Kelime ilk olarak Latince'deki dayanmak, acı çekmek anlamına gelen patior'dan geliyor.Первісно воно походить від латинського "patior" -- страждати, терпіти.
Kelime ilk olarak Latince'deki dayanmak, acı çekmek anlamına gelen patior'dan geliyor.Тя произхожда от латинското patior - да търпиш, или да страдаш.
Kelime ilk olarak Latince'deki dayanmak, acı çekmek anlamına gelen patior'dan geliyor.מקורה במילה הלטינית "פטיור": לשאת או לסבול.
Kelime ilk olarak Latince'deki dayanmak, acı çekmek anlamına gelen patior'dan geliyor.فهي تأتي من الجذر اللاتيني .. الذي يعني " معاناة " او " عوز - نقص "
Kelime ilk olarak Latince'deki dayanmak, acı çekmek anlamına gelen patior'dan geliyor.古いインド・ヨーロッパ語の 語源に戻ると
Kendini toparla, dudağına mutlu bir ıslık ekle, Eğer gökkuşağını istiyorsan, önce yağmura dayanmalısın.Cálmate, silba algo alegre: si quieres el arco iris, tienes que tener lluvia.
Kuruluþu, 2005 yüksek öðrenim kanununa dayanmaktadýr.Il est régi par la loi de 2005 sur l’enseignement supérieur.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Ahogy a vezetők egyre inkább rászorultak a népességre, elkezdték megosztani a hatalmat.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.A jak vůdcové začínali více záviset na obyvatelstvu, začali se dělit o moc.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Como os líderes dependiam mais do povo, começaram a partilhar o poder.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Et alors que les dirigeants devaient compter sur plus de population, ils commencèrent à partager le pouvoir.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.지배자들은 더욱 국민들에게 의존해야 했기에 힘을 공유하기 시작했어요.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.När ledarna blev mera beroende av sin befolkning, började de dela med sig av makten.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Pentru că liderii se bazau din ce în ce mai mult pe populație, au început să împartă puterea.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Und als Führer sich mehr auf ihr Volk verlassen mussten, fingen sie an, die Macht zu teilen.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Và khi các nhà lãnh đạo phải phụ thuộc vào dân chúng của mình họ bắt đầu chia sẻ quyền lực
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Władcy musieli bardziej polegać na ludności, więc musieli się także dzielić władzą.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Y conforme los líderes tuvieron que depender más de su población, empezaron a compartir el poder.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Και καθώς οι ηγέτες έπρεπε να βασίζονται περισσότερο στον λαό τους, άρχισαν να μοιράζουν την εξουσία.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.И поскольку главам государств всё больше приходилось полагаться на свой народ, они стали делиться властью.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.Лідери були змушені щораз більше покладатись на свій народ і тому стали ділитись владою.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.וככל שמנהיגים נאלצו לסמוך על יותר מבני העם שלהם, כך הם החלו לחלוק בכוח.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.وكان على القادة الاعتماد على المزيد من جماهيرهم، وعندها بدأت تقاسمهم السلطة.
Liderler daha çok halk tabakalarına dayanmak zorunda oldukları için gücü paylaşmaya başladılar.力が共有されるようになりました そして代議制が 形成されだします
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Deve poter resistere al caldo e all'usura che sono frequenti negli ospedali situati in queste zone.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Elle doit résister à la chaleur et à l'usure qui se produit dans les hôpitaux de ces zones rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.이 기계는 이런 시골 병원에서 생길 수 있는 열과 마모와 균열을 견뎌내어야 합니다.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Musi znieść wysokie temperatury oraz normalne zużycie przy pracy w szpitalach w takich wiejskich obszarach.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Sie muss der Hitze und dem Verschleiß standhalten, die in Krankenhäusern in ländlichen Gebieten vorkommen.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tem de aguentar o calor e o desgaste que acontecem nos hospitais destas regiões rurais.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tiene que soportar el calor y el desgaste que ocurre en hospitales rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Trebuie să reziste căldurii şi uzurii care există în spitalele din aceste zone rurale.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Ze moet bestand zijn tegen de hitte en slijtage in de ziekenhuizen in deze plattelandsgebieden.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Πρέπει να αντέχει τη ζέστη και τη φθορά και τη σκόνη που υπάρχει σε νοσοκομεία τέτοιων αγροτικών περιοχών.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Он переживёт и жару, и эрозию, и износ, которые встречаются в больницах этих сельских местностей.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Тя трябва да може да се справи със степента на амортизация и износване, която е характерна за тези болници.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.היא צריכה לעמוד בלחץ ובשימוש שקורה בבתי חולים באזורים הכפריים האלה.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.يجب أن تصمد في وجه الحرارة والتخريب والتكسير الذي يحصل في المستشفيات في تلك المقاطعات الريفية.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.熱や摩擦や損傷にも 耐えられるようにできています ですからそんなに簡単には壊れません
Merkez bir helikopter daha riske edemez. Dayanmalısınız. Tamam.General pravi, da ne smemo tvegati še ene ptice.
Merkez bir helikopter daha riske edemez. Dayanmalısınız. Tamam.הם לא יכולים להסתכן בשליחת .מסוק נוסף. תצטרכו להחזיק מעמד
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.A kitartás szívósságot jelent.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Bền bỉ nghĩa là có sức chịu đựng tốt.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Byť odhodlaný znamená mať výdrž.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Durchhaltevermögen ist Stehvermögen.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Ihärdighet är att vara uthållig.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.기개는 지구력이에요.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.La determinación es tener resistencia.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.La grinta è resistenza.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.La ténacité, c'est avoir de l'endurance.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Odhodlání znamená mít výdrž.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Se on kestävyyttä.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Tekad berarti memiliki stamina.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.To odporność.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Vastberadenheid is uithoudingsvermogen.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Viljefasthed er at være udholdende.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Voința înseamnă rezistență.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Zagrizenost pomeni biti vzdržljiv.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Σθένος είναι να έχετε αντοχή.
Metanet, dayanma gücüne sahip olmaktır.Жага має бути витривалою.