Birinci kısım, çeşitli teatral perili evlere dayanan bir perili evi içermektedir.Zajímavostí je učebna č. 13, jež je vybavena nábytkem napodobujícím vybavení za první republiky.
Geçmişe dayanan yörük kültürü izleri kalmamıştır.Pravěké kultury sonda nedoložila.
Tarihi, Bronz Çağı'na dayanan kent, kabartmalarıyla tarihi bir değer taşımaktadır.Dnešní využití Bratislavského hradu důstojně navazuje na jeho historický odkaz.
Bu durumun yetersiz beslenmeye dayanan kansızlıktan kaynaklanmış olabileceği ileri sürülmektedir.Lze předpokládat, že důvodem vyhynutí byl nedostatek potravy.
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.Brânză a intrat la egalitate în ultima perioadă.
Kırmızı Başlıklı Kız, küçük bir kız ile kurt arasındaki olaylara dayanan bir Avrupa halk masalı.Scufița Roșie este un basm din folclorul european despre o tânără fată și un lup mare și rău.
Uzun yıllara dayanan bir askeri lise geçmişine sahiptir.QuestUn războinic puternic, cu un trecut ciudat.
Çok eskilere dayanan bir tarihi olduğu bilinmektedir.Este o așezare foarte veche a cărei istorie s-a cam pierdut.
RFC 2535'e dayanan DNSSEC'i uygulamak için planlar yapıldı.Tervek születtek a DNSSEC bevezetésére az RFC 2535 alapján.
Pepsi Nex Zero Pepsi Mont Blanc: Fransız kestane tatlısına dayanan sınırlı sayıda Pepsi.Pepsi Nex Zero Pepsi Mon Blanc - Korlátozott gesztenye ízű kóla.
Dayanan takriben 400 menzumesinin dizeleri Rusya’da sık sık iktibas edilir.Körülbelül 400 verse maradt fenn, melyekből gyakran szoktak idézni Oroszországban.
Küba ekonomisi sosyalist ilkelere dayanan devlet kontrollü bir planlı ekonomidir.A népgazdaság tervszerű irányítására létrehozott legfőbb gazdasági szerv.
Tarih öncesine dayanan farklı dönemlere ait eserler bulunmaktadır.Ezért az okok összefüggnek egyes, a kortól függő tényezőkkel.
Hindistan'da çocuk işçiliği temelde yoksulluğa dayanan karmaşık bir sorundur.Intiassa ollaan kiinnostuneita perustulosta keinona vähentää köyhyyttä.
Bermuda'da büyük ölçüde turizm ve uluslararası finans hizmetlerine dayanan piyasa ekonomisi egemendir.Bermudan talous perustuu lähinnä kansainvälisille yrityksille tarjottuihin talouspalveluihin sekä matkailuun.
1897 yılında Ruggero Leoncavallo aynı hikâyelere dayanan ve aynı ismi taşıyan bir başka opera besteledi.Vuonna 1897 Ruggero Leoncavallo sävelsi samannimisen oopperan samasta aiheesta.
Lindesberg, yüzyıllara dayanan tarihe sahip bir İsveç kentidir.Ruotsinkielinen Tenala on keskiajalla syntynyt äänteellinen mukaelma.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Asiat ratkaistaan yksinkertaisella äänten enemmistöllä.
Arnavutluk Deniz Kuvvetleri, "bir kuvvet, iki görev" kavramına dayanan başlıca görevleri yerine getirmektedir.Το Πολεμικό Ναυτικό εκτελεί κυρίως καθήκοντα, με βάση την έννοια της «μία δύναμη, δύο αποστολές."
Binlerce yıl önceye dayanan tarihi, hala araştırılıyor.Οι Διοφαντικές εξισώσεις μελετούνται εδώ και χιλιάδες χρόνια.
Singularity, Microsoft'un deneme amaçlı geliştirdiği, C# diline dayanan bir işletim sistemidir.SecPAL, μια γλώσσα για κανόνες ασφάλειας που αναπτύχθηκε από τη Microsoft Research.
Arkasından ona dayanan bir de genç.Om Hans den yngres efterslægt
Yorum bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.En efterretning er en mundtlig eller skriftlig meddelelse.
ABD'nin güneyinde köleliğe dayanan tarım ekonomisi sona erdi.De organiserede amerikanske militære aktiviteter i syden faldt til jorden.
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.Ost er en svært gammel matvare.
Gamelin'in kendi görüşleri, Maginot Hattı'na dayanan tamamen savunma stratejisinden değişmişti.General Gamelin var imot tankene om en strategisk reserve, av flere grunner.
Sherlock, Sir Arthur Conan Doyle'ın aynı adı taşıyan romanlarına dayanan Britanya televizyon dizisidir.Sir Arthur Conan Doyle har skrevet en roman med samme navn.
400 yıla dayanan bir tarihi vardır.Men det finnes bevis gjennom minst 400 år.
Bu durumun yetersiz beslenmeye dayanan kansızlıktan kaynaklanmış olabileceği ileri sürülmektedir.Dette kan ha sammenheng med behovet for å kunne innta nok næring.
Yine mangaya dayanan bir dizi iki canlı aksiyon filmi Ocak ve Nisan 2011'de gösterime girdi.To nye menneskelige dødsfall av fugleinfluensa ble rapportert i april 2009 fra Vietnam og Egypt.
Realizm temelde dört önermeye dayanan bir Uluslararası İlişkiler geleneğidir.Realisme adalah tradisi hubungan internasional yang berpusat pada empat ide utama.
1869'da Dmitri Mendeleev, Dalton'un keşiflerine dayanan periyodik tablo düzenini oluşturdu.Pada tahun 1869, Dmitri Mendeleev membuat tabel periodik elemen berdasarkan penemuan Dalton.
Halk (volk) kan birliğine dayanan bir ırktan müteşekkildir.Adapun untuk golongan umat Islam diberi pula sebuah Pendidikan Tinggi Agama Islam.
Tepki olarak, kısmen Karl Marx'ın felsefelerine dayanan çatışma kuramı geliştirildi.Reaksinya, teori konflik dikembangkan, yang sebagian didasarkan pada filsafat Karl Marx.
Çok eskilere dayanan bir tarihi olduğu bilinmektedir.Sejarah Panjang yang Terus Dikenang.
Chow Chow'un iskelet yapısı birkaç milyon yıl öncesine dayanan fosilleşmiş köpek kalıntılarına benzemektedir.Chow chow có ngoại hình rất giống với hình mẫu chó đá hoá thạch từ hàng triệu năm trước.
Ryokan (Japonca: 旅館), kökenleri Edo dönemine (1603-1868) dayanan geleneksel Japon hanlarıdır.Ryokan (旅館, lữ quán?) là quán trọ truyền thống của Nhật Bản, xuất hiện từ thời kỳ Edo (1603–1868).
Latini, her ikisi de sadece çikolata ve şeker içeren, içeceğe dayanan buzlar için iki tarif üretti.Latini đã sản xuất hai công thức cho kem dựa trên thức uống, cả hai đều chỉ chứa sô cô la và đường.
OS ayrıca AOSP-e dayanan Amazon.com 'un Fire OS sistemi ile karşılaştırıldığında ağır olmuştur.Hệ điều hành thường được so sánh với Fire OS của Amazon.com cũng được dựa trên AOSP.
Soba, beyaz pirinç ve buğday ununa dayanan bir diyet için iyi bir besleyici gıdadır.Soba là một thực phẩm bổ sung dinh dưỡng tốt cho một chế độ ăn uống phụ thuộc vào gạo trắng và bột mì.
Kalkolitik Çağ yerleşmesine dayanan mimari buluntu bulunmamıştır.Không có ngôi đền lớn nào được xác định thuộc vào thời kỳ Mycenaean.
Halk (volk) kan birliğine dayanan bir ırktan müteşekkildir.護霊人(まもりびと) 当主と血の契約を結んだ人間のこと。
Ateş yutma veya ateş yeme, ateşin ağza alınarak söndürülmesine dayanan bir gösteri.雷火による天災か神火(じんか)による人災か不明である。
İman, vahye dayanan nakle teslim olmak demektir.これは信者の願いを叶えようというサインである。
Aslının, vahye dayanan yüksek, sırlı, feyizli ve kuvvetli dualardan birisinin de Sekine olduğu kabul edilir.道は真理であり、無極(むごく)と呼ばれ、また太極とか太素と呼ばれる。
Bu tanım daha sonra Weston hücresine dayanan bir yöntemle değiştirildi.この定義は後にウェストン電池に基づくものに取って代わられた。
Uzun yıllara dayanan bir askeri lise geçmişine sahiptir.長い軍歴を持つベテラン。
1885 yılında Lucien Gaulard ve John Dixon Gibbs'in fikirlerine dayanan alternatif akımı pratikleştirdi.1885年に、ルシアン・ゴーラールとジョン・ディクソン・ギブスの考えに基づく初めての実用的な交流の装置を開発した。
Gerçek olaylara dayanan bir hikâyeden yola çıkılmıştır.実話を元に紡がれた修復師の真実の物語。
İber Yarımadası'nda dayanan son İslam şehirlerinden birisi olmuştur.伊勢市から磯部町へ向かう場合は右折になる。
Arkasından ona dayanan bir de genç.肥えて上背のある女の子。
Kapalı ve yapay ortamlarda balık bakılması, tarihi çok eskilere dayanan bir uygulamadır.閉鎖環境あるいは人工環境中で魚を飼うことは、歴史的に深い起源を持つ。
Eğitim zorunlu hale getirilerek sınıf farklılıklarına dayanan konfüçyüsçü eğitim sistemi lağvedilmiştir.そのために義務教育の制度が定められた。
Şehirde petrol ürünlerinin işlenmesine dayanan sanayi gelişmiştir.市内は油田で働く人たちのための産業が発達している。
Sarı kristaller, el çabukluğuna dayanan sihirli gösteriler sunabilmesine yarar.そして、自分のために使うことはできない、高く跳び速く走れる魔法の赤い靴を渡す。
400 yıla dayanan bir tarihi vardır.創立四百年の歴史を持つ。
Düzen olmadan kaosun, kaos olmadan da düzenin var olamayacağına dair inanca dayanan düşünceden yola çıkar.また無政府状態は、無秩序・混乱・混沌を意味しない点に注意しなければならない。
Bu sırada, nano-ölçek teknolojilerindeki gelişmelere dayanan ürünlerin ticarileşmesi başladı.今後、ナノテクノロジーの進歩によってさらなる発展が見込まれている。
Ayrıca İtalya'nın Kuzey Afrika'da tek başarı şansının sürprize dayanan hızlı bir taarruz olduğunu görmüştür.他也了解意大利在北非成功的一个机会是基于突然袭击的快速攻势。
Arada metne dayanan (tuluat olmayan) komediler de oynanıyordu.」舉坐歡笑,乃以驢賜恪。