Ana içeriğe geç
Sözlük

dayan ile cümle

dayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Artık dayanamıyordum.I just couldn't take it anymore.
Kanın görünüşüne asla dayanamadım.I never could stand the sight of blood.
O gürültüye artık dayanamıyorum.I cannot stand that noise anymore.
Garaj duvarına dayanan bir merdiven var.There's a ladder leaning against the garage wall.
Buna senin için dayanıyordum.I was holding this for you.
Dayan, Tom.Hold up, Tom.
Bu kadar soğuğa nasıl dayanabilirsin?How can you endure such cold?
Ampirik veriler yalnızca gözleme dayanır.Empirical data is based solely on observation.
On bin tane cümle eklemek için dayanma gücüne çok ihtiyacın var.You need a lot of stamina to add ten thousand sentences.
Tom, Mary ile yalnız kalmaya dayanamazdı.Tom couldn't stand being alone with Mary.
Bu ders kitabının ilkesi iletişimsel yönteme dayanmaktadır.The principle of this textbook is based on the communicative method.
Maaş satışlara dayanmaktadır.The pay is based on sales.
Kız arkadaşından ayrı kalmaya dayanamadı.He couldn't stand being away from his girlfriend.
Sese nasıl dayanıyorsun?How can you stand the noise?
Sese nasıl dayanıyorsunuz?How can you stand the noise?
Bu gürültüye artık dayanamıyorum.I can't stand that noise anymore.
Onun kanıları kanıtlanmamış varsayımlara dayanıyor.His conclusions are based on unproven assumptions.
Ben odanın ortasında dayanıyordum.I stood in the middle of the room.
Orada dayanan o adam benim babamdır.That man standing over there is my father.
Orada bana bakarak dayanıyordu.She stood there looking at me.
Ben haşlanmış soğana dayanamam.I can't stand boiled onions!
Yaşamayı sürdürmek için tek yolumuz insani dayanışmadır.Human interdependence is our only way to survive.
Bu gürültü dayanılmaz.This noise is unbearable.
Senin yüzünü sevmiyorum ve ben artık şirketinize dayanamıyorum.I don't like your face and I can't bear your company any longer.
O film aynı adı taşıyan bir kitaba dayanır.That movie is based on a book of the same name.
Sizin davranışınız dayanılmaz.Your behaviour is intolerable.
Gelecek yıl için bütçenin hesaplanması bu yılın maliyetlerine dayanmaktadır.The calculation of the budget for next year is based on the costs this year.
İhtiyacın olan şey dayanıklılıktır.What you need is staying power.
Yoksun olduğun şey dayanma gücü.What you lack is stamina.
Sen en büyük zayıflığımı keşfettin: dayanılmaz ağrı.You discovered my biggest weakness: excruciating pain.
Arabana dayanan şu adam kim?Who's that guy leaning against your car?
Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.Tom closed his eyes tightly and endured the pain.
Tom ağrıya daha fazla dayanamadı.Tom couldn't stand the pain any longer.
Tom buna daha fazla dayanamadı.Tom couldn't take it any longer.
Tom bir duvara dayandı ve karşı duvara boş boş baktı.Tom leaned against one wall and stared blankly at the opposite wall.
Tom dayanılmaz acı içindeydi.Tom was in unbearable pain.
Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.Tom was leaning against the wall near the door.
Tom duvara dayanıyordu.Tom was leaning against the wall.
Acı dayanılmaz.The pain is excruciating.
Onu terk etme düşüncesine dayanamadı.He couldn't bear the thought of leaving her.
Dayanışma bir silahtır.Solidarity is a weapon.
Evdeki durum her geçen gün daha dayanılmaz hale geliyor.The situation at home is getting more unbearable every day.
Bu kumaş çok yıkamaya dayanıklı değildir.This cloth won't stand much washing.
Bu hikaye gerçek bir hikayeye dayanıyor.This story is based on a true story.
Bana bir dayanak noktası verin, Dünya'yı yerinden oynatayım.Give me somewhere to stand and I will move the earth.
Tom, dayan.Tom, hold up.
Tom dayanıklı değildir.Tom isn't tough.
Tom Mary'yi dayanılmaz buldu.Tom found Mary irresistible.
Bu bakteri penisiline karşı dayanıklıdır.This bacterium is resistant to penicillin.
Ben sokaktaki tüm bu gürültüye dayanamam.I can't stand all that noise in the street.
Ne kadar dayanabileceğimi bilmiyorum.I don't know how long I can hold out.
Tom'u dayanılmaz buluyorum.I find Tom irresistible.
İlk göçmenler, sonra siz. Bizim dayanışma - Sosyal yamyamlık için cevap.First the immigrants, then you. Our solidarity - the answer to social cannibalism.
Tom çok dayanıklıdır.Tom is very tough.
Tom'un dayanacağı hiç kimsesi yok.Tom doesn't have anyone to lean on.
Tom artık ona dayanamadı.Tom couldn't stand it anymore.
Artık acıya dayanamıyorum.I can't stand the pain anymore.
Tom bir bastona dayanıyordu.Tom was leaning on a cane.
Tom sandalyenin arkasına dayanıyordu.Tom was leaning on the back of the chair.
Tom herkesin onun olduğunu söylediği kadar dayanıklı değil.Tom isn't as tough as everyone says he is.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod