Ana içeriğe geç
Sözlük

dayan ile cümle

dayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Glee dizisindeki Will Schuester karakteri, kısmen Marquette dayandırıldı.Le personnage Will Schuester dans Glee est partiellement basé sur Marquette.
Dayanırım, inan.Cessez de résister, croyez-moi.
Gölgeye dayanırlar.Supporte l'ombre.
Chuquicamata sözcüğü Aymara dilinde gelip, kökeni bölgeye ilk yerleşenlere dayanır.Le mot Chuquicamata vient de la langue aymara, il désigne les premiers habitants de la région.
Bu yöntemle kuşlar yüksek sıcaklıklara dayanabilmektedir.Les oiseaux peuvent ainsi supporter des températures relativement élevées.
İslam dinince şehrin kutsallığı ve kökeni İbrahim'e dayandırılmaktadır.L'islam se présentera quant à lui comme le rétablissement de la religion pure et rationnelle d'Abraham.
Bu temel teknolojisi 1919 yılına dayanmaktadır.Cette technologie remonte à 1919.
2006 yılında çıkarılan Uçak biletlerindeki dayanışma vergisine karşı çıkmıştır.Il s’oppose en 2006 à la taxe de solidarité sur les billets d'avion.
Ayrım Francis Bacon’ın Novum Organium’una (1630) dayanır.La distinction remonte à Francis Bacon et son œuvre Novum Organum, 1620.
Seyahatlerine dayanarak, 1849'da yayınlanan Viajes por Europa, África, y América adlı kitabı yazdı.Il tira de ces voyages la matière de son livre Viajes por Europa, África, y América, qui parut en 1849.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.Cependant, ces deux hypothèses ont été contestées pour des raisons différentes.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.Les plus anciennes traces de Zababa remontent à cette période.
Odunu sert ve dayanıklıdır bu yüzden demiryolu travesi yapımında kullanılır.Le bois est très dur et durable et utilisé dans les traverses de chemin de fer.
Adobe, Flex Builder'in yeni sürümünü açık kaynak Eclipse platformuna dayanarak kurdu.Adobe a basé sa nouvelle version de Flex Builder sur la plate-forme Eclipse open-source.
1814'te düşman orduları Paris kapılarına dayandı.En 1814 les troupes étrangères sont aux portes de Paris.
Roman gerçek bir hikâyeye dayanmaktadır.Le roman s’inspire d’une histoire vraie.
690)nin ifadelerine dayanmaktadır.À partir de 990, tous les actes ont sa souscription.
Serisi, Fransız yazar Romuald Racioppo'nun Les Pyjamasques kitap serisine dayanır.La série est basée sur la série de livres de Les Pyjamasques par l'auteur français, Romuald Racioppo.
Soyu peygambere dayandığı için 'seyyid' unvanına sahiptir.Ils sont entièrement dévoués à sa cause et sont devenus ses messagers auprès des hommes.
"Yahya'nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk" dediler.Ils leur dirent : « Maintenant, nous autres juifs, nous nous sommes tous concertés pour lui faire la guerre.
Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır.L’Allemagne entend prendre l’initiative militaire selon le plan Schlieffen.
Kalyon ise kadırgadan çok daha dayanıklıydı.La prise de Coron fut plus difficile.
İber Yarımadası'nda dayanan son İslam şehirlerinden birisi olmuştur.Rié (puis Riez) fut une île à l'origine de la cité.
Büyük ölçüde olumlu akademik değerlerin bilimsel faaliyetlerinden kaynaklanan itici güç dayanmaktadır.Les valeurs académiques positives sont basées sur la force motrice provenant des activités scientifiques.
Tarihi 550 yıla dayanmaktadır.Elle est datée de 550 000 ans.
Kökenleri Alaska'daki Nunamiutlara dayanır.C'en est trop pour ses partisans en Écosse.
Konsol, Nintendo 64'e dayanmakta olup doğrudan televizyona takılmaktadır.Le système ressemble à une manette de Nintendo 64 et se branche à la télévision.
Marge sonunda dayanamaz ve çıplak gözle bakar.À ce moment, Marge se redresse et est nue dans ses draps.
Monroe'nun sesi, psikiyatrist David Viscott'un sesine dayanmaktadır.Sa voix est basée sur celle du psychiatre David Viscott (en).
Osmanlı Arşivciliğinin Teorik Dayanakları Hakkında.Sur la théorie des ondes sonores.
Çok hızlı olmamakla birlikte, iyi dengelenmiş ve dayanıklıdırlar.Mais quand ils ne sont pas observés ils sont rapides et très dangereux.
RPC (Remote Procedure Call) fikri 1976'ya, RFC 707'lerin tanımlandığı tarihe dayanır.L'idée de RPC date d'au moins 1976, quand il a été décrit dans le RFC 707.
Britanya İmparatorluğu'nun temelleri, iki ayrı krallık olan İngiltere ve İskoçya krallıklarına dayanmaktadır.La fondation de l'Empire britannique eut lieu alors que l'Angleterre et l'Écosse étaient des royaumes séparés.
Eğitim programı İngiltere`deki Heriot-Watt Üniversitesi ile ortaklık ve iş birliği ilişkisine dayanmaktadır.Le système d’éducation est basé sur son partenariat avec l'Université Heriot-Watt en Écosse.
Şarkının nakaratı, Lesley Gore'un 1963 yılında çıkardığı "It's My Party" şarkısına dayanılarak yazılmıştır.It's My Party est une chanson de Lesley Gore sortie en 1963.
Emaye asite karşı dayanıklılığı arttırır.Tu laisses l'agressivité monter.
Sovyet yazarlar bu kavramı Karl Marx ve Vladimir Lenin'in görüşlerine dayandırmışlardır.Les écrivains soviétiques ont attribué ce concept à Karl Marx et Vladimir Illitch Lénine.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.1983 : Lech Wałęsa, militant syndicaliste polonais reçoit le prix Nobel de la paix.
Sen seni ne sanırsın, fâniye dayanırsın Üş bir gün uyanırsın, tevhide gel tevhide.Mangez de leurs fruits, quand ils en portent, mais payez sa dette le jour de sa récolte et ne gaspillez point.
Arabanın tarihi Fiat'a dayanır.L'histoire continue avec Fiat Automobiles Serbie.
Northumberland Kontu is "Henry Percy, 1. Northumberland Kontu"'na dayanır.Henri IV remet l'île à Henry Percy, le premier comte de Northumberland.
Türkiye'de buz hokeyinin oynanmaya başlanması 1980'li yılların başlarına dayanmaktadır.C'est dans la décennie 1980 que le hockey sur glace fit son apparition en Turquie.
İlahiler daha çok Celtic kaynaklarına dayanıyordu.L'énergie utilisée vient des Dieux Celtes eux-mêmes.
Çalışanlar için gelir vergisi sınırı %80'e dayandı.80 % du salaire est garanti aux ouvriers mis à pied.
Dominikenler, Kiliseye öncelik prensibine dayanan tarikattır.Les Dominicains sont définitivement chargés de l'Inquisition.
Savunma, beklenenden daha uzun bir süre dayanmayı başardı.L'attente dura plus qu'il ne le prévoyait.
Nikelin tarihi MÖ 20 yılına kadar dayanmaktadır.Le record du monde d'Evans tiendra 20 ans.
Hangisi çok dayanırsa orayı yerleşim bölgesi seçeceklerdir.Si on est assez prêt, on choisit son emplacement.
Yıldızın yaşamının bu aşaması 10 milyon yıla kadar dayanabilir.La durée de vie d'une telle étoile est d'environ 10 milliards d'années.
Geçmişinde ise ekime dayalı tarımsal faaliyeti çok eskiye dayanmaktır.Son style de vie atypique pour l’époque continuera de choquer grandement.
Kalın derisi onun yaralanmalara karşı aşırı dayanıklı olmasını sağlar.Sa peau pierreuse lui confère une résistance incroyable aux dégâts.
Karahisar köyünün tarihi çok eskilere kadar dayanmaktadır.L'histoire de Karaman remonte à longtemps.
Bazı tarihçilere göre eserin kaynağı gerçek bir olaya dayanmaktadır.Nombre de sociétés traditionnelles croient que le pouvoir d’une chose réside dans son origine.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi kurucusu.Le serment de la liberté et de l'égalité.
Ailesinin kökleri Danimarka'ya dayanır.Ses racines familiales remontent à Goa, en Inde.
Aşiretin kökeni 1114 yılında doğan Kürt Kralı Zahir Beg Caf'a dayanmaktadır.Il a été créé en 1114 par le roi kurde Zaher Beg Jaff.
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.Il porte un redoutable arsenal.
Deneme, yazarın 1862 yılında Avrupa'ya yaptığı yolculuk esnasında tuttuğu seyahat notlarına dayanır.Ce récit décrit les impressions de l'écrivain rapportées de son voyage de l'été 1862 en Europe occidentale.
Deneylerin sonuçları, bilim adamlarınca değerlendirildi: İnsanların dayanma sınırı nedir?Le sort de millions de gens se trouve dans la réponse à la question: Dans quel camp se trouve Cold ?
Baskı dayanılmaz hale gelmişti.En outre, la pression sociale est devenue insupportable.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod