değişmek ile cümle

değişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çizim için harcanan zaman miktarı dört saniye ile 46 dakika arasında değişmekteydi.כמות הזמן שהושקעה בציור נעה בין ארבע שניות ל 46 דקות.
Çizim için harcanan zaman miktarı dört saniye ile 46 dakika arasında değişmekteydi.الوقت المشتغرق في الرسم تراوح ما بين 4 ثوان و 46 ثانية.
Çizim için harcanan zaman miktarı dört saniye ile 46 dakika arasında değişmekteydi.意欲と貢献の隔たりがあったことが分かります
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Ahogy egyre melegszik a hegycsúcs, a növényzeti öv is változik.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Ako sa vrchol hory zohrieva, vegetačná zóna sa mení.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Als es auf dem Berggipfel wärmer wurde, änderte sich die Vegetationszone.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Como actualmente se ha vuelto más cálido en la cima de la montaña, la zona de vegetación está cambiando.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Com o aquecimento no topo da montanha, a zona de vegetação tem de facto mudado.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Coraz wyższa temperatura na szczycie góry sprawia, że strefa wegetacji ulega zmianom.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Het is warmer geworden op de top van de berg, en de vegetatiezone is echt aan het veranderen.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Karena puncak gunung menjadi lebih panas daerah vegetasi berubah.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Khi đỉnh núi trở nên nóng hơn, thảm thực vật cũng thay đổi.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.산 정상이 점차 따뜻해짐에 따라서 초목 지역이 변화하고 있다고 합니다.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Pe măsură ce s-a făcut mai cald în vârful muntelui, zona vegetaţiei e de fapt în schimbare.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Quand la température s'adoucit au sommet de la montagne, la végétation de la zone change.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Som det er blevet varmere på toppen af bjerget, har vegetationszonen rykket sig.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Με την αύξηση της θερμοκρασίας στην κορυφή του βουνού, η ζώνη βλάστησης στην πραγματικότητα αλλάζει.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.Докато става по-топло на върха на планината, растителната зона всъщност се променя.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.С потеплением на вершине горы меняется зона растительности.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.ומזג האוויר בהר הזה התחמם, קו הצמחיה ממש השתנה.
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.بما أن الجو يزداد دفئاً في أعالي الجبال فإن الغطاء النباتي يتغير أيضاً
Dağın yüksek bölgelerinde sıcaklık arttıkça bitkisel bölge de değişmekte.植生が変わっています 植物と直接に接しなくとも
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Azt mondják, nem kell, hogy olyanok legyünk, mint ti, ha változást akarunk.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Dicono, non dobbiamo essere come voi per cambiare le cose.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Ele spun, nu trebuie să fim ca voi pentru a realiza schimbarea.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Elle disent qu'elles n'ont pas à être comme vous pour créer du changement.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Estan diciendo, no tenemos que ser como ustedes para hacer el cambio.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.그들을 말합니다. 우리가 변화를 만들기위해 당신들과 같아질 필요는 없어
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Mowią, że nie musimy być tacy jak wy, aby dokonywać zmian.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Sie sagen, wir müssen nicht wie ihr sein, um einen Wandel herbeizuführen.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Ze zeggen, we hoeven niet te zijn zoals jullie om te veranderen.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Λένε, δεν χρειάζεται να σας μοιάσουμε για να επιφέρουμε αλλαγή.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Они говорят, что мы не должны быть как вы, для того, чтобы изменять.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.Те казват, не е необходимо да бъдем като вас, за да постигнем промени.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.הן אומרות, איננו חייבות להיות כמותכם על מנת לשנות.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.قائلات لا يجب بالضرورة أن نكون مثلكم لنصنع التغيير.
Değişmek için sizin gibi olmak zorunda değiliz mesajını veriyorlar.変化を起こすことはできると言っているのです 私達はサーリやへジャブを着ていようが、
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Algo que quiere cambiarse, y lo cambiamos.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Iets dat jeukt om verandering, en we veranderen het.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.달라지고 싶어 안달하는 것을 찾아서 그것을 변화시킵니다.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Något som längtar efter att bli förändrat, och så ändrar vi på det.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Něco, co žadoní o změnu, a my to změníme.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Niečo, čo nesmierne túži po zmene, a my to zmeníme.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Valamit, ami arra vár, hogy megváltoztassuk, és mi meg is változtatjuk.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.-κάτι που μας ενοχλεί, που χρειάζεται βελτίωση, κάτι που μας τρώει να αλλάξει- και το αλλάζουμε.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.І ми це змінюємо.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Нещо, което ни сърбят ръцете да променим и ние го променяме.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.Что-то, жаждущее перемен. И мы меняем это.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.אנחנו מנסים לעשות שינוי גדול, קבוע, וחשוב.
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.وفي أحيان كثيره تصيبنا هذه الاشياء التي نريد ان نغيرها بحكة شدية فنغيرها
Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz.我々は大きく、永続的で、重要なことを変えようとしていますが
Değişmek zorunda olacaktım.A ja som sa musel zmeniť.
Değişmek zorunda olacaktım.Eu tinha de mudar.
Değişmek zorunda olacaktım.Iba a tener que cambiar.
Değişmek zorunda olacaktım.I würde mich ändern müssen.
Değişmek zorunda olacaktım.Jag var tvungen att förändras.
Değişmek zorunda olacaktım.J'allais devoir changer.
Değişmek zorunda olacaktım.저도 변하기로 했습니다.
Değişmek zorunda olacaktım.Meg kellett változnom.
Değişmek zorunda olacaktım.Musel jsem se změnit.

İlgili Sayfalar