Fakat bence, bilirsiniz, bizler de sadece makineler olduğumuzu kabul etmeliyiz.But I think, you know, we have to accept that we are just machines.
Sırf söylediğim bir kelime yüzünden, tam olarak söylemedim de, sadece tekrar ettim.All because of a word I said, not even said really, only repeated.
Bunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na'raya bakıyor.They await but a single blast which will not be repeated.
Bunların beklediği de sadece, en küçük bir gecikmesi olmayan o müthiş titreşimli tek sestir.They await but a single blast which will not be repeated.
İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.We created them with definite purpose; but most of them do not understand.
Sonrası da öncesi de sadece bizimdir.And to Us belong the End and the Beginning.
İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.Will not the army of God be victorious?
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.Ours is surely then to reckon with them.
"Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."Our duty is to convey the message clearly."
İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık.We did not create them except in Truth.
Zalimlerin de sadece helâk ve perişanlığını artır!"And do not increase the wrongdoers except in destruction."
Zalimlerin de sadece helakini artır."And do not increase the wrongdoers except in destruction."
O zamandan beri de sadece sembolik bir uygulama var.There has been mostly symbolic enforcement since.
Krusevaclı Milan Saviç de sadece biraz iyi şarap tatmak amacıyla In Vino'ya gelenlerden.Milan Savic of Krusevac came to In Vino simply to taste some good wines.
Novikov, "Çalışmalarımızın başında, Brüksel'de sadece iki görevlimiz bulunacak."At the beginning of our work, we will have only two officials in Brussels.
Bu yüzden de sadece sembolik değil, siyasi bir anlama da sahiptir." dedi.Hence the political connotation, not just a symbolic one," he said.
Belki de sadece benim izlenimim, fakat aldıkları keyfi gözlerinde görebiliyorsunuz.Maybe it was just my impression, but you could see joy in their eyes.
Bu seçeneklerin her ikisi de sadece anlamaya başladığımız çok karmaşık yollar içeriyor. [1]Both of these options involve very complex pathways that we are only beginning to understand.[1]
Belki de sadece iki modele dayanan çok benzer fiziksel özelliklere sahiptirler.They have very similar physical features, perhaps based on just two models.
1961'de sadece 1. kez şeflik yaptı.In 1961 he conducted the 1st movement only.
Müzik videosu 3 Nisan 2017'de sadece Apple Music'te yayınlandı.The music video was released on April 3, 2017 exclusively on Apple Music.
Cihaz 19 Ekim 2017'de lanse edilmiş ve 24 Ekim 2017'de sadece Çin'de satışa çıkarılmıştır.[1]It was launched on 19 October 2017 and was released on 24 October exclusively in China.[2]
Cihaz, ABD'de sadece AT&T operatöründe mevcuttu.In the United States it was only available on the AT&T network.
Merom-L'de sadece 1 işlemci çekirdeği ve farklı CPUID (işlemci kimliği) modeli bulunur.Merom-L has only one processor core and a different CPUID model.
İskenderiye'de sadece bazı eski inşaatlar yıkıldı, ancak şehre önemli bir etkisi olmadı.In Alexandria, only some old construction fell but there were no major implications to the city.
Ben de sadece itaat ettim.Sie würden nur gehorchen.
Yine de sadece bir bölüm yazmıştır.Er hatte damals aber nur einen Teil veröffentlicht.
1930'da Marquis de Sade'ın Sodom'un 120 Günü adlı eserinden izler taşıyan Altın Çağ'ı çekti.Er kaufte um 2004 Marquis de Sades Manuskript von Die 120 Tage von Sodom.
Bu metin de sadece 1394'e kadar olan olayları içeriyordu.Dies geschah zwar, aber diese Verpflichtung hielt nur bis 1399.
Ocak 1928'de sadece muayenehane doktorluğu yapıyordu.Im Januar 1919 bestand er die Doktorprüfung.
Bu seri belki de sadece doğuda tedavül için üretilmişti.Derartige Treppen waren sonst nur im Orient verbreitet.
Büyükbabası, Gaspard François de Sade, ailede marquis unavını kullanan ilk kişiydi.Gaspard-François de Sade, Landvogt der Stadt Avignon, war der erste de Sade, der den Titel Marquis verwendete.
AT'de sadece pastörize edilmiş sütten üretilir.Der Mondseer wird aus pasteurisierter Kuhmilch hergestellt.
Nielsen Soundscan verilerine göre ABD'de sadece 2003 yılından beri 1 milyon 200 bin satmıştır.Laut Nielson SoundScan verkaufte sich die Single im Jahr 1999 allein in den USA über 1.300.000 Mal.
Çocukluğunda Katolik rahip olan amcası de Sade’nin yanında eğitim gördü.Ein Onkel von ihm, katholischer Priester, nahm sich seiner an.
TV'de sadece 1 kez gösterildi, kablolu TV'de hiç gösterilmedi.Später wurde er mal nicht oder zweimal und im Kabelfernsehen gezeigt.
1842'de sadece emilen ışık ışınlarının kimyasal değişime sebep olabileceğini öne sürmüştür.En 1842 il proposa que seuls les rayons lumineux étant absorbés pouvaient produire des changements chimiques.
İngiltere'de sadece hükümdarın şövalye istihdam etmesine izin veriliyordu.Le roi rappelle que lui seul peut punir le chevalier.
Bu yüzden de "sadece bunun için, gidip eğlendi"ler.Exemple : « We do this just for FUN.
1968'de sadece yaklaşık iki bin Yahudi vardı.En 1968, il y avait environ seulement 2 000 Juifs y habitant encore.
Türkiye'de sadece Gülağaç'ta görülen dini bayramlar kutlamaları vardır.On connaît la valeur sacrée de la danse en Grèce dans les cérémonies solennelles.
Mavi: Eylül 2007'de sadece Avrupa ve Japonya için çıkmıştır.L'album sort en Europe, au Japon et en Russie en septembre 2007.
1740 - Marquis de Sade, Fransız yazar (ö.2 décembre : Marquis de Sade, écrivain français (° 1740).
FPÖ ise Zell'de sadece % 0,7 elde etti.À Bruxelles, le RBF n'a recueilli que 0,4 % des voix.
Bayram sabahı 11. Tümen’de sade bir tören düzenlenmişti.En revanche, nous avons eu une cérémonie bien particulière l'après-midi.
Türkiye'de sadece Tivibu'da bulunmaktadır.Il est présent uniquement en Crète,.
Bu King Crimson’ın sonu gibi gözükse de sadece bir dönemin sonuydu.Depuis la sortie de Touched by the Crimson King, l'activité du groupe est en suspens.
VH1 Europe ,Türkiye'de sadece Digitürk platformundan izlenebilir.VH1 Europa también está disponible en el Mundo árabe.
1930'da Marquis de Sade'ın Sodom'un 120 Günü adlı eserinden izler taşıyan Altın Çağ'ı çekti.En 1942 llegó a sus manos unas cuantas obras en las que destacaban Los 120 días de Sodoma del Marqués de Sade.
Tam ismi ABD’de sadece manga kapağında kullanılmasına rağmen, Japonya’da her zaman kullanılır.En Japón, siempre se usa el título completo, mientras que en EE.
2000'de sadece 8 milyon olan orta sınıf 2013'te 108 milyona yükselmiştir.No obstante, la clase media creció de solo ocho millones de personas en el 2000 hasta 55 millones en el 2006.
Bu King Crimson’ın sonu gibi gözükse de sadece bir dönemin sonuydu.King Crimson aparentemente había dejado de existir, pero sólo era el término de una etapa más del grupo.
2008'de Kawasaki'ye geri dönse de sadece ilk iki lig maçında forma giydi.Había regresado brevemente a Kawasaki en 2008, pero se reincorporó al Verdy después de solo dos partidos.
1968'de sadece yaklaşık iki bin Yahudi vardı.En 1968 sólo continuaron viviendo allí alrededor de 2.000 judíos.
Bayram sabahı 11. Tümen’de sade bir tören düzenlenmişti.A las 11 de la noche, en Palacio reinaba una calma absoluta.
Bu kolyeyi de sadece Sheeta kullanabilir.En este caso sólo se puede usar Cairo.
2000'de sadece 8 milyon olan orta sınıf 2013'te 108 milyona yükselmiştir.La classe media è cresciuta dai soli 8 milioni di persone del 2000 ai 104 milioni di individui nel 2013.
Bu yüzden de "sadece bunun için, gidip eğlendi"ler.Di conseguenza "andammo solo per lui, ci siamo divertite".
Ben de sadece itaat ettim.Volevo solo essere ascoltato.
DVD'de sadece Türkçe altyazı vardır ve dublajı yoktur.I DVD hanno la sola traccia audio giapponese e nessun sottotitolo.