dayanıyor ile cümle

dayanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.les gens d'Hong Kong ont l'habitude de descendre dans la rue et de dire clairement leur point de vue.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.ludność Hong Kongu posiada długą tradycje protestowania na ulicach aby ich poglądy były znane.
Hon Kong halkının sokaklarda eylem yapmak ve görüşlerini duyurma geleneği çok gerilere dayanıyor.Protestam nas ruas, deixam claro seus pontos de vista.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Acestea amândouă proiectează pe presupunerea că oamenilor le place să creeze și că vrem să împărtășim.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos desenham com base na suposição de que as pessoas gostam de criar e que gostamos de partilhar.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos diseñan suponiendo que a la gente le gusta crear y que queremos compartir.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide ontwerpen ze op basis van de veronderstelling dat mensen graag ontwerpen en dat we willen delen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide vertrauen darauf, dass Menschen gerne Dinge erschaffen und dass wir gerne teilen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Cả 2 đều thiết kế vì giả định rằng mọi người thích tạo ra và chúng ta muốn chia sẻ.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Entrambi presumono nel progettare che alle persone piace creare e che vogliamo condividere.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ils partent tous deux du présupposé que les gens aiment créer et que nous voulons partager.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Keduanya dirancang dengan asumsi orang suka berkarya dan suka berbagi
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.둘 다, 사람들은 창조하기 좋아하고 공유하고자 한다는 가정 위에 설계되어 있습니다.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Mindkettő azzal a feltevéssel számol, hogy szeretünk alkotni és meg akarjuk osztani.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba jsou vytvořeny za předpokladu, že lidé rádi tvoří a chtějí sdílet.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba opierają się na założeniu, że ludzie lubią tworzyć i pokazywać swoje dzieła.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Obe z nich vychádzajú z predpokladu, že ľudia radi tvoria a že chceme zdieľať.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Και τα δύο σχεδιάζουν υπό την προϋπόθεση οτι οι άνθρωποι αρέσκονται στο να δημιουργούν και να μοιράζονται.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.И двете разчитат на идеята, че хората обичат да създават и да споделят.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Оба созданы на том основании, что людям нравится творить и нравится делиться сделанным.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Обидва існують завдяки тому, що людям подобається щось створювати та ділитися цим з іншими.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.שניהם מכוונים להנחה שאנשים אוהבים ליצור ושאנו רוצים לחלוק.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.كل من هذه يصمم بفرضية أن الناس يحبون أن يصنعوا وأننا نحب أن نشارك.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.共有したいと思うことを前提にデザインされています これらの間の決定的な違いが何かというと
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Az első, hogy megfelel annak a filozófiai igéretnek, hogy nyílt kódú.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Der erste ist, dass sie das philosophische Versprechen von Open-Source lebt.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Il primo è che vive sulla promessa filosofica dell'open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:첫째는 오픈소스 제도의 철학적 공약에 걸맞는다는 겁니다.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:La première est qu'il est à la hauteur de la promesse philosophique de l'open source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:La primera es que hace honor a la promesa filosófica del código abierto.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Pierwsza, to spełnienie założeń filozofii open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Prima e că se ridică la cerințele filozofice ale open source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:První rozdíl je, že dostává nárokům filosofie open-source.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Ten eerste houdt het zich aan de filosofische belofte van opensource.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Thứ nhất, nó duy trì triết lý của mã nguồn mở.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Η πρώτη είναι ότι εκπληρώνει τη φιλοσοφική υπόσχεση του ανοιχτού κώδικα.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:Первая — он отвечает идеологическому обещанию открытого ПО.
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:הראשון הוא ש-Git מקיים את ההבטחה הפילוסופית
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:الاول هو انها ترقى الى فلسفه الوعد
İlki açık kaynağın en temel vaadine dayanıyor:そのプロジェクトで 働いているすべての人が
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Chúng ta đang dựa dẫm vào Mac một cách tùy ý.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.De fapt suntem bazati pe Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Estamos basados vagamente en la Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Jesteśmy luźno oparci na Macu.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.O Mac é como que a origem da nossa criação. ♪ É tão grande, é tão lento.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.On est vaguement basés sur le Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Siamo vagamente basati sul Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Βασιζόμαστε στο περίπου στα Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Мы, вроде как, преобразованная копия Mac.
Kabaca Mac'e dayanıyoruz.Ние се базираме свободно върху Мак.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.A törzs egy elég egyszerű fogalom, 50 ezer évre visszamenő.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Bộ tộc là gì, một khái niệm vô cùng đơn giản xuất phát từ 50 ngàn năm trước.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Clans zijn een heel simpel concept dat 50.000 jaar oud is.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.El de las tribus es un concepto muy sencillo que data de unos 50 mil años.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.É um conceito muito simples que tem mais de 50 mil anos.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Koncept kmeňov je veľmi jednoduchý a siaha do obdobia spred 50 000 rokov..
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Les tribus, c'est un concept très simple qui remonte à 50 000 années.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.L'idea di tribù é un concetto molto semplice che risale a cinquantamila anni fa.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Myšlenka klanů je velmi jednoduchou koncepcí, která sahá 50 000 let zpátky.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.Plemiona są bardzo prostą koncepcją, sięgający 50 tys. lat wstecz.

İlgili Sayfalar