dayanır ile cümle

dayanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılğa dayanır Mahallede ilköğretim okulu vardır.Învățătorul avea locuință și grajduri pentru vite în incinta școlii.
Merkantilist düşünce düşük ücret politikası olgusuna dayanır.Așadar, în etapa de maturitate se aplică strategia de costuri scăzute.
Beslenme büyük ölçüde buğday ve buğday ürünlerine dayanır.O vom regăsi deci în pâinea completă și în germenii de grâu.
Bu anlamda “radikal dürüstlüğe” dayanır ve “aldatma” pratiklerinden ayrılır.Filmul este, însă, grav compromis de convenționalul și chiar ridicolul secvențelor „insurecției”.
Olay ve kişiler gerçeklere dayanır.Fapte și întâmplări adevărate.
Bu yarı insan yarı balık vücutlu insansıların efsaneleri M.Ö. 5,000 yılına kadar dayanır.Povestea ființelor umane în raport cu Peștera mamutului se întinde pe șase mii de ani.
Tarihi 1865'te kurulan Darülfünun'a dayanır.În interior se păstrează picturi murale din 1865.
Köyün ekonomisi tarım ve tersane çalışanlarına dayanır.Fermă - Ferma îți aprovizionează muncitorii și trupele cu hrană.
Geçmişi 1930'lu yıllara dayanır.Datează din anii 1930.
Migren tanısı belirti ve semptomlara dayanır.Diagnosticul migrenei se bazează pe semne și simptome.
Bu yöntem kümedeki yıldızların uzayda ortak bir hareket paylaştığı esasına dayanır.Aceste puncte de convergență sugerează că aceste stele au o origine comună.
Litvanya'daki şehirlerin çoğu eski zamanlara dayanır.Lista de orașe din Lituania cuprinde și fostele districte din Lituania.
Yörenin tarihi çok eski olup, milat önceki yıllara dayanır.Viața de zi cu zi din țară a rămas în linii mari la fel cu cea de dinainte de ocupație.
Değirmenlerin kullanılmaya başlanması Milat'tan önceki yüzyıllara dayanır.Activitatea agricolă a început să predomine față de păsto-ritul majoritar din secolele anterioare.
Yaklaşık 200 yıl önceye dayanır.Ez azt jelenti, hogy kb. 200 évre volna elegendő.
Mısır'da Nil Nehri'nin sulama amacıyla kullanılması çok eski bir geçmişe dayanır.Az ókori Egyiptomban a Nílus áradásának előrejelzése létfontosságú.
Bilgilerimiz, belirgin bilgilerden çok spekülatif açıklamalara dayanır.A számok szomorúak, érthető okokból.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Az anafilaxia diagnosztizálása klinikai tényeken alapul.
Lincoln'ün soyu, 17. yüzyılda İngiltere'den Hingham, Massachusetts'e göç etmiş olan Samuel Lincoln'e dayanır.Samuel Lincoln a 17. században vándorolt ki Angliából Amerikába, a Boston melletti, massachusettsi Hinghambe.
Atalarının kökü 11. yüzyıla dayanır.Román templomának alapjai 11. századiak.
Bu komutanın adı ise, gelmiş olduğu yer olan, İngiltere'nin Somerset ilindeki Wellington kasabasına dayanır.A herceg neve az angliai Somerset megyében található Wellington város nevéből ered.
Ateşli silahlar yitirilirse arabalar nasıl dayanır?Hogyan vitesse el délre az ágyúkat, mielőtt leesik az első hó?
Halkın konuştuğu dile dayanır.Amit a közvélemény mond.
Film gerçek bir hikâyeye dayanır.A film valós történetet dolgoz fel.
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Általános vélemény szerint Bohr olvasta a 19. századi dán filozófust, Søren Kierkegaard-t.
Batı kültüründe kökenleri oldukça eskiye dayanır.A nyugati kultúrában mindig más mércével mérték őket.
Gökova bölgesinde bilinen tarih MÖ 2600 yıllarına kadar dayanır.Poti és környéke feljegyzett történelme 26 évszázadot ölel fel.
Yaklaşık 450 kişilik nüfusa sahip mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Az itt található 465 családi gazdaság jelentős termelési potenciállal rendelkezik.
Oyunculuk M.Ö. 534 yılına dayanır.Birodalmuk az 534. évig állt fenn.
Her şey hesaba dayanır.”Minden sornak megvan a szerepe.”
Sınıf ayrılıklarına dayanır.Az osztályozón kiestek.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Márpedig az „igazság” megfelelő meghatározásától elvárjuk ezt a követelményt.
Çiftçilerin dayanışma ve ekonomik birliktelikleri esasına dayanır.Saját lovaikkal és gazdasági felszereléseikkel léptek be a gazdák.
RPC (Remote Procedure Call) fikri 1976'ya, RFC 707'lerin tanımlandığı tarihe dayanır.A RPC ötlete legalább 1976-re megy vissza, amikor először leírták az RFC 707 dokumentumban.
İlk yerleşimi eski tarihlere dayanır.Szétszórt elhelyezkedése az egykori magángazdaságokkal kapcsolatos.
Tecrübesi uzun yıllara dayanır.A próbatétel hosszú évei állnak előtted.
TARİHİ ÇOK ESKİ ZAMANA DAYANIR.Eredete igen régi időkre nyúlik vissza.
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.A kor sürgető kivánatit pótló eredeti munka, készült Ungvárt 1843. és 1844. év.
Bu şakalar, Tube Bar kayıtlarına dayanır.Ezek grafikai mintái az alapító okirat mellékletei.
Kökleri M.Ö. 18. yüzyıla dayanır.A berendezés zömmel 18. századi.
Litvanya'daki şehirlerin çoğu eski zamanlara dayanır.A szerbiai bányászat nagy része elavult.
Mavi göz: Bu renk yeni bir mutasyona dayanır.Ennél a mutációnál a test fehér színe változó intenzitású.
İlaç olarak bitkilerin kullanımı, Yazılı insan tarihinin öncesine kadar dayanır.A lárvaterápia alkalmazása a sebkezelésben legalább az írott történelem kezdetéig nyúlik vissza.
Rowling'e göre hikayenin nasıl ortaya çıktığı Geoffrey Chaucer'ın The Pardoner's Tale adlı eserine dayanır.Rowlingin mukaan tarina Varjeluksista syntyi ehkäpä Geoffrey Chaucerin teoksen The Pardoner's Tale pohjalta.
Olay ve kişiler gerçeklere dayanır.Suurin osa tapahtumista ja ihmisistä vastaa kuitenkin todellisia tapahtumia.
Formula 1 yarışlarının kökeni 1920'ler ve 1930'larda yapılan Avrupa Grand Prix motor yarışlarına dayanır.Formula 1 -sarjan juuret alkoivat Euroopassa 1920–30-luvulla järjestetyissä Grand Prix -autokilpailuissa.
Şehrin ekonomisi hizmet sektörü ve üretim sanayiine dayanır.Maan talous perustuu palvelualaan ja teollisuustuotantoon.
Litvanya'daki şehirlerin çoğu eski zamanlara dayanır.Useimmat Liettuan kivikauden asumukset olivat sellaisia.
Kökeni eski cinslere dayanır.Sillä on yhteys vanhaan kynttilänpäivään.
Teori ikna kavramına dayanır.Kulmala on vakaumukseltaan herännäinen.
Üyeliğe alınma tamamıyla, üyelerin yeni üyeleri teklif etmesine dayanır.Jäseniä painostetaan hankkimaan lahkoon uusia jäseniä.
Eyalet ekonomisi eskiden beri madenciliğe dayanır.Seudun talous perustui aikaisemmin kaivosteollisuuteen.
Film AİDS'li genç Ryan White'ın hayatını konu alan gerçek hikâyeye dayanır.Whiten tapaukseen perustuen on ohjattu elokuva The Ryan White Story.
Arabayı kaydırarak skor elde etmeye dayanır.Autoa valitessa näkyy sen kyvyt.
Gerçek bilginin temelinin ancak idealar dünyâsında bulunabileceği temeline dayanır.Jäljelle jäävät ainoastaan ne uskomukset, joihin keskustelussa pystytään löytämään vahvoja perusteita.
Bunların soyu Oğuz Türklerine dayanır.Poikaset pitävät kiinni emonsa mahapuolen turkista.
Yazımında kullanılan alfabenin kökeni ise Etrüsk alfabesi ile Yunan alfabesine dayanır.Koptin kieltä kirjoitetaan omalla pääasiassa kreikkalaisiin aakkosiin perustuvalla kirjoitusjärjestelmällään.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.Hänen kirjoituksensa perustuivat useimmiten hänen omiin silminnäkijähavaintoihin eri tapahtumista.
Karacaören köyü’nün bulunduğu yerin iskânı çok eskilere dayanır.Hakoisten kartanon alueen asutuksen historia menee kauas menneisyyteen.
Hyundai ix35'in tasarımı iX-onic konseptine dayanır.Ensimmäinen oli Hyundai ix35 Fuel Cell.

İlgili Sayfalar