dayanıyor ile cümle
dayanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Beaucoup de gens disent que nous allons vers la fin du monde.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Do you? - Inna Lobanova-Heasley (Russian) I know my galactic family is here.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Wir stammen von der menschlichen Bevölkerung der weit entfernten Planeten.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Мы произошли от человеческих видов из далеких планет.
Bu aslında 3+1 gerçeğine dayanıyor.여러분이 혹시 그냥 숫자를 잘 골라서 그렇게 된 것이 아니냐고 생각할 수 있지만. 어떤 숫자이든 항상 같게 되어 있어요. 아주 앞서나가고 싶지는 않지만
Bu aslında 3+1 gerçeğine dayanıyor.你可能会说,是不是因为我选过数所以才那么巧? 好吧,其实这是个真理,与是什么数没有关系。 我不想搞得太专业,我们已经
Bu aslında 3+1 gerçeğine dayanıyor.実はこれはいつでも正しいのです。 私はあまりに技術的に込み入ったことは言いたくないですが、 私たちはもう、あなたが後で、たぶん代数で学ぶことに
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,Ezek különböző adatokból származnak. ha azonban az atomenergiát nézzük,
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,다, 자료에 기초한 것입니다. 핵 발전소의 경우, 미국 모든 자동차를 굴리는 데
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,To je odvozené z řady dat.
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,Расчёты основаны на разнообразных данных.
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,זה מבוסס על מקורות שונים. אבל אם תסתכלו על גרעין,
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,هذا مبني على بيانات متراوحة، لكن إذا نظرت إلى النووية،
Bu bilgideki çeşitlemelere dayanıyor, ama eğer nükleere bakarsanız,原子力の場合は ロードアイランド州ほどの土地が必要だ
Bu bir klinik nörolog olarak öğrendiğim yalnız bir tek önemli şeye dayanıyor.Das liegt an der wichtigsten Tatsache, die ich als klinischer Neurowissenschaftler gelernt habe:
Bu bir klinik nörolog olarak öğrendiğim yalnız bir tek önemli şeye dayanıyor.כל זה תלוי בדבר החשוב מכל שאי-פעם למדתי, כמדען מוח קליני,
Bu bir klinik nörolog olarak öğrendiğim yalnız bir tek önemli şeye dayanıyor.الآن، كل شيء يتوقف على أهم شيء تعلمته كطبيب دماغ و أعصاب سريري
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.5つ星の豪華なホテルに泊まるチャンスがありまして
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Arra az időre tudom visszavezetni, amikor sok időt töltöttem hotelekben.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Cela remonte a un temps où je passais beaucoup de temps dans les hôtels.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Dobbiamo andare indietro ad un tempo quando stavo spesso in hotel.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Es fing an als ich sehr oft in Hotels geschlafen habe.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Het gaat terug naar de tijd dat ik heel vaak in hotels verbleef.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.제가 자주 호텔에 머무르던 시절로 돌아가게 됩니다.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Musimy cofnąć się do czasu, kiedy często nocowałem w hotelach.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Quay trở lại khi tôi rất thường xuyên ở khách sạn.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Remonta a uma altura em que eu ficava frequentemente em hotéis.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Se remonta a una época en que vivía siempre en hoteles.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Totul a început într-o vreme când stăteam foarte des în hoteluri.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Začalo to, když jsem často pobýval v hotelích.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Με πάει πίσω σε μια εποχή που έμενα συχνά σε ξενοδοχεία.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Все началось в то время, когда мне часто приходилось останавливаться в отелях.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.Идва от едно време, когато много често отсядах в хотели.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.זה התחיל עוד כשהייתי מרבה להתאכסן במלונות.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.يرجع الأمر إلى زمن كنت فيه أبيت في الفنادق كثيرا
Bu denklem, tamamen buradaki ilk denkleme dayanıyor.Аби е спечелила с 10$ повече от Бен.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.A bolygónkon elkövetett minden aljasság, embertelenség annak a következménye, hogy nem tudjuk, kik vagyunk.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Kaikki julmuudet tällä planeetalla johtuvat pohjimmiltaan siitä, ettemme ymmärrä keitä olemme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Toate atrocităţile.. pe planeta asta, se reduc la o lipsă de inţelegere a ceea ce suntem
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Todas las atrocidades en el planeta se pueden reducir a una falta de entendimiento de quiénes somos.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Všechna zvěrstva na planetě jsou jednoduše způsobena nedostatkem pochopení toho, kdo jsme.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Wszystkie okrucieństwa na planecie sprowadzają się do braku zrozumienia kim jesteśmy.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Все злодеяния на планете совершаются из-за непонимания того, кем мы являемся на самом деле.
Bu fikir, Harvard'dan iki araştırmacının David Hubel ve Torsten Wiesel'in çalışmalarına dayanıyor.Deze idee komt uit het werk van David Hubel en Torsten Wiesel.
Bu, hızdaki değişim'in ivme ile zamandaki değişimin çarpımı'na eşit olması denklemine dayanıyor.כי שינוי במהירות זה רק תאוצה כפול שינוי בזמן.
Bu, hızdaki değişim'in ivme ile zamandaki değişimin çarpımı'na eşit olması denklemine dayanıyor.التغير في السرعة يساوي التسارع ضرب التغير في الزمن
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Ale to, co o tomto tématu vím, pochází z jedné studie, které se zúčastnili dva lidé.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Alles, was ich über dieses Thema weiß, kommt aus einer Fachstudie mit einem Stichprobenumfang von zwei.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Amit a témáról tudok, azt kettő, azaz kettő eset elemzéséből vontam le.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Apa yang saya ketahui mengenai topik ini berasal dari kajian kualitatif dari dua orang.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Ce que je sais de ce sujet me vient d'une étude qualitative sur un échantillon de deux personnes.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Čo o tejto téme viem, sa zakladá na kvalitatívnej štúdií s výskumnou vzorkou o veľkosti 2.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Cunoștințele mele în domeniu vin de la un studiu calitativ făcut pe un număr de doi subiecți.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Det jag vet om detta ämne kommer från en kvalitativ studie bestående av två personer.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.이 주제에 대해 제가 아는 것들은 단 두 명을 연구 대상으로 한 질적 연구에서 얻은 것입니다.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Lo que sé sobre este tema proviene de un estudio cualitativo con una muestra de tamaño dos.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Moja wiedza na ten temat pochodzi z badań jakościowych próby wielkości dwa.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Những điều tôi biết về chủ đề này xuất phát từ một nghiên cứu định tính với hai người
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.O que eu sei sobre esse assunto vem de um estudo qualitativo com uma amostra de duas pessoas.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.Quello che so sull'argomento l'ho imparato da uno studio qualitativo con un campione di due persone.