İnsanların orada yaşadıklarını tespit eden Eski Taş Çağı'na dayanan izler bulunmuştur.С древних времён человек задавался вопросом о различии живого и неживого.
Binlerce yıl önceye dayanan tarihi, hala araştırılıyor.Нас обманывали тысячи лет и обманывают до сих пор.
2004 ile 2006 arasında Friends'deki karakterine dayanan Joey adlı kendi sitcom dizisinde rol almaktadır.С 2004 по 2006 год играет Сета в американском ситкоме «Джоуи».
325 kullanıcının oyuna dayanan Internet Movie Database (IMDb) ise 6.6/10 puan vermiştir.Текущий рейтинг фильма по голосованию пользователей сайта IMDb — 6,5 из 10.
Latini, her ikisi de sadece çikolata ve şeker içeren, içeceğe dayanan buzlar için iki tarif üretti.وبإعتمادة على المشروبات انتج لاتيني وصفتين من الثلج ، وكلاهما يحتوي على الشوكولاتة والسكر فقط.
Dayanan takriben 400 menzumesinin dizeleri Rusya’da sık sık iktibas edilir.وقد بقي منه أكثر من 400 أشعار وسطورها تسرد عادة في روسيا.
Romanda ve öyküde toplum sorunları gözleme dayanan bir gerçekle anlatılmıştır.فكانت الرواية والقصة القصيرة تحكي عن مشاكل الشعب بحقيقة تعتمد على المشاهدة.
Bu, Zijes olarak bilinen ve Hint astronomik yöntemlerine dayanan birçok Arapça Zijes'den ilkidir.وهذا هو أول زيج من العديد من الزيجات العربية التي تستند على الأساليب الفلكية الهندية المعروفة باسم السند هند.
Bütün bünlar tümüyle Atina ordusu'ndaki üstün liderliğe dayanan sonuçlardır.قبل الجينوفي أخيرا جميع شروط الأدميرال الإسباني.
Arkasından ona dayanan bir de genç.خلفه ابنه يزيد بن معاوية.
Ancak Asur, Anadolu'ya Akadlar gibi zora dayanan bir yayılmayla girmedi.وهذا لا يعني أن الإسلام لم ينتشر في المغرب قبل الإمام إدريس.
KWin, her ikisi de ECMAScript'e dayanan QML veya QtScript kullanılarak komut dosyası ile yapılandırılabilir.يمكن ضبط «نوافذك» عبر استخدام مخطوطات كيوإمإل أو QtScript المبنيّان على ECMAScript.
Onu en meşhur eden film, Frank Dux 'un gerçek hikâyesine dayanan Bloodsport filmi oldu.بعده كان الفيلم Bloodsport، استنادا إلى قصة حقيقية.
Tarihi çok eskilere dayanan bir yerleşim bölgesidir.الوطن عبارة عن المكان الذي يرتبط به الشعب ارتباطا تاريخيا طويلا.
Kapalı ve yapay ortamlarda balık bakılması, tarihi çok eskilere dayanan bir uygulamadır.A criação de peixes em lugares fechados ou artificiais é uma prática muito antiga.
1869'da Dmitri Mendeleev, Dalton'un keşiflerine dayanan periyodik tablo düzenini oluşturdu.Em 1869, Dmitri Mendeleev compôs a tabela periódica dos elementos tomando como base as descobertas de Dalton.
Japonya, Krugman'ın niceliksel kolaylaştırma tekniğine dayanan bir başka teknik kullandı.O Japão usou outra técnica, um pouco baseada na de Krugman, chamada de quantitative easing.
Peynir kökeni oldukça eskiye dayanan bir yiyecektir.O queijo é um alimento antigo.
Tights giymek, erkekler tarafından giyildiklerinde birkaç asır öncesine dayanan bir geçmişe sahiptir.(Forma composta) Um fato que pode acontecer depois de um determinado fato passado.
GPGME'ye dayanan çeşitli grafik ön uçlar oluşturulmuştur.Várias interfaces gráficas foram criadas utilizando o GPGME.
İman, vahye dayanan nakle teslim olmak demektir.Se Alá quiser, a próxima vez será pela mão dos crentes."
Kuantum dolanmasına dayanan teknolojiler günümüzde gelişmektedirler.Tecnologias baseadas no entrelaçamento quântico estão atualmente em desenvolvimento.
Monty Hall problemi, Amerikan TV yarışma programı Let's Make a Deal'a dayanan bir olasılık bulmacasıdır.Uma piada sobre probabilidade, o problema de Monty Hall, demonstra as armadilhas muito bem.
Heiligendamm (Almanca söyleniş: haɪ̯lɪɡn̩̩ˈdam), Almanya'da kökleri 1793 yılına dayanan bir sayfiye yeridir.Heiligendamm (pronúncia em alemão:IPA: ) é uma estância balnear alemã, fundada em 1793.
Yorum bir bilgi ya da gözleme dayanan sözlü ya da yazılı ifadedir.Neste sentido, a informação é um conhecimento inscrito ou gravado sob uma forma escrita, oral ou audiovisual.
Eski Uygur Türkçesi dönemi, yazı dili olarak Göktürkçeye dayanan, onun devamı olan bir dönemdir.A arte religiosa pública no Islã era, e continua sendo, a caligrafia.
Vazo üzerindeki bu biçimlendirme tamamen çizgiye dayanan bir anlatımdır.A pintura na parede parece a confirmação desta ideia.
Pisco Sour, pisco temeline dayanan bilindik bir kokteyldir.Pisco dient als basis voor de populaire cocktail Pisco Sour.
Mössbauer spektroskopi, Mössbauer etkisine dayanan bir spektroskopik tekniktir.Mössbauerspectroscopie is een spectroscopische techniek die gebruikmaakt van het Mössbauereffect.
İman, vahye dayanan nakle teslim olmak demektir.Iman (إيمان) het geloof dat iemand zelf heeft.
Systema (Rusça: Система, "Sistemi"), kökeni 10. yüzyıla dayanan Rus savunma sanatı.Systema (Russisch: Система; Sistema) is een Russische vechtkunst.
En uzun dayanan Soli olmuştur.Vormt het onderste linkerbeen.
Mandıracılık, süt üreten sığırların beslenmesine dayanan bir tür hayvancılık alanıdır.Duidelijk herkenbaar is de melkkelder, kenmerkend voor een veeteeltbedrijf.
Bu, gerçek bir olaya dayanan bir hikâye.Het is een verhaal gebaseerd op een echte gebeurtenis.
Binof Leadership Yumenes: Damaya'nın yardımına dayanan güçlü bir ailenin kızı.Binof Leadership Yumenes – potomkini potężnej rodziny, której pomaga Damaya.
Robert Hart, doğal ormanın farklı seviyelere bölünebileceği gözlemine dayanan bir sistemin öncülüğünü yaptı.System Roberta Harta bazował na podziale naturalnego lasu na poszczególne warstwy.
Halk (volk) kan birliğine dayanan bir ırktan müteşekkildir.Но слово) Gniew naroda (ros.
Çok eskilere dayanan bir tarihi olduğu bilinmektedir.Źródło znane było od dawna.
En uzun dayanan Soli olmuştur.Jest jej największym lewym dopływem.
Dayanan takriben 400 menzumesinin dizeleri Rusya’da sık sık iktibas edilir.Zachowało się około 400 jego wierszy, które są w Rosji wyjątkowo często cytowane.
Tarihi yıllar önceye dayanan bir kervansarayı bulunmaktadır.Jest to pozostałość po dawno już nieczynnym kamieniołomie.
Ve Allah'a dayananların daha güçlü olacağı inancıyla hareket ediyorduk.Men de troendes kärlek till Gud är starkare" (Sūrat al-Baqarah vers 165).
Böcü köyü, 1453 İstanbul fethine dayanan bir geçmişi vardır.O, jag vet ett land av evig fröjd 143.
Para sistemi altın ve gümüşe dayanan bir sistemdi.Den nya regeringen införde ett myntsystem grundat på både guld- och silvermynt.
On ikinci yüzyıla dayanan freskleri hala görülebilir durumdadır.Freskerna från 1000-talet har följande motiv.
RFC 2535'e dayanan DNSSEC'i uygulamak için planlar yapıldı.Було заплановано реалізовувати DNSSEC, ґрунтуючись на IETF RFC 2535.
Sosyal psikoloji araştırmalarına dayanan bazı teknikler propaganda oluşturmak için kullanılır.Для здійснення пропаганди використовують чимало методів, які базуються на дослідженнях соціальної психології.
Bu sırada, nano-ölçek teknolojilerindeki gelişmelere dayanan ürünlerin ticarileşmesi başladı.У той же час, з'явилася комерціалізація продуктів на основі досягнень в області нанорозмірних технологій.
Dominikenler, Kiliseye öncelik prensibine dayanan tarikattır.Далеко не всі мормони розуміли, за яким принципом передаються повноваження у Церкві.
Sanat ona göre insan zihni için gerekli bir işlevdir ve iş birliğine dayanan bir etkinliktir.Він вважав, що людина є діяльною істотою, а її праця є джерелом добробуту.
Realizm temelde dört önermeye dayanan bir Uluslararası İlişkiler geleneğidir.Реалізм є традицією в міжнародній теорії, яка базується на чотирьох твердженнях: 1.
Bu demektir ki sezgiye dayanan çıkarımlar uygun olmayan kararlara yol açabilir.Справа у тому, що судження за аналогією часто могло призвести до сумнівних висновків.
Mozilla Kamu Lisansı (kısaca MPL), açık kaynak koda dayanan bir özgür yazılım lisans modelidir.Mozilla Public License (MPL) — одна з ліцензій на вільне програмне забезпечення.
Hindistan'da çocuk işçiliği temelde yoksulluğa dayanan karmaşık bir sorundur.Dětská práce představuje v Indii obrovský problém, který souvisí hlavně s chudobou.
Etnik, dinsel ya da bölgesel ayrımlara dayanan bütün siyasi partileri feshetti.Okamžitě zakázal všechny politické strany založené na národnostním, náboženském nebo teritoriálním základě.
En eskiye dayanan spor federasyonlarından biridir.Je jednou z nejstarších sportovních federací.
SLIP üst katman protokollerine dayanan hatalar için tespit hizmeti vermez.SLIP neposkytuje detekci chyb, kterou musí zajistit protokol protokol vyšší vrstvy.
En uzun dayanan Soli olmuştur.Levé rameno bylo mohutnější.
Çok eskilere dayanan bir tarihi olduğu bilinmektedir.Je to potvrzení toho, co se již dlouhou dobu předpokládalo.
Lindesberg, yüzyıllara dayanan tarihe sahip bir İsveç kentidir.Breitling je švýcarská hodinářská legenda se stoletou tradicí.