dayanıklı ile cümle
dayanıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Eşekler dayanıklı hayvanlardır.Donkeys are tough animals.
Bu bitkiler zararlı ot ilaçlarına karşı dayanıklıdır.These plants are resistant to weed killers.
Bu saat darbeye dayanıklı.This watch is shock-proof.
Bu ev ateşe dayanıklı.This house is fireproof.
Bu pantolonlar, dayanıklı kumaştan imal edildi.These trousers are made of durable cloth.
O, satın almadan önce evin dayanıklılığını kontrol etti.He checked the durability of the house before buying it.
Baştan çıkarmaya karşı dayanıklıdır.He is proof against temptation.
O, eleştirilmeye karşı her zaman dayanıklıdır.She is always immune to criticism.
Bu kafes köpekbalığına dayanıklı mı?Is this cage shark-proof?
Birçok kişi onun "tavsiyeye dayanıklı" olduğuna inanmış.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Birçok kişi onun tavsiyeye dayanıklı olduğuna ikna olmuş.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Çatı katı dayanıklı ve su geçirmez.The rooftop is durable and watertight.
Zamanlar dayanıklıdır.Times are tough.
Evim depreme dayanıklı olarak dizayn edilmiştir.My house is designed to withstand an earthquake.
Bu, suya dayanıklı bir saat.This is a waterproof clock.
Bu tekne artık denize dayanıklı değil.This boat is no longer seaworthy.
Onlar dayanıklılar.They're tough.
İhtiyacın olan şey dayanıklılıktır.What you need is staying power.
Bu kumaş çok yıkamaya dayanıklı değildir.This cloth won't stand much washing.
Tom dayanıklı değildir.Tom isn't tough.
Bu bakteri penisiline karşı dayanıklıdır.This bacterium is resistant to penicillin.
Tom çok dayanıklıdır.Tom is very tough.
Tom herkesin onun olduğunu söylediği kadar dayanıklı değil.Tom isn't as tough as everyone says he is.
Tom göründüğü kadar dayanıklı değil.Tom isn't as tough as he looks.
Bu dayanıklı ve güvenilir bir araç.It's a tough and reliable vehicle.
Bu bir fiziksel dayanıklılık testidir.This is a physical endurance test.
Tom gerçekten dayanıklıydı.Tom was really tough.
Tom çok dayanıklıydı.Tom was very tough.
Yeterince dayanıklı görünüyor.It seems durable enough.
Ben soğuğa karşı dayanıklıyım.I am resistant to cold.
Çok dayanıklı değil.It's not very durable.
Onun bir maraton koşmak için yeterli dayanıklılığı vardı.He had enough endurance to run a marathon.
Kardiyovasküler dayanıklılık, fiziksel uygunluğun altı bileşeninden biridir.Cardiovascular endurance is one of the six components of physical fitness.
Perdeler ateşe dayanıklıdır.The curtains are fireproof.
Dayanıklılık her şeyi mümkün kılar.Persistence makes anything possible.
Tom ejderhanın karşısına çıkmadan ateşe dayanıklı zırh giymeyi unuttu.Tom forgot to equip fire-resistant armour before going up against the dragon.
Bu elbise ateşe karşı dayanıklıdır.This suit is fire-resistant.
Ağrı için düşük bir dayanıklılığım var.I have a low tolerance for pain.
Bu ip gerçekten dayanıklı.This rope is really durable.
Bu tabaka suya dayanıklıdır.This stratum is waterproof.
Bu malzeme kimyasal olarak dayanıklıdır, ancak bazı solventlere karşı hassastır.This material is chemically resistant, but it is vulnerable to some solvents.
Günümüzde Casio, en yaygın şekilde dayanıklı ve güvenilir elektronik saatler üretmesi ile bilinir.Today, Casio is most commonly known for making durable and reliable electronic products.
Yine de mirasının daha dayanıklı olduğu ispatlanmıştır.Nevertheless, his legacy proved more enduring.
Dayanıklılık, servis ömrü, ve bazı tür hücrelerin özel gereksinimleri.Durability, service life, and special requirements for some type of cells.
Bileşeni arızaya-dayanıklı hale getirmek ne kadar maliyetli?How expensive is it to make the component fault tolerant?
P283 Ateş/alev dayanıklı/geciktirici kıyafet giyin.P283: Wear fire/flame resistant/retardant clothing.
Düşmanların oyuncunun karakterlerine hasarı, karakterin dayanıklılık ve sağlık havuzuna etki eder.Damage from enemies to the player's characters affect an endurance and health pool.
Özellikle H {\displaystyle H} 'nin çarpışma dayanıklılığına ihtiyacı yoktur.In particular, H {\displaystyle H} does not need to be collision resistant.
Suya dayanıklı olabilir veya olmayabilir; hava geçirmezse, bandaj oklüzif bir pansuman malzemesidir.It may or may not be waterproof; if it is airtight, the bandaid is an occlusive dressing.
Father: Damaya'nın babası, bir “dayanıklı”.Father: Damaya's father, a Resistant.
Sauron, Olog-hai'yi güneşe dayanıklı, büyük, ve akıllı olarak yetiştirdi.Sauron bred the Olog-hai, large, clever, and resistant to the sun.
Dayanıklılık savaştan sonra tekrar kazanılmakla beraber, sağlık sadece dinlenerek kazanılabilir.While endurance regenerates after combat, health can only be restored by resting.
Daha önce inşa edilen Budist yapıları, İslam dönemindekilerden daha dayanıklı olduğunu kanıtladı.The earlier Buddhist constructions have proved more durable than the Islamic buildings.
Pek çok basit büyüye ve efsuna (örneğin çağırma büyüsü) karşı dayanıklıdır.There are also many agraharams (settlement of Iyers) and Moothan tharas.
AlphaSmarts, okullarda ekonomikliği ve dayanıklılığı açısından çok popülerdi.AlphaSmarts were very popular in schools for their affordability and durability.
Bunlar adlandırılan ACID özellikleridir: Atomicity, Tutarlılık, İzolasyon ve Dayanıklılık.These are the so-called ACID properties: Atomicity, Consistency, Isolation, and Durability.
Dayanıklılık : 4-12 saat arası yarışlardır.I know there will be some debate about a four-and-a-half-hour race.
An-32 elverişsiz hava koşullarına dayanıklılık bakımından An-26'dan daha iyidir.The An-32 is designed to withstand adverse weather conditions better than the standard An-26.
Anayasanın dayanıklılığı konusu 1923 meclis seçimlerine damgasını vurmuştur.The viability of the constitution dominated the 1923 parliamentary elections.
Bu tür diğer birçok otocinclus türleri kadar dayanıklı değildir.This particular species is not as hardy as many of the other Otocinclus species.