dayanıyor ile cümle

dayanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İlk yıllardan itibaren sadece şişe ve bardak üreten fabrikada üretim el emeğine dayanıyordu.Sittemmin tehdas keskittyi vain pullojen ja lasipurkkien valmistukseen.
Sanayi devriminden önce, Norveç ekonomisi büyük ölçüde tarım, kerestecilik ve balıkçılığa dayanıyordu.Ennen teollista vallankumousta maan talous perustui lähinnä maatalouteen ja kalastukseen.
EMS'nin temeli Avrupa Para Birimi- ECU'ya dayanıyordu.Ennen euroa valuuttakorin tehtävää vastasi Euroopan valuuttayksikkö ecu.
Bu etkinin ilk ölçümü, Merkür gezegeni için, 1859’lere dayanıyor.Η πρώτη μέτρηση αυτής της επίδρασης, για τον πλανήτη Ερμή, χρονολογείται το 1859.
Bu alfabe 37 harften oluşmaktaydı ve temeli Kiril alfabesine dayanıyordu.Είχε 37 γράμματα και βασιζόταν στο Κυριλλικό αλφάβητο.
Lister'in çalışması, Fransız biyolog Louis Pasteur'un önemli bulgularına dayanıyordu.Αλλά και τού Λίστερ η καινοτομία βασίστηκε στα σημαντικά ευρήματα του Γάλλου βιολόγου Λουί Παστέρ.
Suriye hukuk sistemi Fransız yönetimi sırasında hazırlanan medeni kanunlara dayanıyor.Το νομικό σύστημα του Καμερούν βασίζεται στο γαλλικό αστικό δίκαιο με επιρροές από το κοινό δίκαιο.
Temel olaylar gerçek vakalara dayanıyor ama karakterler tamamıyla kurgulandı.Τα βασικά γεγονότα είναι όπως και συνέβησαν πραγματικά, αλλά οι χαρακτηρισμοί είναι πλήρως φανταστικοί ...
Film gerçek bir olaya dayanıyordu.Filmen er baseret på en virkelig begivenhed.
Temel olaylar gerçek vakalara dayanıyor ama karakterler tamamıyla kurgulandı.Filmen er baseret på historiske begivenheder, men personerne er fiktive.
Armstrong'un soloları tema-doğaçlama kavramının çok ötesine geçti ve ezgilerden ziyade akorlara dayanıyordu.Armstrong havde en meget høj grænse for, hvor meget han kunne udholde.
Mahallenin geçmişi Romalılara dayanıyor.Byens historie starter med romerne.
Zaurus, 1990'lı yıllarda Japonya'da en popüler PDAydı ve tescilli bir işletim sistemine dayanıyordu.I 1990-årene var Zaurus den mest populære PDA i Japan, og var basert på et proprietært operativsystem.
Köyün ekonomisi son 20 yıl öncesine kadar tarım ve hayvancılığa dayanıyordu.I historisk tid har befolkningen forsørget seg ved jordbruk og husdyrhold, helt frem til 1900-tallet.
Bu okuldaki eğitim 14. yüzyıl resim geleneklerine dayanıyordu.Tradisjonen på akademiet bygget på malerkunst fra det 14. århundre.
Roma müziği büyük ölçüde Yunan müziğine dayanıyordu ve Roma hayatının birçok alanında önemli bir rolü vardı.Gresk kultur hadde mektig innflytelse på Romerriket, som bar en versjon av den til mange deler av Europa.
Windows CE 2.0'a dayanıyordu.Windows CE 2.0 ble godt mottatt.
Film, Lepeniotis'in 2005 kısa animasyon filmi Surly Squirrel'e dayanıyor.Film ini diangkat dari film animasi pendek karya Lepeniotis tahun 2005 berjudul Surly Squirrel.
Lumia 800-ün yongaseti Qualcomm'dan gelirken, N9 bir Texas Instruments OMAP yongaseti ve CPU'ya dayanıyor.Chipset Lumia 800 dari Qualcomm, sedangkan chipset N9 berbasis Texas Instruments OMAP dan CPU.
O sırada hükümetler çeşitli koalisyonlara dayanıyor ve sürekli değişiyorlardı.Demikianlah, pemerintahan baru berganti dan keadaan terus berubah.
1970'li ve 1980'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde sağlam para kazancı ağır fosil yakıt ihracatına dayanıyordu.Pada tahun 1970-an dan 1980-an, Uni Soviet sangat bergantung pada ekspor minyak mentah untuk mendapatkan dana.
Orijinal Omnia ve Tocco Ultra'ya dayanıyor.Nó dựa trên Omnia và Tocco Ultra.
Film, Lepeniotis'in 2005 kısa animasyon filmi Surly Squirrel'e dayanıyor.Phim dựa trên phim hoạt hình ngắn Surly Squirrel 2005 của Lepeniotis.
Tasarım ve renkler, 1848 Panslav kongresinde Prag'da kabul edilen Panslavizm renklerine dayanıyor.Thiết kế và màu sắc được dựa trên khẩu hiệu được thông qua tại Pan-Slavic Congress năm 1848 tại Prague.
Sistem beş temel bileşene dayanıyor: Işık, Derinlik, Hareket, Malzeme ve Ölçek.Hệ thống này dựa trên năm thành phần chính: Ánh sáng, Chiều sâu, Chuyển động, Chất liệu, và Quy mô.
Bu etkinin ilk ölçümü, Merkür gezegeni için, 1859’lere dayanıyor.Đo đạc đầu tiên về hiệu ứng này, thực hiện năm 1859, là đối với Sao Thủy.
Geçmişi M.Ö 3500’lere dayanıyor.Kiên Lương có diện tích tự nhiên là 3500ha.
Tom ve Jerry'de iletişim çoğunlukla hareketlere dayanıyordu.いつものようにトムとジェリーは追いかけっこをしていた。
Şema 829 yılına dayanıyordu.開湯は821年である。
HTTP/2'nin ilk taslağı 2012 Kasım ayında yayınlandı ve SPDY'nin doğrudan bir kopyasına dayanıyordu.SPDYをそのままコピーしたものを基にしたHTTP/2の最初のドラフトが2012年11月に発行された。
İlk kurulan devletlerin ideolojik yönelimi ve yönetim biçimi Arap ve İran-İslâm geleneklerine dayanıyordu.この当時初めに確立された政府のイデオロギーの傾向と統治体系はアラブ的、イラン・イスラム的伝統に依存したものであった。
Çiftin olağandışı olduğuna ilişkin tartışmalar, yaşları ve kan hısımlıklarına dayanıyordu.由于年龄差异和血缘关系,二人非同寻常的结合引起了巨大争议。
Yazılım Media Cybernetics, L.P.'den HALO Desktop Imager'e dayanıyordu.该软件基于Media Cybernetics, L.P的HALO Desktop Imager开发而来。
HTTP/2'nin ilk taslağı 2012 Kasım ayında yayınlandı ve SPDY'nin doğrudan bir kopyasına dayanıyordu.HTTP 2.0的首个草稿于2012年11月发布,其内容基本和SPDY协议相同。
Manipüle ordu; toplumsal sınıf, yaş ve askeri deneyime dayanıyordu.军队的编制是在社会阶级、年龄和参战经验的基础上进行的。
Önceki saldırılara dayanıyordu bilgi düz metin veya kullanım tanınabilir kelime olarak bir anahtar.早先的一些破译都是基于对于明文的认识、或者使用可识别的词语作为密钥。
Zaurus, 1990'lı yıllarda Japonya'da en popüler PDAydı ve tescilli bir işletim sistemine dayanıyordu.Zaurus曾经是九十年代日本最流行的PDA和操作系统。
Bu etkinin ilk ölçümü, Merkür gezegeni için, 1859’lere dayanıyor.对水星轨道的这一现象的第一次测量早在1859年就做过。
1430 yılında yeniden yaşatıldı, eski melodilerin yeniden inşası üzerine dayanıyordu.在1430年朝鮮王朝初期,基于旧曲调的重整,它再度复兴。
Odaklanmaları öncelikli olarak onun iOS köprüsüne dayanıyordu.他们的关注重点将主要集中在iOS bridge。
Sistem beş temel bileşene dayanıyor: Işık, Derinlik, Hareket, Malzeme ve Ölçek.该体系基于五个关键元素:光感,深度,动效,材质及缩放。
Barış, Nijmegen Antlaşması'ndan bu yana elde edilen yerlerin geri verilmesine dayanıyordu.法荷《奈梅亨条约》签订后,荷兰放弃了此地。
Roma müziği büyük ölçüde Yunan müziğine dayanıyordu ve Roma hayatının birçok alanında önemli bir rolü vardı.로마의 음악은 주로 그리스의 음악에서 나왔으며, 로마인의 삶에서 중요한 역할을 하였다.
Tasarım, Profesör Clifford Nass ve Stanford Üniversitesi'nden Byron Reeves'in araştırmasına dayanıyordu.디자인은 스탠퍼드 대학교의 교수 Clifford Nass와 브라이언 리브스(Byron Reeves)의 연구에 기반을 두었다.
Analizleri ve ispatları Öklid Elementlerinin beşinci kitabında geçen Eudoxian oran teorisine dayanıyordu.그 분석과 증명들은 유클리드 원소의 5번째 책 속에서 4번째 부분으로서 에우독소스의 이론에 크게 의존하였다.
Yukarıdaki oyuna dayanıyor.최대한 위로 올라가는 게임이다.
Yine aynı romana dayanıyor.심지어 같은 편인 로미도 그렇다.
Bu okuldaki eğitim 14. yüzyıl resim geleneklerine dayanıyordu.이러한 대중교육을 위한 학교들은 14세기 중반에 이르러서야 설립되기 시작했다.
Lister'in çalışması, Fransız biyolog Louis Pasteur'un önemli bulgularına dayanıyordu.עבודתו מבוססת על כמה גילויים חשובים מאוד של הביולוג הצרפתי לואי פסטר.
Film gerçekteki "Banka'daki Adamlar" makalesine göre, Sonnytemel gerçeklerine dayanıyordu.השקעות נאותות במוסד היו, איפה, מחויבות המציאות.
Palm m500 modellerinin tümü Palm V form faktörüne dayanıyordu.מנועי כל הגרסאות הקודמות של ה-F-15 היו מתוצרת פראט אנד ויטני מדגם F-100.
Çiftin olağandışı olduğuna ilişkin tartışmalar, yaşları ve kan hısımlıklarına dayanıyordu.Тогава тема за дебат станала възрастта на двойката и тяхната кръвна връзка.
Annette von Droste-Hülshoff'un kökeni eski Vestfalyalı katolik, asil bir aileye dayanıyor.Анете фон Дросте-Хюлзхоф произлиза от старата католическа аристокрация на Вестфалия.
Tom ve Jerry'de iletişim çoğunlukla hareketlere dayanıyordu.Често се кара на Том и Джери за бъркотиите, които са направили.
Bu geniş çapta altın ticareti, tuz, fildişi, kola nuts ve kölelere dayanıyordu.Освен храните през него минавал и трафикът на слонова кост, метали и роби.
Film gerçek bir olaya dayanıyordu.Филмът е по действителен случай.
O sırada hükümetler çeşitli koalisyonlara dayanıyor ve sürekli değişiyorlardı.Постепенно Канадското правителство създава резервати за различните групи.
Bulgaristan'ın Besarabya'daki etnik varlığı Orta Çağ'ın başlarına dayanıyor.Българското етническо присъствие в Бесарабия датира от ранното Средновековие.
Şema 829 yılına dayanıyordu.Pravo u 829. godini.
Temel olaylar gerçek vakalara dayanıyor ama karakterler tamamıyla kurgulandı.Osnovni događaji su isti kao i u pravim slučajevima, ali su karakterizacije potpuno zamišljene."

İlgili Sayfalar