dayanır ile cümle
dayanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Öykü, gerçek bir olay olan Mary Cecilia Rogers cinayetine dayanır.Die Geschichte basiert auf dem tatsächlichen Mord an Mary Cecilia Rogers in New York City.
Serisi, Fransız yazar Romuald Racioppo'nun Les Pyjamasques kitap serisine dayanır.Die Serie basiert auf der Buchreihe Les Pyjamasques vom französischen Autor Romuald Racioppo.
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.Die Geschichte der modernen linearen Algebra reicht zurück bis in die Jahre 1843 und 1844.
«Ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona.»Gott helfe denen, die vollends auf Gott vertrauen.
Sen seni ne sanırsın, fâniye dayanırsın Üş bir gün uyanırsın, tevhide gel tevhide.Zeigt ihr Schwäche, preisen sie eure Vorsicht; legt ihr Vorsicht an den Tag, zeihen sie euch der Schwäche.
Üniversite'nin üniversite statüsündeki tarihi 1669 yılına kadar dayanır.Die Geschichte der Schule reicht bis in das Jahr 1669 zurück.
Ermenistan'daki Yahudilerin tarihi 2000 yıl öncesine dayanır.Die Wurzeln des Judentums in Armenien reichen fast 2000 Jahre zurück.
Uummarmiutların kökenleri Nunamiut'lara dayanır.Die Inhalte des Werks stammen zweifelsohne von Nunn.
Bu konudaki uygulama Peygamberin gece namazının sonlarının her zaman tek rekatlı olmasına dayanır.Daher ist die Anwendung der Gesetze nach dem hochedlen Propheten eine ewige Pflicht.
Yüzyıla dayanır.Das Jahrhundert verstehen.
Tarih öncesi(yazının icadından önceki dönemler) dönemlere dayanır.Dies ist der terminus ante quem (Zeitpunkt, vor dem der Plan hergestellt wurde).
Örneğin Seneca'nın Phaedra adlı oyunu Euripides'e dayanır.Seneca knüpft in seiner Tragödie Phaedra an Euripides an.
Gölgeye dayanırlar.Den Schatten fangen.
Olaylar dinî olarak değerlendirilse de çoğunlukla siyasi ve ekonomik nedenlere dayanır.Häufig werden diese jedoch aus politischen und wirtschaftlichen Gründen zu hoch angesetzt.
İnsanların kendi üretemedikleri malları ve ihtiyaçları bir bedel karşılığında almalarına dayanır.Den Besitz und die Leute, die sie in Haran erworben hatten, nehmen sie mit.
CardDAV protokol standardına dayanır.Hush Befolge Emissionsprotokoll.
Tarihçesi MÖ 5000 yılına kadar dayanır.Ihre Geschichte reicht mindestens 5000 Jahre zurück.
Bu karnaval geleneği kış mevsiminin kovulması âdetine dayanır.Diese Tradition soll wie der Karneval den Winter vertreiben.
Ayrıca, köyün geçmişi Çaldıran Savaşına kadar dayanır.Auch sie kämpft mit den Schatten der Vergangenheit.
Her iki dal da eleştiriye dayanır.Beide Türme tragen Uhren.
Kökeni Kolombiya'ya dayanır.Die Stadt grenzt an Kolumbien.
Yaklaşık 200 yıl önceye dayanır.Die erste reicht fast 200 Jahre zurück.
Kentin tarihi kimi kaynaklara göre M.Ö 1443'e kadar dayanır.Fast alle noch erhaltenen alten Häuser stammen aus der Zeit nach 1443.
Kitap büyükbabasının hayatına dayanır.Die Geschichte gehe über die Lebenszeit des Grossvaters hinaus.
Burjuva kelimesinin kökeni Latince burgus (kale burcu) sözcüğüne dayanır.Zum Einen wird der Begriff auf das lateinische burgus (deutsch: Burg) zurückgeführt.
Soyları Westeros'u ele geçiren eski Andal kavmine dayanır.Die Feinde halten nun seinen geliebten Atalus gefangen.
14 bin derece sıcaklığa dayanır.Die Temperatur liegt bei 14 Grad Celsius.
Politikanın kökenleri tarih öncesi döneme dayanır.Die politische Entwicklung dieser Zeit ist Konsequenz der vorausgehenden Epoche.
Bu atom bilgisi bizim mantığımıza dayanır.Der Gegenstand der Theologie fußt in diesem Problembewusstsein.
Bu ilke işletmenin sürekliliği kavramına dayanır.Im Inneren setzt sich die Funktionalität des Entwurfs fort.
Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.Alle Kulturen sind möglich, die mit den Wetterbedingungen zurechtkommen.
Bir hayvan olan çakala (Canis Latrans) dayanır.Die Schädelform des Coyoten (Canis latrans).
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Dies geschieht durch das „Prinzip der wohlwollenden Interpretation“.
Avrupa’daki salsa okullarının çoğu bu stile dayanır.In Europa beziehen sich viele Tanzschulen auf diesen Stil.
Her ikisi de yaratıcı zekaya dayanır.Beide jedoch verdanken sich dem Scharfsinn.
Ailesinin kökleri Danimarka'ya dayanır.Ein Zweig der Familie siedelte sich in Dänemark an.
Bu gün kullanılan parmak izi metodu da aynı esasa dayanır.Der heutige Laserdrucker basiert auf demselben Prinzip.
Grubun kökeni 1960'ların sonlarında Batı Almanya'daki öğrenci protestolarına dayanır.Während der Westdeutschen Studentenbewegung der 1960er Jahre kam es zu Protesten am Seminar.
İnanca dayanır.Den Glauben bewahren.
Philadelphia'nın kuruluşu Attaloslar Kralı Attalos II'ye dayanır.Die Stoa des König Attalos II. zu Athen.
Aralarındaki pek çok farka rağmen hemen hepsi Milton-Work puanlamasına dayanır.So sind am Schluss nahezu alle glücklich - bis auf den gliksucher Mendel.
Bu hikaye gerçek olaylara dayanır.Cette histoire est basée sur des faits réels.
«Ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona.»Qui transgresse les bornes d’Allah a déjà lésé son être.
"Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir."Et si tu dis le cœur, puisqu'il est dit: 'Vous circoncirez l'excroissance (orlat) de vos cœurs' ?
Dayanırım, inan.Cessez de résister, croyez-moi.
Gölgeye dayanırlar.Supporte l'ombre.
Chuquicamata sözcüğü Aymara dilinde gelip, kökeni bölgeye ilk yerleşenlere dayanır.Le mot Chuquicamata vient de la langue aymara, il désigne les premiers habitants de la région.
Ayrım Francis Bacon’ın Novum Organium’una (1630) dayanır.La distinction remonte à Francis Bacon et son œuvre Novum Organum, 1620.
Serisi, Fransız yazar Romuald Racioppo'nun Les Pyjamasques kitap serisine dayanır.La série est basée sur la série de livres de Les Pyjamasques par l'auteur français, Romuald Racioppo.
Kökenleri Alaska'daki Nunamiutlara dayanır.C'en est trop pour ses partisans en Écosse.
RPC (Remote Procedure Call) fikri 1976'ya, RFC 707'lerin tanımlandığı tarihe dayanır.L'idée de RPC date d'au moins 1976, quand il a été décrit dans le RFC 707.
Sen seni ne sanırsın, fâniye dayanırsın Üş bir gün uyanırsın, tevhide gel tevhide.Mangez de leurs fruits, quand ils en portent, mais payez sa dette le jour de sa récolte et ne gaspillez point.
Arabanın tarihi Fiat'a dayanır.L'histoire continue avec Fiat Automobiles Serbie.
Northumberland Kontu is "Henry Percy, 1. Northumberland Kontu"'na dayanır.Henri IV remet l'île à Henry Percy, le premier comte de Northumberland.
Hangisi çok dayanırsa orayı yerleşim bölgesi seçeceklerdir.Si on est assez prêt, on choisit son emplacement.
Ailesinin kökleri Danimarka'ya dayanır.Ses racines familiales remontent à Goa, en Inde.
Deneme, yazarın 1862 yılında Avrupa'ya yaptığı yolculuk esnasında tuttuğu seyahat notlarına dayanır.Ce récit décrit les impressions de l'écrivain rapportées de son voyage de l'été 1862 en Europe occidentale.
Godiva'nın kökeni 1926 yılında Brüksel'de Joseph Draps tarafından kurulan çikolata toptancılığına dayanır.Godiva est un chocolatier anciennement belge fondé par Joseph Draps en 1926.
Westmoreland Kontu "Ralph Neville, 1. Westmorand Kontu"'na dayanır.Robert Umfraville sert d'abord sous les ordres de Ralph Neville, 1er comte de Westmorland.
Basitçe fikir, George Berkeley'in yazılarına dayanır.Elle résume l'immatérialisme de George Berkeley.