dayanıyor ile cümle
dayanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Muhalefetleri "dini sebeplerin yanı sıra pekala siyasi sebeplere de dayanıyor olabilir."Their opposition "may well have been for political as well as religious reasons".
Nokia Cinemagraph, Nokia'nın Scalado'yu satın aldığı teknolojiye dayanıyor.Nokia Cinemagraph was originally based on technology from the Nokia acquisition of Scalado.
200 MHz'de çalışan ARM Texas Instruments OMAP 730 işlemcisine dayanıyor.It is based on the ARM Texas Instruments OMAP 730 processor running at 200 MHz.
Çekirdeği Python 2.5.4'e dayanıyor. ^ MobileIts core is based on Python 2.5.4.
Ekonomi Sovyet sistemine dayanıyordu.This assessment was based on a Soviet economist.
Suriye hukuk sistemi Fransız yönetimi sırasında hazırlanan medeni kanunlara dayanıyor.The legal system of Senegal is based on French civil law.
1787 yasası, 1789'da yürürlüğe giren yeni Anayasa'ya dayanan güçlü merkezi hükümete dayanıyordu.A convention in 1787 wrote a new Constitution that was adopted in 1789.
Barış, Nijmegen Antlaşması'ndan bu yana elde edilen yerlerin geri verilmesine dayanıyordu.He participated in the signing of the Treaties of Nijmegen.
Kaynaklara göre, Azerbaycan'daki Kürtlerin varlığı 9. yüzyıla kadar dayanıyor.The presence of Kurds in Azerbaijan dates back to the 9th century.
Korku milletin eksik hafızasına dayanıyor.And the fear is also based on this low memory of the nation.
Şimdi, ortak atamız ne zamana dayanıyor?Now, how recently do we share this ancestry?
Cevap bu üç basit soruya verilen cevaba dayanıyor.So the answer hinges on the answer to three simple questions.
Gerçekte, az önce tanıştığınız yaşlı hanım, anne tarafından büyük teyzeme dayanıyor.In fact, the older lady you just met: very, very loosely based on a great aunt on my mother's side.
Veriler tamamiyle insanların bu eski fotoğraflarda mutlu görünüp, görünmediklerine dayanıyordu.The data were based entirely on whether people looked happy in these early pictures.
Yani en uygun zamansal karışım geçmişten ne aldığınıza-- geçmişe olumluluğa dayanıyor.So the optimal temporal mix is what you get from the past -- past-positive gives you roots.
Demokrasilerimiz seçimlere dayanıyor.Our democracies rely on elections.
Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor, ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.It feels your skin. It rests on your skin, and it knows when it is you're talking.
Bu sistem, insanların tüketmesine dayanıyor, ev kar sayesinde evriliyor.This is t he greatest country in the world.
Bu, hızdaki değişim'in ivme ile zamandaki değişimin çarpımı'na eşit olması denklemine dayanıyor.CHANGE IN VELOClTY IS JUST ACCELERATlON TlMES CHANGE IN TlME
Bunların ikisi de zihin fazlasına dayanıyor.Both of these rely on cognitive surplus.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Both of these design for the assumption that people like to create and we want to share.
Ve bu eski modele dayanıyor.And it is based on an old model.
Aslında bu isim, bu plastik parçasından cok daha eskiye dayanıyorActually, the name is much older than this plastic brick.
Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın eğitim sistemi çeşitliliğe değil, benzerliğe dayanıyor.Education under "No Child Left Behind" is based on not diversity but conformity.
Avcılık geçmişimiz ve insanların kendilerini koruma isteği çok gerilere dayanıyor.Second Amendment.
Tüm pratiğimiz bilgisayara dayanıyor.Our whole practice depends on computing.
Tabi ki yaptığımız sistem, yani Ushahidi, kitle kaynaklı bilgiye dayanıyor.But they don't know. So what we built of course, Ushahidi, is crowdsourcing this information.
Bu varsayım modernliğin rekabet, piyasa ve teknolojinin ürünü olduğuna dayanıyor.It's an assumption that modernity is a product simply of competition, markets and technology.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Well the reason, I think, essentially is, again, back to the civilization-state.
Bu tepkinin kökleri, tehditin "bir mamut tarafından kovalanmak" olduğu zamanlara dayanıyor.And, comes from a time when that threat was being chased by a wooly mammoth.
Ve deney şuna dayanıyor;The experiment really rests on the following:
TED'de yaptığımız her şey aynı misyona dayanıyor, o da fikirleri yaymak.Everything that we do at TED is driven by the same mission, which is to spread ideas.
Kökleri kesin bir şekilde analog çağa dayanıyor.Its origins are firmly rooted in the analog age.
Ancak savcının elinde kanıt yok, sadece bu tahminine, şüphesine dayanıyor.And all the District Attorney has to go on is his hunch, his suspicion.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.What tribes are, is a very simple concept that goes back 50,000 years.
Eğer genlere dayanıyor olsaydı, onu çekip çıkaramazdım.If it was due to genetics, I couldn't pull them out.
Ve her şey tek bir şeye dayanıyor - ormanın orada kalmasından emin olmaya.And everything is based upon that one thing -- make sure that forest remains there.
Yirmili sayılar çarpma,çıkarma ve ek işlemlere dayanıyordu.We can do science and with it, we can improve our lives. There's real poetry in the real world.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:The first is that it lives up to the philosophical promise of open-source.
Zekası bir buluta dayanıyor.His mind is based in a cloud.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.We're kind of based loosely on the Mac. So it's big, so it's slow.
Ve DMCA o endüstrileri korkutan Evde Ses Kayıt Yasasına dayanıyor.And the DMCA goes back to the Audio Home Recording Act, which horrified those industries.
Bunlar, yeni bilimsel keşiflere veya algoritmalara mı dayanıyor?Are these based on new scientific discoveries or new algorithms?
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.What I know about this topic comes from a qualitative study with a sample size of two.
Ve bu kalp kapağının inşaası da aynı stratejiye dayanıyor.And the way you engineer this heart valve is the same strategy.
Bu çok eskilere, otellerde sıklıkla kaldığım dönemlere dayanıyor.It goes back to a time when I was very often staying in hotels.
Bu yaklaşım içsel motivasyona dayanıyor daha çok.It's built much more around intrinsic motivation.
Ve Skinner'in 4 aşamadan oluşan davranış şekillendirme eğitimine dayanıyor.And it uses Skinnerian training to shape their behavior over four stages.
Bu dünyada yaşanan bütün zulümler sonunda kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.All atrocities... on the planet, boils down to, a lack of understanding of who we are.
Bunların hepsi kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.Boils down to a misunderstanding of who we are.
Ve bu da az önce kurduğumuz modele dayanıyor değil mi? -So this is based on the model that we just constructed, right?
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız.Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny.
Onun için ben de yalnız O’na dayanıyorum, O’na yöneliyorum.In Him I have placed my trust, and to Him I turn.
Veya onlara bir kitap verdik de ondaki bir delile mi dayanıyorlar?Or have We given them a Book whose testimony they possess? Not in the least.
Onlara bundan önce bir kitap mı verdik de ona mı dayanıyorlar?Did We give them a Scripture before this to which they are holding fast?
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum.Say, "I have received enough authoritative evidence from my Lord but you have rejected it.
Suçlamaların büyük kısmı Zogay'ın tanık ifadelerine dayanıyordu.Many of the charges were based on Zogaj’s witness statements.
Türk siyasi sistemi, iktidarın temel olarak hükümette olduğu parlamenter demokrasiye dayanıyor.Turkey's political system is a parliamentary democracy, with power vested mainly in the government.
Bir çatışmanın her iki tarafının da, karşı tarafa yaptığı tüm kötülükleri kabul etmesine dayanıyor.It happens when both sides in a conflict admit whatever evil they committed against the other.
İtalyan yönetmen Giacomo Battiato tarafından Fransa'da çekilen film yaşanmış olaylara dayanıyor.The film, shot in France by the Italian director Giacomo Battiato, is based on real events.