dayandı ile cümle
dayandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Soylarını Akıllı Lann'e dayandırırlar.Hodlá raději boty uklidit do almary.
Freud rüyaların birçoğunu oidipus kompleksine dayandırır.Takto Freud objevil oidipovský komplex.
Bu prizmadan geçen ışık olgusunun keşfi Isaac Newton'a dayandırılır .Objevem gravitačního zákona pak definitivně tuto otázku vyřešil Isaac Newton.
Ancak, örgütün tarihini 16. yüzyıldan daha eskiye dayandıracak hiçbir kanıt mevcut değildir.Oricum nu există dovezi cum că jocul ar fi mai vechi de 13 secole.
Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir.Din petiția pe care a semnat-o nu se înțelege foarte clar ce anume dorea acesta de la domnitor.
Babasoyluluktan farklı olarak, ailenin soyağacı (şecere) baba tarafına değil, annenin ailesine dayandırılır.Acest lucru se datorează faptului că în religia islamică copii moștenesc religia tatălui și nu a mamei.
Manetho'nun listesi uzun yıllar arkeologların dayandığı tek kaynak oldu.Istoriile lui Herodot au fost de-a lungul secolelor sursa principalǎ pentru numeroși istorici.
Ancak modern biyolojinin kökeni Antik Yunan felsefesinin seküler geleneğine dayandırılır.Problema existenței unei lumi reale a fost dezbătută încă de reprezentanții filozofiei grecești clasice.
Freud rüyaların birçoğunu oidipus kompleksine dayandırır.Freud susținea universalitatea complexului Oedip.
Bıçak kemiğe dayandı.Cuțitul ajunsese la os.
"Google, yeni tasarım dilinin kâğıt ve mürekkepe dayandığını belirtiyor.A Google állítása szerint az új formanyelvet a papír és tinta alapján gondolták el.
O'Sullivan sol eliyle Robidoux'un mücadelesine daha iyi dayandığı yanıtını vermiştir.O’Sullivan válasza erre az volt, hogy jobban tudott bal kézzel játszani, mint Robidoux jobbal.
Dyrrhachium garnizonu, Robert'in mancınıkları, balistaları ve kuşatma kulelerine rağmen tüm yaz dayandı.Robert katapultjai, ballisztái és egyéb ostromeszközei ellenére Dürrakhion egész nyáron át kitartott.
Bu gözlem arada görülen şu farklılıklara dayandırılmaktadır.Ezek a tények komolyan ellentmondanak a megfigyelt eseményeknek.
Ancak modern biyolojinin kökeni Antik Yunan felsefesinin seküler geleneğine dayandırılır.A modern biológia gyökereit azonban a világi ógörög filozófiáig szokás visszavezetni.
Sözlü iletişimin dayandığı sözsel kanalla birlikte bu üç kanala iletişim kanalları adı verilir.A tényleges jelelvezetések a három információs csatorna esetében a következők.
Bıçak kemiğe dayandı.A Pennarossa kiesett.
Yöntem, psikolog Irving Janis tarafından daha önce yapılan kapsamlı araştırmalara dayandırıldı.A jelenséget Irving Janis kezdte tanulmányozni.
Bunu da Newton ve Einstein'a dayandırır.Mindig segíti Edéket és Mustangot.
Carl Hanratty (Tom Hanks tarafından canlandırıldı) ise bir FBI ajanı Joe Shaye'ye dayandırılmıştır.Carl Hanretty FBI ügynök karakterét Joe Shea-ről mintázták.
Yunanlar da köklerini Pelasglara dayandırır.A görögök használnak sötét lépet is lépesmézhez.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.Mindkét becslés erősen függ a megtett feltételezésektől.
Popper, bilimin bu tür çıkarımsal temellere dayandırılamayacağını düşündü.Popper katsoi, ettei tiede voi nojata tällaiseen epäpätevään induktiiviseen päättelyyn.
İlk uygulamalar Hammurabi kanunlarına dayandırılır.Hänet muistetaan Hammurabin laista.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.Sellaisenaan se perustuu kahteen ydinolettamukseen.
Gerekçeli kararını ise Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye dayandırdı.Tämän katsottiin olevan YK:n naisten syrjinnän poistamista koskevan yleissopimuksen vastaista.
Lord Lancaster'li John tarihsel "Bedford Dükü John"'a dayandırılmıştır.Kuinka ollakaan, lordiprotektori korvattiin John Dudleyllä, Northumberlandin ensimmäisellä herttualla.
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Kappale "Blind Lemon Jefferson" viittaa blueskitaristi ja -laulaja Blind Lemon Jeffersoniin.
Koşullu bağımsızlık kavramının daha formel bir tanımlaması koşullu dağılım kavramına dayandırılır.Neutraalimmalla sanalla separatismi viitataan samankaltaiseen ilmiöön.
"Google, yeni tasarım dilinin kâğıt ve mürekkepe dayandığını belirtiyor.Η Google υποστηρίζει ότι η καινούρια σχεδιαστική τους γλώσσα βασίζεται στο χαρτί και το μολύβι.
Bu durumda, 74-65 milyon yıl öncesine dayandığı sanılıyor.Έζησαν κατά την Κρητιδική περίοδο πριν από 144-65 εκατομ. χρόνια.
Çin efsaneleri kökenini kral Yao'ya dayandırmaktadır.Σε ένα κινεζικό βιβλίο, αρκετοί ύμνοι τιμούν τον Βασιλέα Γουέν.
Daha küçük gruplar, bir süre daha dayandılar.Άλλα ζώα διαλέγονταν για πολύ λιγότερο χρόνο.
Bu görüşün sahipleri, teorilerini hukukî sebebe bağlılık ilkesine dayandırırlar.Αποσπά, έτσι, από τους αξιωματικούς μια δήλωση αφοσίωσης στο πρόσωπό του.
Kasaba halkı Taraşcı kasabasının tarihinin 1300'lü yıllara dayandığını iddia etmektedir.Γέροντες του χωριού ισχυρίζονται ότι υπήρχε αναγραφή σε τοίχο με ημερομηνία του 1400.
Kökenlerinin Cengiz Han döneminde bölgeye gelen Moğollara dayandığı sanılmaktadır.Έχει υποστηριχθεί ότι οι Γότθοι διατηρούσαν επαφή με τη νότια Σουηδία κατά τη διάρκεια της μετανάστευσής τους.
Gerçekten araştırma yapılırsa Şerbelik Mahallesinin M:Ö 4000 yıllara dayandığı görülecektir.Πιο συγκεκριμένα, η μέγιστη παρατηρηθείσα διάμετρος του κορμού (4m), εκτιμάται πως απαιτεί 2000 έτη ανάπτυξης.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når du ser dem vil de se ud som spredte perler."
Glee dizisindeki Will Schuester karakteri, kısmen Marquette dayandırıldı.Karakteren Will Schuester i Glee er delvis baseret på Marquette.
Eğer teker gerçek ise o zaman Orta Avrupa’daki nicel gökbiliminin 3.600 yıl önceye dayandığı iddia edilebilir.Er skiven ægte, kan der argumenteres for, at astronomi blev anvendt for ca. 3600 år siden.
Osmanlı kayıpları 20.000 kişiye dayandı.Orkanen koster mindst 209 mennesker livet.
O açıklamayı neye dayandırıyorsun?Hvad baserer du det udsagn på?
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når noen som hadde blitt bitt festet blikket på den, forble de i live.
Yerel bir gelenek, kentin 937 kökenine dayandığını vurguluyor.En lokal tradisjon daterer byens opprinnelse til 937.
Höyükteki ilk iskanın MÖ 6. binyıla dayandığı anlaşılmaktadır.Den første toppmodellen for Europa var Honor 6.
Askeri bir terim olarak geçerlilik kazanması bazı kaynaklarca 1513 yılına dayandırılır.Betydningen tillit til noen eller noe som inspirerer dukker opp i 1539.
Bu kayıplara rağmen Romalılar kesin bir yenilgiyi engellediler ve dayandılar.Til tross for flere nederlag og tap, greide romerne å unngå totalt nederlag og fortsatte krigen.
Bu Robert Serber'in daha önceden yaptığı çalışmalara dayandırılarak yapıldı.Det meste av arbeidet gjort av Robert Abel frem til da ble forkastet.
Darwin, kuramını doğal seçilim adını verdiği sürece dayandırıyordu.Darwin valgte derfor å kalle prosessen naturlig seleksjon.
Bunun Tora'da bir emir olarak mı söylendiği yoksa rabinik kaynaklara mı dayandırıldığı tartışma konusudur.Mereka memperdebatkan apakah ‘Arsy itu suatu nonmateri (nonfisik) atau materi (fisik).
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Bleeding Gums Murphy didasarkan secara tidak langsung kepada pemusik blues kondang Blind Lemon Jefferson.
Ancak modern biyolojinin kökeni Antik Yunan felsefesinin seküler geleneğine dayandırılır.Namun, akar biologi modern biasanya ditelusuri kembali ke tradisi sekuler filsafat Yunani kuno.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.Namun kedua hipotesis diragukan dengan berbagai alasan.
Çalışanlar için gelir vergisi sınırı %80'e dayandı.Gaji para pemain pun dipaksa dipotong hingga 80 persen.
Bir keresinde "Tüm hayatımı Krusty'nin öğretilerine dayandırdım" demiştir.Ia berkata, "Saya ingin melunasi semua hutang-hutang karma saya dalam kehidupan ini."
İlk uygulamalar Hammurabi kanunlarına dayandırılır.Ini adalah upaya pertama untuk mengodifikasi hukum syariah.
Ancak Agiad hanedanı daha eskiye dayandığından törensel olarak daha öncelikli olarak kabul edilirdi.Sehingga ia lebih didahulukan terhadap jihad yang hukumnya hanya fardhu kifayah.
"Google, yeni tasarım dilinin kâğıt ve mürekkepe dayandığını belirtiyor.Google nói rằng ngôn ngữ thiết kế mới của họ được dựa trên giấy và mực.
Suvorov bu iddialarını bazı savlara dayandırmaktadır.Sayenko nói trong khi đặt câu hỏi.
Gerekçeli kararını ise Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye dayandırdı.Các quốc gia khác nhau đã ký thỏa thuận với Liên Hợp Quốc để thực hiện bản án giam giữ.
İlgili Sayfalar