dayanır ile cümle
dayanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
1999 yapımı bir saatlik mockumentary Larry David: Curb Your Enthusiasm'a dayanır.Alles begon met een HBO-special uit 1999, getiteld Larry David: Curb Your Enthusiasm.
Film; 1981 Bulgar filmi Yo Ho Ho'nun senaryosuna dayanır.Het verhaal is een raamvertelling gebaseerd op de Bulgaarse film Yo ho ho uit 1981.
Kolofonun kullanımı çok eskilere dayanır.Het gebruik van coca is al heel oud.
Jules Massenet'in 1885 tarihli operası da bu esere dayanır.Hierop is de gelijknamige opera van Jules Massenet uit 1885 gebaseerd.
Bu tartışma Sartori’ye dayanır.Deze stelling komt van Sartre.
Bu isim Endonezya'nın bağımsızlığından çok önceye, 18. yüzyıla dayanır.De naam dateert uit de 18e eeuw, dus nog van voor de onafhankelijkheid van Indonesië.
Bu düşünce sadece halk hikâyelerine dayanır.Het publiek krijgt slechts een kant van het verhaal...
Çoğu din, doğaüstü inanışlara dayanır.Alles wat men méér gelooft is bijgeloof.
Ancak Kansu ekonomisi büyük ölçüde madenciliğe dayanır.De stad is qua economie grotendeels afhankelijk van de mijnbouw.
Bu haliñe can dayanır mı?Kan dit niet wachten?
Öyle ki aklın ve mantığı ilkeleri ve temel kategorileri bile, sonucta izlenimlere dayanır.De Phänomenologie, de Logik en de Grundlinien kunnen naar hun logische structuur op elkaar afgebeeld worden.
Geçmişleri yüzyıllara dayanır.En voort wentelen de eeuwen.
Her şey hesaba dayanır.”Enkel de waan is aan allen gegeven”.
Şehir ekonomisi madenciliğe ve metalurjiye dayanır.Hierdoor is het gebied gericht op mijnbouw en metallurgie.
Gölgeye dayanırlar.De plant verdraagt schaduw.
Bu akım aslında 16. yüzyıla kadar dayanır.Zo bleef het in feite de gehele 16de eeuw.
Dizi Cecily von Ziegesar'ın aynı adlı popüler kitap serisine dayanır.De serie is gebaseerd op de gelijknamige boekenreeks van schrijfster Cecily von Ziegesar.
Atalarının kökü 11. yüzyıla dayanır.De Romaanse kerk stamt uit de 11e eeuw.
Yugo'ların üretimi o zaman mevcut olan eski Yugoslavya'nın Kragujevac şehrindeki fabrikaya dayanır.De Yugofabriek bevond zich in Kragujevac, in het Servische deel van het voormalige Joegoslavië.
Gezi yazıları kuvvetli bir gözlem gücüne dayanır.Deze levendige taferelen geven blijk van een scherp observatievermogen.
Metin Vakıdî'nin bir Arapça çalışmasına dayanır.Het is een Middelengelse vertaling van een Latijns werk, dat gebaseerd is op een Arabische bron.
Basak boyundan gelmiş olup Orta Asyadan oğuzlara kadar dayanır.Het wordt door Fereidoen aan zijn middelste zoon Tur toebedeeld.
Kitap büyükbabasının hayatına dayanır.In het boek overlijdt de oma van Jonas.
Nicola Gölünün (Nicola Lake, Lac de Nicolas) adı da buna dayanır.De naam Nikolskoje (behorend aan Nicolaas) verwijst hier ook naar.
RPC (Remote Procedure Call) fikri 1976'ya, RFC 707'lerin tanımlandığı tarihe dayanır.Het idee achter RPC gaat terug tot RFC707 uit 1976.
Tarih öncesi(yazının icadından önceki dönemler) dönemlere dayanır.Hierdoor kwam de termijn van Datu Sinsuat vroegtijdig ten einde.
Karşılıklı oyuncuların puan ortaklığı üzerine dayanır.De Waalse partijen leggen de nadruk op onderlinge solidariteit.
Halkın çogunlugu mübâdele ile gelen Selanik ve Girit mübâdil göçmenlere dayanır.Bodemkundig en volkskundig maken Kwaadmechelen en Oostham deel uit van de Zuiderkempen.
Köyün geçmişi yaklaşık 1850'li yıllara dayanır.De landgoederen stammen uit ongeveer 1850.
Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır.Guadeloupe leeft van akkerbouw, toerisme, lichte industrie en dienstverlening.
Batı kültüründe de soyut tasarımların kökü eskilere dayanır.Maar in de westerse cultuur komt ook hersenspoeling voor.
Hint felsefesi Hinduizmin kurallarının yazıldığı Veda'lara dayanır.Hindoeïstische filosofie is de Indische filosofie die zijn oorsprong vindt in de Veda's.
Süperşarj tekniği de bu prensibe dayanır.Een zenuwcel werkt ook met dat principe.
Belgesel tarzında çekilmiş olan bu film, söz konusu arayışın yarı kurgusal olarak anlatılmasına dayanır.De reden daarvoor wordt gaandeweg een dergelijke film duidelijk middels de found footage.
Zeytin üretimi adada köklü bir tarihi geçmişe dayanır.Ouwe Sunderklaas heeft al een lange traditie op het eiland.
Boolean cebri 10 temel postülata dayanır.Vervolgens begint de transcriptie 10 basenparen verderop.
Çoğu oyun, rakiplerin oyun durumu hakkında sınırlı bilgi sahibi olmaya dayanır.De techniek wordt echter ook vaak bewust toegepast om de spelomgeving voor de speler af te grenzen.
Dinin ana konsepti Japonca'da johrei olarak geçen şifa ritüeline dayanır.Japan daarentegen, accepteert meer dat schattigheid onderdeel is van de mode.
Bu kumaş iyi dayanır.Deze stof houdt zich goed.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.Leczenie często opiera się więc na występowaniu grypy w środowisku lub na szybkim teście grypowym.
«Ve kim Allah'a dayanırsa o, yeter ona.»Przeciwnie – duch jako czynnik pochodzący od Boga jest nieśmiertelny.
Öykü, gerçek bir olay olan Mary Cecilia Rogers cinayetine dayanır.Historia bazuje na prawdziwym zabójstwie Marii Cecilii Rogers.
Bu haliñe can dayanır mı?Czy ich przyjaźń to wytrzyma?
Film gerçek bir hikâyeye dayanır.Film opowiada prawdziwą historię.
Tarih öncesi(yazının icadından önceki dönemler) dönemlere dayanır.Ich kłótnie sięgają jeszcze czasów przedwojennych.
Güvenliği, ayrık logaritma problemlerinin çözülemezliğine dayanır.Jego bezpieczeństwo opiera się na trudności w rozwiązaniu logarytmu dyskretnego.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksja diagnozowana jest na podstawie objawów klinicznych.
Üzerinde Orinoco'nun gösterildiği ilk harita 1529 yılından gelir ve Diego Ribero'ya dayanır.Pierwszy raz na mapie pojawiła się w 1529 roku, sporządzonej przez Diego Riverę.
İnternet sanatı değişik sanat akım ve geleneklerine dayanır.Sztuka internetu ma swoje źródła w wielu różnych tradycjach i ruchach artystycznych.
İnanca dayanır.Pozostaje tylko wiara.
Ayrım Francis Bacon’ın Novum Organium’una (1630) dayanır.Określenie to upowszechnił po raz pierwszy w druku Francis Bacon w dziele Novum organum (1620).
Bir grup insanın, kendi arasında, ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır.Jednakże w przypadku człowieka muszą się jakoś wiązać, działać na siebie.
Tunus'taki Yahudilerin tarihi Roma dönemine kadar dayanır.Historia Żydów w Albanii sięga czasów rzymskich.
Geçmişleri yüzyıllara dayanır.Ostatnie przetrwały do przełomu wieków.
Taranto'nun tarihi İtalya'nın geri kalanına nazaran eskilere dayanır.Rezultaty Di Martino są aktualnymi rekordami Włoch.
İstatistiksel mekaniğin temel becerisi termodinamiğe dayanır.Fizyczną podstawą mechaniki statystycznej jest termodynamika fenomenologiczna.
Üniversitenin kökleri 1750 yılına kadar dayanır.Korzenie uczelni sięgają 1852 roku.
Oyunculuk M.Ö. 534 yılına dayanır.Oznacza to, że rękopis musiał powstać po 534 roku.
Düşman Görele sınırına dayanır.Naprzeciw kulom wroga marsz!
Törenin esası, ev sahibinin konuklarına çay hazırlaması gibi gündelik bir ihtiyaca dayanır.Często oddziela miejsce gospodarza przygotowującego herbatę od miejsca gościa.