değersiz ile cümle
değersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bir tehdit altında verilen bir söz değersizdir.A promise given under a threat is worthless.
Yen dolardan daha değersizdir.The yen is weaker than the dollar.
Sekiz yaşında bir araba neredeyse değersizdir.An eight-year-old car is almost worthless.
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Onun görüşleri değersizdir.His opinions are worthless.
Yatırım firması, değersiz hisse senedi satın alarak müşterilerini aldattı.The investment firm tricked customers into buying worthless stock.
O değersiz görünüyor.It seems worthless.
Onun önerisi değersizdi.His proposal was worthless.
O değersizdir.He is worthless.
Bu makine değersiz.This machine is worthless.
O değersiz bir hurda.It's worthless junk.
Değersiz olmasına rağmen, onu seviyorum.I like it even though it's worthless.
Benim varlığım değersiz ve anlamsız.My existence is worthless and meaningless.
O değersiz bir şey.That's a trifle.
Sen hiç bu değersiz şeyin bazılarından kurtulmayı düşündün mü?Have you ever considered getting rid of some of this junk?
O, yapacak değersiz bir şeydi.That was a vile thing to do.
Bunlar değersiz insanlar.These are unworthy people.
Bu değersiz olacak.It'll be worthless.
Bu kesinlikle değersiz.It's absolutely despicable.
Ben değersiz hissediyorum.I feel unappreciated.
Onun görüşü değersiz.Her opinion is worthless.
O değersiz.He's cheap.
Planlar değersizdir ama planlama her şeydir.Plans are worthless, but planning is everything.
Ben değersizim.I'm worthless.
Eğer biri size değersiz olduğunuzu söylerse, sadece onları görmezden gelin.If anyone ever tells you you're worthless, just ignore them.
Size değersiz olduğunu söyleyen herkesi görmezden gelin. Kimse değersiz değildir.Ignore anyone who tells you you're worthless. No one is worthless.
Kimsenin senin değersiz olduğunu söylemesine izin verme.Don't let anyone tell you you're worthless.
Bu harita değersiz.This map is worthless.
Ben değersiz değilim.I'm not petty.
Sen değersiz bir kocasın.You're a worthless husband.
Senin görüşün değersiz.Your opinion is worthless.
Sizin görüşünüz değersiz.Your opinions are worthless.
Sizin görüşleriniz değersiz.Your opinions are worthless.
Öldüğünüzde dünyadaki tüm servet değersizdir.All the wealth in the world is worthless when you're dead.
Öldüğünüz zaman, tüm zenginlikleriniz sizin için değersiz hale gelecektir.When you die, all your riches will become worthless to you.
Bir kadının ağlaması değersizdir.A woman's crying is worthless.
Bir kadının gözyaşları değersizdir.A woman's tears are worthless.
Sen değersiz bir kocasın. Senden nefret ediyorum.You're a worthless husband. I hate you.
Sami, Leyla'ya değersiz olduğunu söyledi.Sami told Layla she was worthless.
Esperantodan daha değersiz hobiler var.There are hobbies more worthless than Esperanto.
Hayatım değersizdi.My life was worthless.
Yaşamım değersizdi.My life was worthless.
Değersiz hareketler birinin yaşamını kısaltmaya eşittir.Valueless motions are equal to shortening one's life.
Köşkü 6 Eylül 1889'da kendisine "değersiz" ilan etti.The lodge declared "unworthy" to him on 6 September 1889.
Neisser Hansen'in yardımlarını değersizleştirmek için çaba sarf etti.Neisser tried to downplay the assistance of Hansen.
Kağıt paranın maddesi değersizdir.The paper money was virtually worthless.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.This has been replaced with a sliding door.
"Değersiz olduğu"nu göstermek için de ölü bir köpeğin parçaları ile birlikte gömülmüştür.She was buried with the remains of a dog, to disrespect her.
(Mîr, Lucknow şiir dairesini değersiz bulmuştur.(The House of Brunswick remained Lutheran because the Duke's children did not follow their father.)
Kuşatılmış ve değersiz olduğumu düşünüyordum. Hiçbir değerim yok.I thought that I am bound and that I'm worthless; I don't have any value.
Daha değersiz hale gelecektir.It would become weaker.
Yani tamamen degersizler.Let's just say that they're completely worthless.
Bu şirket değersizdir.This company is worth nothing.
Değersiz laflarım seni incitiyor mu?That hurts?
Ve sonuncusu fakat en değersizi değil,And last but not least, the one on my right here allows me to
Bu hikayelerin birçoğunda kurbanları suçlayan ve yaşamlarını değersizleştiren izler buluyor.What she found was many of these stories tend to blame victims and devalue their lives.
Diğer rotalar değersizler. iyi , iyi ! bir içki daha alın!Other routes are worthless path. Good line, good line! Have a drink!
Elinizde bulundurduğunuz para her an daha da değersiz hale gelir.Every second that you hold currency it becomes worth less and less and less.
Kültürümüzde yetişkinliği tanımlayan 10 yılı bu şekilde değersizleştiriyoruz.As a culture, we have trivialized what is actually the defining decade of adulthood.
Ya da, tanımıyla, değersiz bir mal için; bu, zorunlu olmayacak.Or, by definition, for an inferior good, it would not be the case.