değiştirir ile cümle
değiştirir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İyonizasyon ve parçacıkların özelliklerinde değişimler sistemin bağ enerjisini değiştirir.Az ionizáció és a részecskék közötti arány megváltozása megváltoztatja a rendszer kötési energiáját.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Eddie először elutasítja, de később meggondolja magát.
Ayrıca sürekli olarak mevcut olmayan bir yapıdır ve boyutunu önemli ölçüde değiştirir.Nem mindig van jelen és a mérete jelentősen változékony.
Annesi ikinci evliliğini Stephen L. Bailey ile yapar ve oğlunun ismini William Bruce Bailey olarak değiştirir.Fia nevét William Bruce Bailey-re változtatja, új férje vezetéknevét maga is felveszi.
Kuvvetin yönünü değiştirir, kuvvetten kazanç sağlar.Az egyikkel befolyást, erőt szerzel.
Yüzgeçlerinin yardımıyla yön değiştirir, öne ve arkaya doğru ağır ağır yüzebilirler.Úszók segítségével előre és hátra is haladhatnak.
Ayrıca ismini Scarlet olarak değiştirir.Ahogy a neve mutatja, skorpióvá változik.
Kolaylıkla renk değiştirirler.Néhányuk gyorsan tudja váltani a színét.
Bart, zeka testinde başarısız olacağını anlayınca sınav kâğıdını Martin Prince'inkiyle gizlice değiştirir.Az intelligencia teszt írása után, Bart elcseréli lapját Martin Prince dolgozatára.
Kıskanç Franz kardeşinin mektubunu başka bir mektupla değiştirir.A féltékeny Ferenc kicseréli Károly levelét egy saját maga által kitaláltra.
Ama doğumlarının 20. gününde yine görev değiştirirler.A 20. évadtól ismét változtatnak.
Katiller ve masumlar sürekli yer değiştirirler.Petturit ja pelkurit kuolevat aina.
1990'lı yıllara gelindiğinde animasyon dizisi "Les Aventures de Tintin" hikâyeyi değiştirir.1990-luvun animaatiosarjasta kerrotaan artikkelissa Tintin seikkailut (animaatiosarja).
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Hän ei leikannut hiuksiaan tai partaansa eikä vaihtanut vaatteitaan.
Yavrular doğduklarında siyah renkli olur, fakat üç ay içinde tüy değiştirirler.Poikaset ovat aluksi vaaleanpunaisia, mutta ne muuttuvat mustiksi kolmen päivän kuluessa.
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Äiti on aluksi ajatusta vastaan, mutta sittemmin he muuttavat.
Önce erkekler tüy değiştirir, sonra da hamile olan dişiler.Rinnat muuttuvat myöhemmin lisää mahdollisten raskauksien ja vanhenemisen myötä.
1108 ayrıca yeşil arka aydınlatmayı beyaz arka aydınlatma ile değiştirir.1108:ssa on myös valkoinen taustavalo.
İstediğinde şekil ve boyut değiştirir.Suurennettavan kohdan kokoa ja suurennussuhdetta voi muuttaa haluamallaan tavalla.
Sürekli işini değiştirir.Työväki vaihtui jatkuvasti.
Bu da vajinadaki florayı değiştirir ve kadınlarda yatkınlığı artırmaktadır.Se myös hidastaa kalan kasvua ja muuttaa lihan väriä.
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.Geenivirran läsnäololla tai puuttumisella on merkittävä vaikutus evoluution kulkuun.
1918 yılında Sosyal Demokrat Parti ismini Hollanda Komünist Partisi olarak değiştirir.Vuonna 1921 Sosiaalidemokraattinen Vasemmistopuolue muutti nimensä Ruotsin kommunistiseksi puolueeksi.
Duruma göre tıpkı bukalemun gibi renk değiştirir.Jauheena sen väri vaihtelee hiukkaskoon mukaan.
Meclis, yürütme ile ilgili işlerde bakanlara görev tayin eder; gerekirse bunları değiştirir.Organisaation on seurattava toimintaympäristönsä muutoksia ja tarvittaessa mukautettava toimintansa niihin.
Birçok dişi ve erkek memeli, hayatları boyunca yetişken olarak birçok eş değiştirirler.Monet kalalajit vaihtavat sukupuoltaan elämänsä aikana.
Vianne'nin çikolataları kısa zamanda kasaba halkının hayatını değiştirir.Η σοκολάτα της γρήγορα αρχίζει να αλλάζει τη ζωή των κατοίκων του χωριού.
Örneğin, Cymothoa exigua çevredeki mevcut dişi sayısına bağlı olarak cins değiştirir.Για παράδειγμα, το Cymothoa exigua αλλάζει φύλο ανάλογα με τον αριθμό των θηλυκών που γειτνιάζουν.
Gelinlikler, genelde çağın modasına göre şekil değiştirir.Παραδοσιακά τα νυφικά βασίζονται στις τάσεις της μόδας κάθε εποχής.
Bu durumda da indikatör renk değiştirir.Εν τω μεταξύ, το κεφαλόποδο θα αλλάξει χρώμα.
Bu proteinler DNA'daki süperburulma derecesini değiştirirler.Disse proteiner ændrer mængden af supercoiling i DNA.
Bununla birlikte pek çok arıcı her sene veya iki senede bir kraliçeyi değiştirir.Biavlere vil ofte skifte dronningen, når den er højst to år gammel.
Bart, zeka testinde başarısız olacağını anlayınca sınav kâğıdını Martin Prince'inkiyle gizlice değiştirir.Bart snyder sig til lettjente point ved at udbytte sin egen prøve med Martin Princes.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.De ændrer ikke selve ligevægten, men kun hvor hurtigt den nås.
Ayrıca sürekli olarak mevcut olmayan bir yapıdır ve boyutunu önemli ölçüde değiştirir.Den er ikke altid tilstede, og den varierer meget i størrelse.
Alosterik enzimler, effektörlerine bağlanmaya cevaben yapılarını değiştirirler.Allosteriske enzymer ændrer deres struktur som svar på bindingen af effektorer.
Krosover sırasında iki DNA sarmalı kesilir, bir bölüm yer değiştirir ve kesik uçlar birleşir."Overkrydsning" betegner når to DNA-helixer brydes op, udveksler en sektion og derefter genforenes.
Büyük harfleri, küçük olarak değiştirir.Papiret ændrer kun størrelse i beskedent omfang.
Bizim örneğimizde 2 biti değiştirirsek alıcı 001 elde eder.Får dealeren blackjack, får man beløbet tilbage i forholdet 2:1.
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Klær ble ødelagt og hår revet av.
Dengeyi değil, ona ulaşma hızını değiştirirler.Den vil derfor ikke forandre størrelsen til hastigheten, men bare dens retning.
Üreme döneminden sonra sekiz hafta boyunca erişkinler tüm tüylerini dökerek değiştirir.Innen åtte uker etter avslutningen av forhandlingene må arbeidstakeren ta ut stevning.
Yılda iki kez kıl değiştirirler.Det revideres to ganger per år.
4. sezonun finalinde 4400'lüler Seattle şehrinin adını "Vaat edilmiş şehir" olarak değiştirirler.På 400-tallet ble området innlemma i Konstantinopel som byens 8. region under navnet Regio Sycaena.
Bununla birlikte pek çok arıcı her sene veya iki senede bir kraliçeyi değiştirir.Biavlere vil ofte skifte ut dronningen når den er ca. to år gammel.
Duygularına göre kafasını değiştirir.Hun gjengjelder hans følelser.
8-Ball ve Claude bir araca binerek uzaklaşır ve 8-Ball'ın gösterdiği evde üstlerini değiştirirler.På stillingen 8–8 bommet Meo en avgjørende ball på grunn av at han ble forstyrret av et rop fra en tilskuer.
Eğer kişi fikrini değiştirirse Alice'in gördükleri de değişir.Bila keputusan dari orang bersangkutan berubah, maka penglihatan Alice pun akan berubah.
Ovi Mağazası, eski Nokia servislerini, Widsets, Download! ve MOSH'yi değiştirir.Ovi Store menggantikan servis Nokia sebelumnya, seperti Widsets, Download! dan MOSH.
Sürekli işini değiştirir.Ia kerap berganti pekerjaan.
Garfield, kendisine tıpatıp benzeyen kraliyet kedisi Prens ile yanlışlıkla yer değiştirir.Garfield sengaja bertukar tempat dengan Prince, kucing kerajaan yang baru saja mewarisi kastil.
Kütlesel çekim alanı, ışığın yalnız doğrultusunu değil, dalga boyunu (dolayısıyla frekansını) da değiştirir.Lain halnya dengan sendang., fungsi sendang itu tetap tidak berubah dan airnya pun tidak pernah kering.
Yetişkin hâle gelinceye kadar 6-9 kere deri (= kabuk) değiştirirler."Repentance" merupakan fitur bagian delapan dan sembilan ("Regret" dan "Restitution").
İkili başta bunu kabul eder ancak sonra fikirlerini değiştirirler.Dia awalnya berniat untuk membunuh bayi itu, tetapi kemudian berubah pikiran.
O sırada ilk gemiden alınan sinyaller görevin yönünü değiştirir.Tim akan mendapat petunjuk berikutnya dari pelampung.
O giderek artarak rahatsız eden istekleri reddettikçe, Malkin taktiklerini değiştirir.Karena gagal merebut Merambung, Belanda mengubah taktik.
Çift kırınımlı kristal kutuplaşma karakterini değiştirir.Varietas putih mengurangi kristal hematit tersebut.
Ama her birimiz bir şeyi değiştirirsek, çok şey değişir" demiştir.Aku melakukan beberapa hal yang seperti itu, beberapa hal yang benar-benar mengubah."
Gen akışının varlığı ya da yokluğu, evrimin gidişini temelden değiştirir.Sự hiện diện hay vắng mặt của dòng gen làm thay đổi một cách căn bản tiến trình tiến hóa.
Bazen eşyaların yerini değiştirir.Đôi khi ốc thay voi.