dayandı ile cümle

dayandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yöntem, psikolog Irving Janis tarafından daha önce yapılan kapsamlı araştırmalara dayandırıldı.واستندت العملية إلى بحث سابق واسع النطاق ينسب إلى عالم النفس إيرفينغ جانيس.
İslam Hurûfiliği sahabilere kadar dayandırılır.الآن يمكنك تدمير بقية الهيلغاست حتى تظهر الدبابة.
Dayandığını göstermektedir.بدعوى أنه مرتد.
Sufîlere dînî görüşlerini mevzu hadisler, yalanlar ve halk âdetleri üzerine dayandırmakla suçladı.من ذلك أنَّ مُسيلمة الكذَّاب ضرب حرمًا في اليمامة نهى النَّاسُ عنه وأخذ النَّاس به، فكان مُحرَّمًا.
Tevessülü uygulayan Müslümanlar bunu Kur'ân'a dayandırdıklarını söylerler."ولهذا قالوا: كَفْرُ تُوثا، وكَفْرُ تِعْقابٍ وغير ذلك، وإنما هي قرًى نسبت إلى رجالٍ".
David Conforte, 1671'de Mısır'da dayandı.وتوفيت آن هايد في 1671.
Soylarını İslam peygamberi Muhammed'in amcası Abbas’a dayandırdılar.يتتبعون نسبهم إلى عباس، عم النبي محمد.
Mardin kalesi, 1366 ve 1383 yıllarındaki Karakoyunlu saldırılarına dayandı.آقا حسين الطباطبائي البروجردي، في سنة 1362 و 1366.
Gerçekten araştırma yapılırsa Şerbelik Mahallesinin M:Ö 4000 yıllara dayandığı görülecektir.واذا كان ماقاله كما الصليبي صحيحا فيكون عمر المدينة أكثر من 4000 سنه.
"Google, yeni tasarım dilinin kâğıt ve mürekkepe dayandığını belirtiyor.A Google afirma que a sua nova linguagem de design é baseada em papel e tinta.
Popper, bilimin bu tür çıkarımsal temellere dayandırılamayacağını düşündü.Popper defendeu que a ciência não poderia ser baseada em tal inferência.
Gruba verilen ismin tam olarak neye dayandığı bilinmemektedir.Não se sabe, contudo, quem pintou qual afresco.
O'Sullivan sol eliyle Robidoux'un mücadelesine daha iyi dayandığı yanıtını vermiştir.O'Sullivan respondeu que ele jogava melhor com sua mão esquerda do que Robidoux com sua mão direita.
Soldner'ınki ile aynı değer 1911’de Einstein tarafından denklik ilkesine dayandırılarak hesaplanmıştı.O mesmo valor de Soldner foi calculado por Einstein em 1911 com base apenas no princípio da equivalência.
Höyükteki ilk iskanın MÖ 6. binyıla dayandığı anlaşılmaktadır.Ela confirma que a planta que encontrou é o sexto espírito.
Sonradan, (80'li yılların başında)neye dayandırıldığı bilinmeksizin Bahçekonak olarak değiştirilmiştir.Depois disso, foi enviado à Juli, onde aprenderia o aimará.
Bu kayıplara rağmen Romalılar kesin bir yenilgiyi engellediler ve dayandılar.Contudo, apesar das perdas iniciais, os romanos conseguiram evitar uma derrota completa.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.As duas perguntas são sutilmente diferentes.
Hipotezin dayandığı savlar şunlardır.Ele propõe como garantia a hipoteca.
Yasaklanma gerekçesi 'çocukların aklını çeleceği' endişesine dayandırılmıştı.Surpreendido, o garoto perguntou o motivo dessa “estúpida” pergunta.
Bu buluntuların günümüzden 10 bin – 8 bin yıl öncesine dayandığı saptanmıştır.Conhecido desde há mais de 3 milhões de anos, desapareceu entre 8 a 10.000 anos.
Gruba verilen ismin tam olarak neye dayandığı bilinmemektedir.Het is niet bekend aan welke god het heiligdom is gewijd.
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Bleeding Gums Murphy is losjes gebaseerd op Blind Lemon Jefferson.
Otrar Faciası'nı yaratan İnalcık ise en sonuna kadar dayandığı görülmüştür.De mens die zij vanaf boven ziet zijn zielloos geworden.
Adnan'ın soyu ise İsmail'in büyük oğlundan zuhur eden "Kedarlar" aşireti'ne dayandırılmaktadır.De heerlijkheid IJse behoorde aan de heren van IJse uit het geslacht Isque (IJse).
Temelini bilgi bilimine dayandıran ve bilgi işleri ile uğraşan kişiler de bilgi bilimci olarak adlandırılır.De kennis die hiervoor nodig is, en de wetenschap die zich daarmee bezighoudt, heet bouwkunde.
Ellerindeki şecerelerine göre, kökleri İslam Peygamberine dayandığından seyit olarak biliniyorlar.Gekleed in een herkenbare tabberd deden zij dienst als boodschapper van hun heer.
Tarihi, yaklaşık olarak 1900'lü yılların başlarına dayandığı düşünülmektedir.De nadruk ligt echter op schilderijen van rond het jaar 1900.
Şehrin tarihinin 985 yıl önceye dayandığı bilinmektedir.Als officiële stichtingsdatum van de stad wordt 985 aangenomen.
Ameliyata iyi dayandı.Hij heeft de operatie goed doorstaan.
Çin efsaneleri kökenini kral Yao'ya dayandırmaktadır.Resztki ruchu chińskich czarowników Wu Lung.
Maçtan sonra, O'Sullivan gösterilen yere dayandı.Po meczu O’Sullivan stwierdził, że jego przeciwnik grał rewelacyjnie.
Yakakent'in kuruluşu MÖ 200 yılına dayandırılmaktadır.Biskupstwo w Rodos zostało erygowane około 200 roku.
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Rola gitary w bluesie Delty została ukształtowana przez teksańskiego bluesmana Blind Lemona Jeffersona.
Bu durumda, 74-65 milyon yıl öncesine dayandığı sanılıyor.Występował w okresie późnej kredy około 71-65 milionów lat temu.
Yöntem, psikolog Irving Janis tarafından daha önce yapılan kapsamlı araştırmalara dayandırıldı.Badania nad syndromem grupowego myślenia przeprowadził Irving Janis.
Çoğulcu bakış açısı Montesquieu ve Locke'a dayandırılır.Propagował idee Locke'a i Monteskiusza.
Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan en az birisine dayandırılmasına bağlıdır.Obalenie koniunkcji oznacza odrzucenie co najmniej jednego z jej składników.
Tanrısal (İlahi) irade kuramı hukuku Tanrı'ya dayandırır ve ancak onun istemesi dahilinde ortadan kalkar.Owo „dno” (niem. Grund) duszy pochodzi bezpośrednio od Boga i do niego tęskni.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."
İslamda dinî hükümlerin dayandığı kaynaklara edille-i şer'iyye denir.Cheshmeh-ye Lah Ghūr (persiska: چشمه له غور, لهه غور) är en källa i Iran.
İlk bant-karikatürler, şovun kardeş dergisi Simpsons Illustrated'te, 1991'deki Simpsonlar'a dayandı.Den första serierutan baserad på Simpsons publicerades 1991 i Simpsons Illustrated.
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Den bygger på den tidigare "Match Box Blues" av bluessångaren Blind Lemon Jefferson.
Tarihi, yaklaşık olarak 1900'lü yılların başlarına dayandığı düşünülmektedir.Dessa händelser brukar påstås ha inträffat omkring 2000 före vår tideräkning.
Diğer bir rivayet ise Drengot ailesindeki kardeşlerin gönüllü olarak sürgüne gitmesine dayandırılır.Lillvacker krävde även att broderns hundar skulle befrias.
Mahallenin tarihinin 1730'lara dayandığı söylenmektedir.Bebyggelsen tillkom troligen före 1730.
Guletlerin dayandığı esasların kökeni antik çağdaki Karya dönemine kadar takip edilebilmektedir.Nästan alla ortnamn som är bruk kan spåras tillbaka till fornnordiska tiden.
Bu buluntuların günümüzden 10 bin – 8 bin yıl öncesine dayandığı saptanmıştır.Denna process började för cirka 10.000–8.000 år sedan.
Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir.Det är dock inte bara enstaka ord som leder till känslan av smärta.
İlk uygulamalar Hammurabi kanunlarına dayandırılır.Термін широко використовується в законах Хамурапі.
İsviçre'de araştırmacılar Hamilton'ın akraba seçilimi kuralına dayandırılan bir algoritma geliştirmişlerdir.Дослідники з Швейцарії розробили алгоритм, заснований на правилі Гамільтона родинної селекції.
Çayırhan’ın tarihinin çok eskilere dayandığı bilinmektedir.Патанджалі стверджує, що ця історія трапилася «дуже давно».
Bleeding Gums Murphy, gevşekçe ünlü blues müzisyeni Blind Lemon Jefferson'a dayandırıldı.Мерфі «Криваві Ясна» є відсилкою до відомого блюзмена Сліпого Лемона Джеферсона.
Varlığın gözleme dayandığını ifade eder.Натомість, ми з'ясовуємо, що тут діє Невидима рука.
Planck, bu acıya metanetle dayandı.Гілл, скорчившись від болю, впав на канвас.
İslamda dinî hükümlerin dayandığı kaynaklara edille-i şer'iyye denir.Əbu Müslim), який прославився серед мусульман краю своєю праведністю.
Koşullu bağımsızlık kavramının daha formel bir tanımlaması koşullu dağılım kavramına dayandırılır.Це поняття природним чином узагальнює поняття диференціала функції.
Çünkü Kur'an'da zina suçunun karşılığı olarak geçmeyen bu ceza hadislere dayandırılmaktadır.Korán (až na zabití, krádež a nevěru) nestanovuje za porušení svých pravidel žádné tresty.
Bu buluntuların günümüzden 10 bin – 8 bin yıl öncesine dayandığı saptanmıştır.Úplně zde vymizeli před 10 až 8 tisíci lety.
İlk kablo sadece üç hafta dayandı.Na první příčce se udrželo po tři týdny.
İlgili Sayfalar