatif kullanmıyorlar çünkü artık hamilelik konusunda endişeli değiller.They don't use condoms because they are no longer worried about pregnancy.
Onlar seni görmekten mutlu değiller.They aren't happy to see you.
Onlar onu görmekten mutlu değiller.They aren't happy to see him.
Çocuklarım kendi odalarına sahip değiller.My children don't have their own rooms.
Kıskanç değiller.They're not jealous.
Onlar eğer gelmek istemiyorlarsa gelmek zorunda değiller.They don't have to come if they don't want to.
İsviçreliler İsveçli değillerdir.The Swiss are not Swedes.
Onlar evli değiller.They're not married.
Bu kalemler benzeyebilir ama aynı değiller.These pencils might look alike but they're not the same.
"Bunlar senin kitapların mı?" "Hayır, onlar benim kitaplarım değiller.""Are these your books?" "No, they're not my books."
"Bunlar senin kitapların mı?" "Hayır, onlar benim değiller.""Are these your books?" "No, they're not mine."
Bize yardım eden çocuklar çok genç değillerdi.The boys who helped us weren't so young.
Bunlar ucuz değiller.These aren't cheap.