Burada değerli tecrübeler edindi.這裏已損失了一些寶貴時間。
Siyah inci nadir bulunduğundan daha değerlidir.而錯色變體票更加稀罕。
(Muhammed Bâkî-billâh) Tasavvuf, vakti, en değerli olan şeye harcamaktır.方當追蹝上古,準的來今,享萬鍾之殊榮,盡色養之深願。
Her bir birey kendisi için yaşamı neyin değerli kıldığına ancak kendisi karar verebilir.換句話說,每個範數都能決定一個度量,而某個度量能決定一個範數。
Bu sezonda ayrıca ilk NBA En Değerli Oyuncu Ödülü'nün sahibi oldu.同一赛季还赢得了NBA最有价值球员奖。
Yalnız birinci rütbenin murassası (değerli taşlarla süslemesi) bulunmaktadır.惟大門一列尚存。
Değerli oğullarınızdan, kızlarınızdan çok daha iyi bakarsınız (diye).아동과 매우 친밀한 성인이어야 하며, 아동과 같이 생활하고 있는 사람(어머니)가 가장 적합하다.
Denizde gemileri olanların hepsi Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla Zengin olmuşlardı.또한 그것들은 본래 바다에 살았지만, 그 후 5취(趣)로 흘러들게 되었다.
Değerli taş Mücevher tasarımcısı ^ inci.잘 나가는 보석 디자이너.
Bu gün çok değerli bir şey buldum.너도 알겠지만, 나는 오늘 중요한 것을 배웠어.
Hangi değerli şahsı şimdi ona dönmen konusunda ikna edeyim?어떤 까닭으로 다시 이와 같이 말하는가?
O değerli metaller için kullanılır.이는 매우 귀중한 금메달이다.
Ziyafetlerde yemeklerin çeşitli değerli taşlarla süslendiği de olurdu.딴 방의 사람들도 소중한 밥을 나누어 던져주는 것이었다.
Diğer durumlarda da eklemeler, ulaşılan sonuçlarda sayısal kararlılık sağladığı için değerlidir.그 또한 외세 개입시켜 이뤄낸 결과로 많은 부분에서 긍정적 의미를 부여하기가 어렵다.
Bunun Yanı sıra hayvanların ortaya çıkması bu eklentiyi değerli kılıyor.더욱 이상한 점은 그 의문의 사람은 동물을 데리고 온것 같았다.
Piaget daha sonra, değerli saat ustalığının simgesi olan manşet saatini piyasaya sürer.그 다음, 피아제는 명품시계의 상징이 된 커프스 시계를 출시한다.
Her biri boyutları geçme gücünü elde edebilmek karşılığında kendileri için en değerli şeyi vermelidir.각 문제별로 최우수 답안 제출자에게는 최우수 풀이상을 수여한다.
Bu performansıyla finalin En Değerli Oyuncusu (MVP)'si seçildi.이 같은 활약으로 그는 대회 최우수 선수(MVP)로 선정되었다.
Fakat bence, albüm hakkında konuşmak benim için çok değerli.난 이 앨범을 신나게 작업했다는 것에대해 만족해.
Kuyumcu, değerli metal ve taşları işleyerek takı ve yatırım aracına dönüştüren kişidir.금고(金庫)는 돈이나 기타 귀중품을 보관하기 위해 특수 제작한 상자이다.
Değerli çantasını Elettra'ya emanet ediyor ve kaçıyor.아루루의 지갑을 훔치고 덜미가 잡혔지만 도망쳐 버린다.
Isiah Thomas finallerin en değerli oyuncusu seçilmiştir.אייזיאה תומאס נבחר לשחקן המצטיין של סדרת הגמר.
Bu durum özellikle reklam sektöründe çok değerlidir.הוא טוען שהוא היה יכול להיות טוב מאוד בתחום הפרסום.
Gelen değerli madenler Avrupa’da fiyatların hızla artmasına yol açmıştır.המצב הכלכלי הקשה באירופה איפשר לה לקנות אמנות במחירים נמוכים מאוד.
Pırlanta ve değerli taşların seçimi için de aynısı geçerlidir.כך גם לגבי בחירת היהלומים ואבני החן.
Antik Çağlarda değerli bir taştı.מעשה מקובל מאוד בעת העתיקה.
Altın Top Ödülü her Dünya Kupası'nda en değerli oyuncuya verilen bir ödüldür.כפפת הזהב הוא פרס שמוענק לשוערת הטובה ביותר בכל גביע עולם.
Bu gün çok değerli bir şey buldum.בתקופה זו צבר הון רב.
O değerli metaller için kullanılır.שימוש בחומרים יקרים.
Babasından ve başka değerli hocalardan ders aldı.למד אצל אביו ומפי חכמים נוספים.
Doğru ve değerli anlamına gelir.בהט ביים וערך.
Hayvanları, değerli taşları ve her türlü şakayı severler.הוא אוהב חיות, ודברים חמודים.
Dünyanın en değerli dokuzuncu para birimidir.הוא המטבע התשיעי הנסחר ביותר בעולם.
Kupa ası tarot kartı çok değerlidir.הרכב רשימת הבוחרים הוא בעלת חשיבות רבה.
İnsan hayatı için en değerli madde, aynı zamanda en az bulunan şey olan sudur."הנכס היקר ביותר לאדם הוא החיים, והם ניתנים לו רק פעם אחת.
Ancak, kamu parkları ve yüksek değerli konut arazi çevresi vardır.השפעת הפארק על הסביבה וערך הדירות השוכנות סביבו עצומה.
Bu performansıyla finalin En Değerli Oyuncusu (MVP)'si seçildi.בסיום כל תחרות נבחר השחקן המועיל ביותר (MVP) של האליפות.
Aralık ayının en değerli oyuncusu seçildi.הוא נבחר גם לשחקן חודש דצמבר.
Sinemayla ilgili araştırma ve inceleme yazıları bugün halâ değerli bir kaynak niteliğindedir.היומן תיעד את כל המתרחש ביישוב וצילומיו מהווים מקור רב ערך לתולדות היישוב.
Mahallede değerli madenler vardır.בקרבת העיר יש מכרות זהב.
Yarı değerli taş olarak takılarda kullanılır.בשני הסוגים נעשה שימוש כאבן חן.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.כשאר בני המשפחה, הפרח מושך אליו דבורים רבות.
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''В тях винаги побеждават доброто и разумът.
Tazesi ve preslenmiş şeklinin her ikisi de değerli yağı için yenir.Там обитават едновременно скъперниците и прахосниците – двата порока, които носи прекомерното богатство.
Fayansı, yarı değerli bir taş olarak kabul ediyorlardı.Ахатът е вид полускъпоценен камък.
1850'lerde ABD'de pamuk en değerli ürünlerden birisiydi.През 50-те години на 19 век памукът е бил една от най-важните стоки в САЩ.
Değerli kütüphanesini parça parça sattı.Дарява библиотеката си с ценни книги.
1902 ve 1903 yıllarında 15 değerli olarak görüldü.През 1904 и 1905 година се случват две важни неща в живота му.
Altın bileşiklerinde +1 ve +3 değerlikli halde bulunur.Обичайни степени на окисление на златото са +1 и +3.
2003-Dünya Kupası-En değerli oyuncu.2003 – съучредител на Европейския съюз на сляпо-глухите.
Kilisenin hazinesinde gayet değerli gümüş kilise kapları bulunmaktadır.От църквата е изнесено голямо количество скъпоценности.
Altın Top ödülü turnuvanın en değerli oyuncusuna verilir.Наградата Златна топка се присъжда на най-добрия състезетел на турнира.
Yazılarında değerli ve önemli bilgiler yer almaktadır.Предоставя ли програмата съдържателни и смислени изходни данни?
İçinde çok değerli tablolar bulunur.В тях се съхраняват много ценни експонати.
Bunlar içinde siyah havyar en değerlisidir.Тук има най-големи запаси на черни въглища.
Cycas revoluta, Cycadaceae familyasından, değerli bir süs bitkisi türü.Cycas revoluta е вид растение от семейство Cycadaceae.
Yıldız oyuncu All-Star maçında yer aldı ve en değerli oyuncusu seçildi.Във всеки Мач на звездите се избира и Най-полезен играч (MVP).
Fakat Atina'nın iki çok değerli avantajı vardır.Но недостатъците на Малта се компенсират от две големи предимства.
Doğru ve değerli anlamına gelir.Смисъл и ценност.
Buna rağmen ipek en değerli Çin ürünü olarak kalmıştır.No, svila je ipak bila najvažniji kineski proizvod.