Ana içeriğe geç
Sözlük

dayan ile cümle

dayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ekonomi Sovyet sistemine dayanıyordu.La Formation du système soviétique.
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Au début, l'économie autour du lac était basée sur le commerce des fourrures.
Godiva'nın kökeni 1926 yılında Brüksel'de Joseph Draps tarafından kurulan çikolata toptancılığına dayanır.Godiva est un chocolatier anciennement belge fondé par Joseph Draps en 1926.
Bu televizyon kanalının kurulması 1931 yılına kadar dayanmaktadır.La loi ordonnant la construction de ce canal date de 1931.
Westmoreland Kontu "Ralph Neville, 1. Westmorand Kontu"'na dayanır.Robert Umfraville sert d'abord sous les ordres de Ralph Neville, 1er comte de Westmorland.
Basitçe fikir, George Berkeley'in yazılarına dayanır.Elle résume l'immatérialisme de George Berkeley.
Bu haliñe can dayanır mı?Caro saura-t-elle résister ?
Arada metne dayanan (tuluat olmayan) komediler de oynanıyordu.Ils avaient cependant adopté la coutume de la satî.
Tang ve Batı Göktürkler arasındaki çatışmalar, Tang Hanedanlığı'nın kurulduğu döneme kadar dayanmaktadır.Les contacts entre les Tang et les Turcs Occidentaux existent depuis la fondation de la dynastie.
Bu yöntemlerin her biri farklı fiziksel prensibe dayanmaktadır.Il en existe différents types, basés sur des principes physiques différents.
1 hafta dayanıklılığı vardır.La mutinerie dure une semaine.
Adı Rus koramiral Vasiliy Mihayloviç Golovin'e (1776–1831) dayanır.Son nom provient de celui du vice-amiral russe Vassili Golovnine (1776-1831).
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Il résiste bien aux froids rigoureux en hiver, mais il est très sensible aux gelées de printemps.
1650 tarihine dayanmaktadır.L'oeuvre date de 1650.
Eyalet ekonomisi tarım, üretim ve maden endüstrilerine dayanmaktadır.L'économie de l'État est fondée sur l'agriculture, l'industrie et l'exploitation minière.
Aktif ve dayanıklı olmasının yanında fare ve sıçanları yakalayacak kadar atik ve kıvraktır.Il se montre actif et efficace chez la souris et le rat de laboratoire.
İstanbul'da ve İzmir'de "Sevdilli ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Yardımlaşma Dernekleri" vardır.Pour l'heure, nous pouvons uniquement apporter à nos fans d'Istanbul notre amour et notre soutien."
Elektriğin tıbbi amaçlarla ilk kullanımı da bu olaya dayanmaktadır.L'utilisation médicale d'origine antique de l'électricité se poursuit dans les mêmes temps.
2. Kanuni dayanağı olmadan kimse tutuklanamayacak, hapis ve sürgün edilemeyecekti.Des choses qu'ils ne pourraient pas faire sans divorcer ou se retrouver en prison.
Toyota Yaris'in tasarımına dayanmaktadır.L'usine est spécialisée dans la production de Toyota Yaris.
Ancak tarihî dayanağı yoktur.Mais elle n'a rien d'historique.
Sistem, XML'e dayanmaktadır.Il est fondé sur le XML.
Kyle önsezisine dayanarak internetin kablosunu çekip takar.Elle commence à décoder le message de Michael grâce à son téléphone portable.
Modern Fransız ordusu karşısında yeniçeri sistemi ancak bir saat dayanabildi.Pour l’heure française, ajouter une heure.
Mazda Capella’da kullanılan GF platformuna dayanmaktadır.Elle est basée sur la Mazda Capella.
Küba müziği Afrika ve Avrupa’nın melodilerinin, ritimlerinin ve çalgılarının bir karışımına dayanır.La musique cubaine est une fusion d'harmonies, de mélodies, de rythmes et d'instruments d'Afrique et d'Europe.
Köyün kuruluşu; II. Mehmet'in, Trabzon seferi öncesine dayanır.La campagne pour assurer l’avenir du CIRM, ou CIRM.2, a déjà commencé.
Patronimik : Babasının soyadına dayanılarak verilen isim.Dear Father : un titre qu'elle a dédié à son père.
Kökeni, Pekin'deki Yasak Şehir'de 1925'te kurulan Saray Müzesi'ne dayanır.Une partie se retrouvant au musée du Palais dans la Cité interdite à Pékin.
Ulus inşası için gerçek öykülerden cok efsanelere ve fantastik anlatılara dayanıldığını vurgular.Dans ce terreau fertile, il n'est donc pas étonnant que des croyances et légendes populaires aient vu le jour.
Ek olarak 96 saatlik kesintiye dayanabilir.Le délai sera alors de 96 heures.
Ama Willow buna dayanamayınca Tara onu terk eder.Découvrant ce que Willow a fait, Tara décide de la quitter.
Her türlü toprak koşuluna dayanıklıdır.À ce moment-là, toute forme de vie terrestre sera impossible.
Bu kuruluşlar da diğerleri ile aynı ilkelere dayanmışlardır.La constitution des autres groupes obéit aux mêmes principes.
Genel olarak toprağın mil oranı %2.5'un altında ise dayanıklı, üstünde ise dayanıksız olarak ifade edilir.Bien que le poids de l'optique soit de 2,5 tonnes, on peut le faire tourner à la main sans effort.
Setra, köklü bir geçmişe dayanan Alman otobüs üreticisidir.Setra est un constructeur allemand d'autocars et d'autobus.
Cebirin temel teoreminin Liouville teoremine dayanan kısa bir kanıtı vardır.Une preuve très concise repose sur le théorème de Liouville en analyse complexe.
Ancak daha sonra kayınvâlidesinin zulmüne dayanamayarak boşanmış ve Türkiye'ye geri dönmüştür.Il repousse alors sa compagne qui s'envole au loin, puis revient et l'embrasse.
Genel tedbirler ulusal seviyede yapılacak düzenlemelere dayanmaktadır.Il assure la cohérence des actions mises en place au niveau local.
Caleb artık Julie'nin yaptıklarına dayanamaz ve Julie'den boşanmak ister.Caleb demande le divorce à Julie.
Bir şiirine dayanarak Ünye de vefat ettiği iddia edilir.En effet, selon une prophétie, c'est un Furien qui doit annoncer leur chute.
İğne sözcüğünün kökeni iğ'e dayanır.Il faut résoudre l'énigme imposée dans le kata.
Bu yüzden de, kuraklığa dayanıklıdırlar.Ils résistent bien à la pourriture.
Çünkü Kur'an'da zina suçunun karşılığı olarak geçmeyen bu ceza hadislere dayandırılmaktadır.Force est d’exécuter ceux que le châtiment n’a pas détournés du crime.
Pre-dreadnought, çelikten yapılır ve dayanıklı bir zırh ile kaplanırdı.Les pré-dreadnoughts furent développés à partir des cuirassés à coque en fer.
Gojiranın bazı temaları Duplantier'in doğayı korumak konusundaki kişisel düşüncelerine dayanır.La plupart des objectifs de Camber tournent autour de la protection du peuple de Gwynedd.
Geleneği gezi yazıları ve sömürgecilik dönemi raporlarına da dayanmaktadır.Il en est de même des rééditions et des tirages de la période du déclin.
David Conforte, 1671'de Mısır'da dayandı.David Conforte est dayyan (juge) en Égypte en 1671.
Bu balık türü çok dayanıklıdır,beslenmesi en kolay türlerdendir.Ce poisson est considéré comme l’une des espèces les plus faciles à attraper.
Ballıbabalar verimli topraklarda yetişir ve soğuğa oldukça dayanıklıdır.Heureusement les poiriers poussent bien dans un terrain frais...
Anne tarafından kökleri Theodore Kantakouzenos ile Euphrosyne Palaiologina'ya dayanır.Il épousa la fille de Theodore Kantakouzenos et d'Euphrosyne Palaiologina.
Bir grup insanın, kendi arasında, ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır.Les membres d'une bande coopèrent, notamment pour chasser et partager leur nourriture.
Geçmişi 14. yüzyıla dayanmaktadır.Elles datent ainsi du quatorzième siècle.
Robert Kirkman'ın aynı isimli çizgi romanına dayanmaktadır.Il est basé sur le comic du même nom de Robert Kirkman.
Beldenin tarihi hakkında resmî belgelere dayanan kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Il est presque impossible de trouver des données historiques relatives aux chevaux sans papiers.
Kentin nüfusu buna dayanarak büyümeye başladı.À partir de sa fondation, la population de la ville commença à croître.
Bu demektir ki sezgiye dayanan çıkarımlar uygun olmayan kararlara yol açabilir.La bonne qualité des décisions prises permettant seulement de retarder l'inévitable.
İlk bant-karikatürler, şovun kardeş dergisi Simpsons Illustrated'te, 1991'deki Simpsonlar'a dayandı.La première bande dessinée basée sur les Simpson est apparue en 1991 dans la revue Simpsons Illustrated.
Bu görüş dokuz ana ilkeye dayanmaktadır.Ce service initial était constitué de neuf routes principales.
Tarihte sığır yetiştiriciliği çok eskilere dayanmaktadır.L'utilisation comme aliment du bétail est manifestement ancienne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod