Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Deste modo, fornece aos seus públicos um panorama fundamentado do fenómeno da droga a nível europeu.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Dostarcza odbiorcom oparty na dowodach obraz zjawiska narkomanii na szczeblu europejskim.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Ennek során az európai szintű kábítószer-jelenség bizonyítékalapú képét vázolja fel a célközönségnek.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Genom att göra detta ger ECNN sin publik en faktabaserad bild av narkotikasituationen på europeisk nivå.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Pre svojich adresátov takto poskytuje na dôkazoch založený obraz o drogovom fenoméne na celoeurópskej úrovni.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Prin aceasta, OEDT oferă publicului său o imagine documentată privind fenomenul drogurilor la nivel european.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Svým uživatelům tak poskytuje fakty podložený obrázek tohoto jevu na celoevropské úrovni.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Tako svojemu občinstvu zagotavlja z dokazi podprto sliko pojava drog na evropski ravni.
Böylelikle izleyicilerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu sorununun belgelere dayanan bir tablosunu sunar.Με το έργο του αυτό παρέχει στο κοινό μια τεκμηριωμένη εικόνα του φαινομένου των ναρκωτικών στην Ευρώπη.
Bu aslında bir hayli eskiye dayanan bir fikir. Bunu ilk açıklayan insan 1651'de Thomas Hobbes'tı.Az első ember, aki ezt elmagyarázta,
Bu bir sağduyu, basit ve şiddetin hükümete uygun olduğuna dayanan yanlış argümandırИ это не повлечёт никаких последствий: всё равно ничего не станет действием.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Aceasta nu este o afirmaţie filozofică, este pur şi simplu ştiinţă bazată pe fizică, chimie şi biologie.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Đây không phải là lời phát biểu triết lý, đây chỉ là khoa học dựa trên vật lý, hóa học và sinh học.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Dit is geen filosofische uitspraak, dit is gewoon wetenschap gebaseerd op natuurkunde, scheikunde en biologie.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Esto no es una declaración filosófica, es sólo ciencia respaldada por la física, la química y la biología.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Ez nem egy filozófiai kijelentés, ez csupán tudomány melynek alapja fizika, kémia és biológia.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Ini bukanlah pernyataan filosofis, namun hanya sekedar ilmu pasti berdasarkan fisika, kimia, dan biologi.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Isto não é uma afirmação filosófica. Isto é apenas ciência baseada em física, química e biologia.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.이것은 철학적인 진술이 아닙니다, 이것은 단지 물리학과,
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Non è un'affermazione filosofica, è solo scienza basata sulla fisica, la chimica e la biologia.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Tämä ei ole filosofinen toteamus, tämä on vain tiedettä, pohjautuen fysiikkaan, kemiaan ja biologiaan.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.To nie teza filozoficzna, to po prostu nauka oparta na fizyce, chemii i biologii.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Αυτή δεν είναι μια φιλοσοφική δήλωση, είναι απλά επιστήμη βασισμένη στη φυσική, τη χημεία και τη βιολογία.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Това не е философско твърдение, това е просто наука, базирана на физика, химия и биология.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.Это не философское утверждение, это просто знание, основанное на физике, химии и биологии.
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.זאת לא הצהרה פילוסופית, זהו פשוט מדע המבוסס על פיזיקה,
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.هذا ليس كلاما فلسفيا، هذا فقط علم يعتمد على الفيزياء،
Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan.これは科学なのです 物理 化学 生物学に 基づいているのです
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.C'est un échange très risqué basé seulement sur l'imagination
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.Es un trato de mucho riesgo basado solo en la imaginación.
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.E' un affare molto rischioso basato solo sull'immaginazione.
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.Ini adalah kesepakatan yang sangat beresiko hanya berdasarkan imajinasi.
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.Това е много несигурна сделка, основана само върху въображението.
Bu yüzden bilgisayarların vardığı kararlar keyfi değil gerçek fiziksel nedenlere dayanan kararlar olacaktır.De aceea deciziile, în loc să fie arbitrare, se vor baza pe nevoile reale fizice.
Bu yüzden bilgisayarların vardığı kararlar keyfi değil gerçek fiziksel nedenlere dayanan kararlar olacaktır.Por lo tanto sus decisiones, en vez de ser arbitrarias, se basarán en necesidades físicas reales.
Çıkışı Dünya Zirvesi, Biyoçeşitlilik Antlaşması ve Cartagena Biyoçeşitlilik Prokotokolü"ne dayanan yasa,ويعود تاريخه إلى ما قبل قمة الأرض، وقبل اتفاقية التنوع الحيوي وقبل ميثاق قرطاجة للسلامة الأحيائية
Çıkışı Dünya Zirvesi, Biyoçeşitlilik Antlaşması ve Cartagena Biyoçeşitlilik Prokotokolü"ne dayanan yasa,カルタヘナバイオセーフティ議定書にも先行しています。、 すべてそれは、遺伝子組み換え作物を規制するためです。
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...efterdi Kødets Higen er Fjendskab imod Gud, thi det er ikke Guds Lov lydigt, det kan jo ikke heller være det.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...fordi kjødets attrå er fiendskap mot Gud - for det er ikke Guds lov lydig, kan heller ikke være det -
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...육신의 생각은 하나님과 원수가 되나니 이는 하나님의 법에 굴복치 아니할뿐 아니라 할 수도 없음이라
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...Onze eigen zin gaat recht in tegen de wil van God. Hij onderwerpt zich niet aan Gods wet en kan dat ook niet.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...Protože smýšlení těla jest nepřátelské Bohu; nebo Zákonu Božímu není poddáno, a aniž hned může býti.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...Przeto iż zmysł ciała jest nieprzyjacielem Bogu; bo się zakonowi Bożemu nie poddaje, gdyż też i nie może.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...Pues la intención de la carne es enemistad contra Dios; porque no se sujeta a la ley de Dios, ni tampoco puede
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...zato ker je meseno mišljenje sovraštvo do Boga, ker se Božji postavi ne pokorava, saj se tudi ne more.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...потому что плотские помышления суть вражда против Бога; ибо закону Божию не покоряются, да и не могут.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...Тим що думаннє тілесне - ворогуванне проти Бога; законові бо Божому не корить ся, та й не може.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...יען מחשבת הבשר רק שנאת אלהים היא באשר לא תשתעבד לתורת האלהים ואף איננה יכולה׃
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...لان اهتمام الجسد هو عداوة للّه اذ ليس هو خاضعا لناموس الله لانه ايضا لا يستطيع.
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...原 來 體 貼 肉 體 、 就 是 與 神 為 仇 . 因 為 不 服 神 的 律 法 、 也 是 不 能 服
Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrıya düşmandır; Tanrının Yasasına boyun eğmez, eğemez de...原 來體貼 肉體 、 就 是 與神為仇 . 因 為不服神 的 律法 、 也是 不 能 服
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım.Khi nó tồn tại trong nhận thức của con người.
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım.즉, 대자연은 그 자체로 존재할 수 있을 뿐이라는 생각에 기반한 것입니다. 왜냐하면 대자연은 인간의 의식에 의해 존재의 숨결로 불어넣어졌기 때문입니다.
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım.le fait que la Terre en elle-même ne puisse exister que par le biais de la conscience humaine.
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım. Şimdi, bu ne anlama geliyor?Mitä tämä tarkoittaa?
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım. Şimdi, bu ne anlama geliyor?Mit is jelent ez?
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım. Şimdi, bu ne anlama geliyor?O que é que isso significa?
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım. Şimdi, bu ne anlama geliyor?Wat betekent dat?
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım.אלא על אינטואיציה מעודנת בהרבה: הרעיון שכדור הארץ עצמו יכול להתקיים רק משום שהתודעה האנושית מפיחה בו חיים.
Dünya'nın sadece insan bilinci sayesinde var olabileceğine dayanan bir varsayım.الفكرة في أن الأرض نفسها يمكن أن توجد فقط لأنها تستمد الوجود من الوعي البشري