Örneğin, güneş yerinin 11 yıllık döngüsel değişkenleri.Ilyen például a földi élet számára létfontosságú 11 éves napciklus jelensége.
Karar değişkenleri bazen bağımsız değişkenler olarak bilinir.A változókat néha határozatlanoknak nevezik.
Değişkenler, = atama operatörü kullanılarak tanımlanır.Változókat az értékadó operátorral lehet deklarálni, ami az =.
Bu rakamlar, sosyoekonomik duruma bağlı olarak değişkenlik gösterir.Bár ezek a részarányok változhatnak a tápláltsági állapot függvényében.
Ebedilerin en küçüğü ve en değişkeni.Örökkévalók és változatlanok.
Ancak for döngüsü ile yapılabilen her şey, bir değişken yardımı ile while döngüsü kullanılarak da yapılabilir.A másik irányba inkább egy másik módon végezzük az átváltást, habár ez is használható lenne.
Eğer örneklem korelasyon katsayısı 0'a eşitse, iki değişken arasında hiç doğrusal bağlantı bulunmaz.A 0 parciális korrelációs együttható jelzi azt, ha a két változónk között nincsen összefüggés.
Toplumsal bağlam her yaratmada değişkendir.Minden egyes folklóralkotás változatokban él.
Her iki değişkende de hızlı şehirleşme dolayısı ile artış görülmektedir.Mindketten tudják, átalakulása percek kérdése.
Açıktohumluların embriyonlarındaki çenek sayısı çok değişkendir; 8'den 20'ye kadar ya da daha çok olabilir.A nagy hajók szélességi aránya nagymértékben változó, elérheti akár a 20:1-et is.
Bunlar daha çok duruma ve bağlama göre değişkenlik gösterir.A változásnak azonban valamihez kötődnie kell, azzal egységet kell mutatnia.
Bunun için bu tür değişkenler için olasılık dağılımları olasılık kuramı içinde özel önem taşımaktadırlar.Az általános formájában a valószínűségi változók hasonló eloszlásúaknak kell lenniük.
Kaç dünya yılı olduğu, kaynaklara göre değişkenlik gösterir.Évente változó, hogy hányszor fordul elő ez a jelenség.
Ancak, son zamanlarda Değişken denge kuramının önemine dair ciddi eleştiriler olmuştur.Viime aikoina on kuitenkin ollut merkittävää kritiikkiä sille kuinka tärkeä vaihtuvan balanssin teoria on.
Bu ilâhi topluluğun hiyerarşik düzeni belirsiz ve değişkendir.SVUL:n kanta valtakunnanliittoon oli selkeä ja muuttumaton.
RR Lyrae, Lyra takımyıldızı içinde değişken bir yıldızdır.RR Lyrae on kirkkaudeltaan muuttuva sykkivä tähti Lyyran tähdistössä.
Baş dönmesi ile bulunabilecek diğer şikayetler çok değişken olabilir.Eri hakukoneiden palauttamat tulokset voivat vaihdella paljonkin.
İkiden daha fazla değişken kapsayan problemler icin de Bayes teoremine benzer teoremler oluşturulabilir.Näiden kahden ehdollisen todennäköisyyden välillä on kuitenkin suhde, jota Bayesin teoreema kuvaa.
Çiftleşmenin yeri, zamanı ve süresi değişkenlik gösterir.Järjestävä taho, maa ja ajankohta vaihtelevat.
Bağımsız değişken hatasızdır.Tasapurenta on virhe.
Rengi çok değişkendir.Heidän värinsä vaihtelee paljon.
Bu yüzden iklim de çok değişkendir.Tällöinkin ilmasto vaihteli huomattavasti.
Ölçülen değişken çoğunlukla ışığın yoğunluğudur ancak ışığın polarizasyon durumuna da bakılabilir.Useimmilla mustekaloilla ei ilmeisesti ole värinäköä, mutta ne pystyvät aistimaan valon polarisaatiotason.
O değişken bir tutum takındı.Hän on omaksunut joustavan asenteen.
Bazı değişkenler de koruyucu gibi görünmektedir.Μερικές παραλλαγές, επίσης, φαίνονται να είναι προστατευτικές.
Daha sonra bu değişkenlik, 40-44 yaş arası kadınlar için biraz artar.Επιπροσθέτως, η μεταβλητότητα αυξάνεται ελαφρώς για τις γυναίκες ηλικίας 40 έως 44 ετών.
Yeni bir yıldızın doğuşu göklerin değişkenliğini ima etti.Η γέννηση ενός νέου αστέρα σήμαινε τη μεταβλητότητα των ουρανών.
Migrenli insanlarda uzun süreli prognoz değişkenlik gösterir.Η μακροπρόθεσμη πρόγνωση σε ανθρώπους με ημικρανία ποικίλλει.
Değişken manyetik alanlar Faraday yasası aracılığıyla değişken elektrik alanlarını oluşturmaktadır.Το μεταβαλλόμενο μαγνητικό πεδίο δημιουργεί ένα μεταβαλλόμενο ηλεκτρικό πεδίο μέσω του νόμου του Faraday.
Kullanılan tüm değişkenlerin aynı integrasyon mertebesinde olmalıdır.Όλες οι ιδέες στην πορεία της εφαρμογής τους υφίστανται τον ίδιο μετασχηματισμό.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Η Γενετική είναι η επιστήμη των γονιδίων, της κληρονομικότητας, και των μεταλλάξεων των οργανισμών.
Belirtiler, enfeksiyonun seyri sırasında değişkenlik gösterir.Τα συμπτώματα αλλάζουν κατά τη διάρκεια της μόλυνσης.
1986 yılında, 15 değişken üzerine kurulu ekonomik bağımsızlığın listesi’ni (ing.Το 1986 εισήγαγε τον Δείκτη Οικονομικής Ελευθερίας, ο οποίος βασίζεται σε περίπου πενήντα μεταβλητές.
Açıklamalar 400 için: Değişkenler ξx, ξy, ωx, ωy, νx ve νy gerçek sayılardır.Παρατηρήσεις Σε 400: Οι μεταβλητές ξx, ξy, ωx, ωy, νx και νy είναι πραγματικοί αριθμοί.
Halkın Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir.Τα αισθήματα του κοινού για τους χάκερς άλλαξαν.
Aslında, açık yıldız kümesince belirlenmiş NGC 7790 üç klasik değişken yıldıza ev sahipliği yapar.Π.χ. το ανοικτό σμήνος NGC 7790 φιλοξενεί τρεις κλασικούς κηφείδες.
Bir işlev veya değişkenin eksik olması.Εάν όχι, πρέπει να τροποποιηθεί είτε το επιτόκιο είτε η περίοδος.
Yine herhangi bir yanlış değişkeni, diğer bir yanlışla eşleşir.Όμως κάνει ακόμη και ένα άλλο σφάλμα το οποίο δεν αλλάζει.
En önemli konu kuralların esnekliği ve değişkenliğidir.Τα άλλα δύο είναι ο ρυθμός και η αρμονία.
24 Ekim 2006 tarihli İngilizce Wikipedia Değişken maddesi10, 2006 Το παρόν αντλεί πληροφορίες από το αντίστοιχο της αγγλικής wikipedia
Birçok ayrım tablo değişkenleri fdisk olarak tanınır.Πολλές παραλλαγές και μορφές της είναι γνωστές ανά είδος.
Böyle bir teoriye gizli değişken teorisi denir.Δικαίως, λοιπόν, αποκαλείται θεωρητικός της σύγκρουσης.
Dış görünümü gitar veya uda benzer, buna karşın büyüklüğü çok değişken ama genelde küçüktür.Το αρμόνιο εξωτερικά μοιάζει με το πιάνο, αλλά συνήθως είναι λίγο μικρότερο.
Yuva yerleri değişkenlik gösterir.Αφενός, η χώρα υποδοχής άλλαξε.
Ülkedeki Yahudilerin nüfusu 300,000'den 6,000'a kadar değişkenlik gösteriyordu.Ο πληθυσμός της πόλης τριπλασιάστηκε από τις 6.000 σε 18.000 κατοίκους.
Daha sonra bu değişkenlik, 40-44 yaş arası kadınlar için biraz artar.Efterfølgende stiger variationen lidt for kvinder mellem 40 og 44 år.
Montmorillonit su içeriği değişkendir ve suyu emer zaman hacminde büyük ölçüde artırır.Vandindholdet i montmorillonit er variabelt, og det øges kraftigt i volumen, når det absorberer vand.
Belirtiler, enfeksiyonun seyri sırasında değişkenlik gösterir.Symptomerne ændrer sig i løbet af infektionen.
Uçak değişken geometrili kanatlara sahiptir.Flyet er designet med en variabel vinge.
Prevalans tahminleri çok değişkenlik göstermektedir.Prævalensskøn varierer enormt.
Aynı zamanda Sefe değişkeni yıldızlarıyla ilgili çalışmalarda da faydalanılmıştır.Desuden beskæftigede han sig med undersøgelser af foranderlige stjerner.
Genellikle bir sayıdır, fakat ifade de herhangi bir değişken de olabilir.Et register er ofte det samme som en stemme men der kan være forskel.
Ancak gördükleri değişkendir.Man kunne så se forandringerne.
Rengi çok değişkendir.Farven er variabel.
Tedavinin süresi değişkendir.Sådan fungerer stofskiftet.
Afet ya da patlama değişken yıldızlarının özelliklerinde oldukça dramatik değişiklikler olur.Kataklysmiske eller eksplosive variable gennemgår en dramatisk ændring i deres egenskaber.
Zirvede hava koşulları çok değişkendir.Det færøske vejr kan være meget vekslende.
Sistem durum değişkenlerini tanımla.Bemærk at rækkefølgen af faktorerne ændres.
Soluk merkezî yıldız değişkendir ve parlaklığı 12 ile 16 kadir arasında değişmektedir.Forsyningsskibet holder en fast kurs og fart, som regel mellem 12 og 16 knob.
Elastikiyet (Ekonomi), Ekonomide farklı değişkenlerin birbirine etkileri için kullanılan bir terim.Elasticitet (økonomi) – et mål for forholdet mellem relative ændringer i afhængige variable.