Ana içeriğe geç
Sözlük

dayan ile cümle

dayan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Lillian Hellman'ın senaryosu, 1939'daki tiyatro oyunu The Little Foxes'a dayanır.The screenplay by Lillian Hellman is based on her 1939 play The Little Foxes.
Uzun zamandır Rabelaisçi kahraman Xenomanes'in Alfonse'ye dayandığı düşünülüyordu.It was long thought that the Rabelaisian hero Xenomanes was based on Alfonse.
Ama bilginin testine dayanamazlar.But they don't stand the test of knowledge.
Film, Vonda N. McIntyre tarafından yazılan 1997 tarihli Güneş ve Ay romanına dayanmaktadır.The film is based on the 1997 novel The Moon and the Sun, written by Vonda N. McIntyre.
Paralaks gözlemlerine dayanarak, kuyruklu yıldızın gezegenler bölgesinden geçtiği anlaşıldı.Based on his parallax observations, the comet passed through the region of the planets.
Bu liste görünüm sırasına dayanmaktadır.This list is based on order of appearance.
Çok zayıf kalıntılara dayanarak birkaç tür tanımlanmıştır.Several species have been described based on very poor remains.
Tanı, klinik olarak gözlemlere dayanarak yapılır.Diagnosis is clinical, based on observation.
Tanı, lezyonların klinik görünümüne dayanarak yapılır.The diagnosis is based on the clinical appearance of the lesions.
SAR-87, M16 tüfeğinin çok yönlülüğü ile iyi denenmiş AR-18'e dayanan sağlam bir silahtı.The SAR-87 was a robust weapon based on the well tried AR-18 with the versatility of the M16 rifle.
Ancak sahne versiyonuna dayanan 1937 yapımı The Good Earth filmi daha başarılı oldu.However, the 1937 film, The Good Earth, which was based on the stage version, was more successful.
Plessner, Turba'nın aşağıdaki akıl yürütmeye dayanarak MS 900 civarında yazıldığını söylüyor.Plessner argues that the Turba was written around 900 AD, based on the following reasoning.
Zosimos'un öğretisi metinde bildirilen kendi rüya görülerine dayanır.Zosimos' teaching is based on the one hand on his own dream visions, reported in the text.
Pisni Mertvoho Pivnya albümü, Andrukhovych'in aynı adlı şiir koleksiyonuna dayanmaktadır.Dead Rooster has changed personnel several times.
Uzun mesafelerde gerçekleştirilen aerobik dayanıklılık eğitiminin bir şeklidir.Performed over long distances, it is a form of aerobic endurance training.
Apis mellifera'nın tanınan 29 tane alt türleri büyük ölçüde coğrafi varyasyonlara dayanmaktadır.There are 29 recognized subspecies of Apis mellifera based largely on geographic variations.
Paylaşılan özellik, bilimsel yönteme dayanmayan bir şifa iddiasıdır.The shared feature is a claim to heal that is not based on the scientific method.
Eozinofilik folikülitin doğrudan tedavisi, iltihabın ve kaşıntının azaltılmasına dayanır.Direct treatment of the EF itself focuses on decreasing the inflammation and itching.
Roxy daha sonra TV şovuna dayanan birkaç çizgi romanda yer aldı.Roxy later appeared in several comic books based on the TV show.
Ailesinin kökenleri eski Litvanya soylularına dayanıyordu.His family had origins of ancient Lithuanian nobility.
HiNa'nın pilleri, Na-Fe-Mn-Cu bazlı oksit katot ve antrasit bazlı karbon anoda dayanmaktadır.HiNa's batteries are based on Na-Fe-Mn-Cu based oxide cathodes and anthracite-based carbon anode.
Sıvı florür toryum reaktörleri erimeye dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır.Liquid fluoride thorium reactors are designed to be meltdown proof.
Alplerin en yüksek doruğu olan Mont Blanc'ın ilk tırmanışı 1786 yılına dayanmaktadır.The first ascent of the highest peak of the Alps, Mont Blanc, dates to 1786.
1256) arması olarak gösterilene dayanmaktadır1256), gules, a swan argent.
Vanuatu'nun tarihi 3.200 yıl öncesine dayanır.The history of Vanuatu spans over 3,200 years.
NoClickjack, GuardedID için geliştirilen teknolojiye dayanmaktadır.NoClickjack is based on technology developed for GuardedID.
Örneğin, B20H26'nın izomerleri, iki 10 atomlu kümenin füzyonuna dayanır.For example, isomers of B20H26 are based on the fusion of two 10-atom clusters.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.Ich kann es nicht ertragen, alleine zu leben.
Ağrı dayanılmaz.Die Schmerzen sind unerträglich.
Tom sana hiç dayanamıyor.Tom kann dich auch nicht besonders gut leiden.
Artık binaların çoğu depreme dayanıklı inşa ediliyor.Jetzt werden bereits viele Gebäude erdbebensicher gebaut.
Bazen daha fazla dayanamayacağımı düşünüyorum.Manchmal denke ich, ich kann es nicht länger aushalten.
Evdeki durum her geçen gün daha dayanılmaz hale geliyor.Die häusliche Situation wird jeden Tag unerträglicher.
Yalnızlık dayanılması zor.Einsamkeit ist schwer zu ertragen.
Dayanması zor.Es ist schwer auszuhalten.
Bu acı dayanılmaz.Dieser Schmerz ist unerträglich.
"Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.Obgleich sie bislang stets zu ihm hielt, meint sie nun: „Wen willst du holen?
Bunlara ne dağ dayanır ve ne de demir.Doch weder die Berge noch das Meer sagen ihr zu.
Gerçek olaylara dayanan bir hikâyeden yola çıkılmıştır.Eine wahre Geschichte aus dem Jenseits.
"Yahya'nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk" dediler.Darin hieß es: „Das jüdische Volk selbst ist der ewige Jude.
Avusturya'nın bazı bölgeleri ve Linz (Lentos) gibi kentleri Keltlere dayanır.Einige Städte und Orte Österreichs gehen noch auf die Kelten zurück wie z. B. Linz (Lentos).
Lütfen ne bir selam bir satır, dayanamam haydi git." sözlerinden oluşur.Du hüpfest ja vor Freuden; laß sehen, was es sei.
3 "Öyleyse neye dayanarak vaftiz* oldunuz?" diye sordu.3 Da fragte er: Mit welcher Taufe seid ihr denn getauft worden?
Bu haliñe can dayanır mı?Ist das überhaupt zum aushalten?
Bugünkü katsayılar Malone ve Amerikalı fizikçi David Meltzer’e dayanmaktadır.Die heute üblichen Koeffizienten gehen auf Malone und den US-amerikanischen Physiker David Meltzer zurück.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu.Er war 1996 Mitgründer der Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP).
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Luchse sind zwar keine besonders schnellen Läufer, dafür aber umso ausdauernder.
Uyku döneminde (kışın) soğuğa oldukça dayanıklıdır.Nachts wird er zur Sicherheit mit einem Schieber verschlossen.
Richard Rorty: Olumsallık, İroni Ve Dayanışma.Richard Rorty: Kontingenz, Ironie und Solidarität.
Toyota Yaris'in tasarımına dayanmaktadır.Er basiert auf dem Toyota Yaris.
Yukarıdaki çizgi filme dayanmaktadır.Er basiert auf dem Film Oben.
Gojiranın bazı temaları Duplantier'in doğayı korumak konusundaki kişisel düşüncelerine dayanır.Viele Lieder von Gojira spiegeln Duplantiers persönliche Überzeugungen zur Erhaltung der Umwelt wider.
Halk sürekli dayanışma içerisindedir.So ist auch das Volk, ewig das gleiche!
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Als sie ihn durch dessen gläserne Gesichtsmaske anschaut, blinzelt er ihr zu.
Örneğin Almanya’da bankacılık yasası kredi kurumunun yasal dayanağıdır.In Deutschland ist das Kreditwesengesetz Rechtsgrundlage für Kreditinstitute.
Maykop'a, Adıgece "Mıye" (elma) sözcüğüne dayanılarak, "Elma Vadisi" diyenler de vardır.Daneben findet sich eine Serviette mit der blutigen Aufschrift „Enjoy it d(e)ad“.
Bu düşüncelerine dayanak olarak 1979 yılında Birleşmiş Milletler'de alınan bir kararı göstermektedir.Hierbei stützt man sich auf eine UN-Resolution des Jahres 1979.
Ateşe karşı dayanıklılardır.Die Mächte des Feuers.
Roman gerçek bir hikâyeye dayanmaktadır.Der Roman basiert auf einer wahren Geschichte.
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Seine Wurzeln reichen zurück auf den dänischen Philosophen Søren Kierkegaard im 19. Jahrhundert.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dayan ile cümle - Sayfa 41 - dayan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App