dayanır ile cümle
dayanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır.На фона на останалите гръцки фамилии, тази се отличава значително.
Karşılıklı oyuncuların puan ortaklığı üzerine dayanır.Надежда – Членовете на групата взаимно се окуражават.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Мнозина доброволно напуснаха работа.
Bu ilke işletmenin sürekliliği kavramına dayanır.На този принцип е основана работата на часовниците.
Fakat kurumun tarihi daha da eskilere dayanır.Корените на фестивала обаче са още по-стари.
Migren tanısı belirti ve semptomlara dayanır.Диагностицирането на мигрената се основава на признаци и симптоми.
X86 adı bu sonuncusunun basit 16 bitlik komut setine dayanır.В крайна сметка, името x86 остава като име на цялата фамилия.
Film; 1981 Bulgar filmi Yo Ho Ho'nun senaryosuna dayanır.1983 г. – Състои се премиерата на българския игрален филм Йо-хо-хо.
Batı kültüründe kökenleri oldukça eskiye dayanır.В западната култура са възприемани значително отрицателно.
Dairenin aslı 1983'e dayanır.Основите на сградата са поставени през 1983 година.
Bu ilke sosyal sorumluluk kavramına dayanır.Това би противоречало на принципа на индивидуалната отговорност.
Çalışma prensibi rezonansa dayanır.Психичната дейност е на принципа на рефлекса.
Her şey hesaba dayanır.”Той е мислил през всичко."
Arşivin tarihi çok eski milletlere kadar dayanır.Идеята за безсмъртието се среща при голяма част от древните народи.
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Ocem egzistencijalne filozofije smatra se danski filozof 19. stoljeća Søren Kierkegaard.
Eşcinsel evlilikten bahseden ilk kayıt, Roma İmparatorluğu'nun ilk senelerine dayanır.Prvi povijesni spomen sklapanja istospolnih brakova nalazimo u ranom Rimskom Carstvu.
En eski fosiller erken Trias Devri'ne dayanır.Najstariji fosili potječu iz ranog trijasa.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksija se dijagnosticira temeljem kliničke slike.
İlk cami 13. yüzyılda inşa edilmiştir, ama şimdiki yapı 1907'e dayanır.Prva džamija na toj lokaciji je sagrađena u 13. stoljeću, a trenutna građevina datira iz 1907. godine.
Az sayıdaki Danimarka'daki Yahudilerin tarihi 17. yüzyıla kadar dayanır.Povijest Židova u Švedskoj može se pratiti natrag do 17. stoljeća.
Oyunculuk M.Ö. 534 yılına dayanır.Književnost u 534. godini.
Her şey hesaba dayanır.”Radi kao da sve ovisi od tebe. "
Formula 1 yarışlarının kökeni 1920'ler ve 1930'larda yapılan Avrupa Grand Prix motor yarışlarına dayanır.Formula 1 ima svoje korijene još u motornim utrkama na europskom tlu 1920. i 1930.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Cilj umjetnosti je prodrijeti u nepoznato.
Olaylar dinî olarak değerlendirilse de çoğunlukla siyasi ve ekonomik nedenlere dayanır.Stanovništvo se konstantno smanjuje, uglavnom iz ekonomsko-socijalnih razloga.
Maddeleşmiş hal, yaklaşık olarak bir gün dayanır ve sonra ruh eski haline geri döner.Hoće li se svemir zauvijek širiti ili će se nakon nekog vremena početi sažimati?
Yaklaşık 700 yıllık bir geleneğe dayanır.Ima tradiciju dužu od 100 godina.
Ada ekonomisi hemen hemen tümüyle fosfat madenciliğne dayanır.Gospodarstvo otoka se još uvijek najvećim dijelom osniva na izrabljivanju fosfata.
Farklı piller farklı kimyasal reaksiyonlara dayanır.Kemijska se energija oslobađa u različitim kemijskim reakcijama.
Ermenistan'daki Yahudilerin tarihi 2000 yıl öncesine dayanır.Židovi imaju povijest u Gruziji koja seže unazad preko 2000. godina.
Şu ana kadar tanımlanan bütün olasılıklar karanlık enerjinin çok basit bir eşitliğine dayanır.Každá vyššie popísaná možnosť je založená na veľmi jednoduchom tvare stavovej rovnice tmavej energie.
Grubun kökeni 1960'ların sonlarında Batı Almanya'daki öğrenci protestolarına dayanır.Pôvod skupiny sa dá nájsť v študentskom hnutí v západnom Nemecku koncom 60.rokov.
Basitçe fikir, George Berkeley'in yazılarına dayanır.Je to základné tvrdenie filozofie Georga Berkleyho.
Az sayıdaki Danimarka'daki Yahudilerin tarihi 17. yüzyıla kadar dayanır.História Židov vo Švédsku siaha do 17. storočia.
Metin Vakıdî'nin bir Arapça çalışmasına dayanır.Arabčina je predmetom štúdia arabistiky.
İsmin kökeni Eski Mısır'a dayanır.Názov súhvezdia má pôvod v starovekej egyptskej báji.
Güvenlik tamamen kullanılan anahtara dayanır.Bezpečnosť je založená na utajení kľúča.
Bugünkü halkının kökleri bu Portekizli yerleşimcilere ve köle Afrikalılara dayanır.V tomto období tvorili obyvateľstvo Portugalci a africkí otroci.
Hata bulma ve düzeltme oluşabilecek hataların beklentisine dayanır.Za tretie: Znášať a ospravedlňovať chyby blížneho.
Etkileşimler daha çok fiziksel mevcudiyete dayanırlar.Sú mimoriadne odolné voči fyzikálnym vplyvom.
Puma adı Güney Amerika'nın yerli dillerinden olan Quechua diline dayanır.Kečuánčina je domorodý jazyk Južnej Ameriky.
Köyün adı Selçuklular zamanına dayanır.Čas života nazýva Bergson trvaním.
Bitki aşılarının tarihi oldukça eskilere dayanır.Čo sa kolonizácie týchto druhov zvierat týka, je relatívne nedávna.
Bölgede ilk yerleşim yaklaşık 6000 yıl öncesindeki Bakır Çağı'na dayanır.Osady prvých roľníckych obyvateľov boli na území mesta už takmer pred 6 000 rokmi.
Film gerçek bir hikâyeye dayanır.Film je posnet po resnični zgodbi.
Diğer bütün bilimler gibi fizik de bilimsel metodunun yeterli bir tanımı için bilim felsefesine dayanır.Fizika se, tako kot ostale znanosti, pri opisovanju znanstvene metode opira na filozofijo znanosti.
Bu metrik için formül hangi kordinatların veya kordinat kolullarının seçildiğine dayanır.Od delovne organizacije je odvisno kateri inštrument za merjenje utrujenosti bo uporabljen.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Ni usklajenega mnenja, kaj naj bi bil učinek te "optične izboljšave".
Kardinallik kurumu tamamen kilise hukukuna dayanır.Na kánonih temelji cerkveno pravo.
Her ikisi de yaratıcı zekaya dayanır.Obojni se iz tega učimo velikodušnosti.
Şehir halkının geçimi balıkçılığa dayanır.Število prebivalcev je popolnoma odvisno od ribarjenja.
Zeytin dalının barışın bir sembolü olarak kullanılması MÖ beşinci yüzyıla dayanır.Uporaba oljčne veje kot simbola miru v zahodni civilizaciji sega vsaj do 5. stoletja pred Kristusom.
Yaklaşık 700 yıllık bir geleneğe dayanır.Za en obhod potrebuje 287 let.
Ayrıca bu dönem tiyatrosu Aristoteles'in "üçlü birlik" ilkesine dayanır: olay, yer ve zamanda birlik.V kompozicijo je uvedel Aristotlovo načelo treh enotnosti (kraja, časa in dejanja).
Olaylar dinî olarak değerlendirilse de çoğunlukla siyasi ve ekonomik nedenlere dayanır.Okoljevarstveni pogledi so velikokrat sporni iz političnih ali gospodarskih razlogov.
Ada ekonomisi hemen hemen tümüyle fosfat madenciliğne dayanır.Gospodarstvo v Nauru je bilo kasneje v celoti odvisno od fosfatov.
Bu haliñe can dayanır mı?Me lahko čutiš, ko vate vdihujem življenje?
Köyün aslı Adana'ya dayanır.Središče province je mesto Adana.
Elektrik çarpmasının etkileri pek çok etkene dayanır.Učinki podvodne eksplozije so odvisni od številnih dejavnikov.
Türü çok oyunculu online oyuna dayanır.Veliko krat svojo hitrost izrabi za igro pri mreži.