dayalı ile cümle

dayalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Akılcılık, rasyonel olmanın niteliği ya da halidir - yani, akla dayalı ya da akla uygunluk.Être bon, c'est être une personne intelligente ou raisonnable avec des pensées intelligentes ou raisonnables.
2012: 55 Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.2011 : La famille pose fièrement avec le grand-père et les animaux.
Allo telefon numaraları dayalı olacaktır.Allo est basée sur les numéros de téléphone.
9 ay kış 3 ay yaz görülür Mahallenin ekonomisi |hayvancılığa]] dayalıdır.Il s'agit de sa 9e participation aux Deaflympics d'été.
Kemari, rekabete dayalı bir oyun değildir.La compétition est loin d'être un passage obligé.
Belirlenmiş ücret alan görevlilere dayalı yeni bir yönetim sistemi oluşturdu.L’objectif est de mettre en place un régime de retraite complémentaire pour les fonctionnaires.
Köyün ekonomisi tarım ve |hayvancılığa]] dayalıdır.C'est une société patrilinéaire.
Yerelnet Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) SonuçlarıAdresse système d'enregistrement de la population (ADNKS) de base de données.
Tarıma dayalı ekonomi giderek azalmaktadır.L’économie du pays décline de plus en plus.
Hayvancılığa dayalı ekonomi zaman içerisinde oran olarak çok düşmüştür.Les animaux domestiques sont apparus progressivement au fil du temps.
Pekiştirmeli öğrenme - Dünya algısına dayalı bir öğrenme biçimi.La créativité : enseigner un regard nouveau sur le monde.
Ekonomisi turizmin yanı sıra, temel olarak tarıma dayalıdır.Outre l'artisanat local, l'économie est axée principalement sur le tourisme.
Köyün ekonomisi tarım,hayvancılığave tavukçuluğa dayalıdır.L'économie du village repose sur l'élevage du poulet.
Bu tamamen tarihi gerçeklere dayalı bir olaydır.Il s'agit d'une histoire tirée de faits réels.
Şehrin ekonomisi altın madenciliğine dayalıdır. ^ rehberiOr Mine d'or Orpaillage Industrie minière l'or
Tarıma dayalı bir ekonomisi vardır.La région a une forte dimension industrielle.
Nedeni yıllar öncesine dayalı kimi uygulamalardır.Le problème est ici que les mêmes motifs sont utilisés pendant plusieurs décennies.
"Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır" demiştir.Il a voulu « comprendre pourquoi les classes populaires se de la gauche ».
Tahviller iskonto esasına dayalı olarak satılmaktadır.Ces bourses sont accordées au cas par cas.
Tahminler istatistiklere dayalıdır ve nadiren tam doğruları verir.Las previsiones están basadas en estadísticas y son raramente exactas.
Smith-Waterman algoritması da dinamik programlamaya dayalı bir lokal hizalama yöntemidir.El algoritmo Smith-Waterman es un método general de alineamiento local basado en programación dinámica.
Bu krallık askeri güce dayalı kurulmuştur ve halkı agresif ve savaşçıdır.Este imperio fue fundado en la fuerza militar y la población es agresiva y combatiente al máximo.
James Nelson'ın verdiği ders, Paul Samuelson'ın ünlü kitabına dayalıydı.El curso fue impartido por James Nelson y estaba basado en un libro de texto de Paul Samuelson.
Gözlem, anket (sormaca) ve belgesel kaynaklara dayalı araştırmalar bu türdendir.Si se obtienen, se consignará por escrito y se buscarán unos testigos.
Köyün ]|]]] tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Iyo se forma por la fusión de la ciudad de Iyo más Futami y Nakayama (ambas del Distrito de Iyo).
Alman vatandaşlığı kanunu temel olarak jus sanguinis prensibine dayalıdır.La ley de nacionalidad serbia se basa fundamentalmente en el principio de jus sanguinis.
Özcü ders müfredatı olgular temelinde ve daha fazla gönüllülüğe dayalı ve daha az liberal ve ilkeseldir.Y es escuela de subordinación de aquello que es particular e inferior a aquello que es universal e inmortal.
Şişkin'in resim tekniği, doğa üzerindeki analitik çalışmalarına dayalıydı.Shishkin basaba su trabajo en estudios analíticos de la naturaleza.
Hyundai ix25 i20'nin platformuna dayalıdır.Su plataforma proviene del Hyundai i20.
Seriye dayalı çeşitli oyuncaklar ve video oyunları üretilmiştir.Ha habido varios juguetes y videojuegos basados en la serie.
Plasebo etkisi, farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir.Efecto placebo, capacidad curativa de un agente terapéutico que no produce ningún efecto farmacológico.
Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı evliliği savundu.La lucha por el matrimonio civil igualitario continúa.
İmha görevi oyuncuların karşı takımdaki rakiplerinin tamamını elimine etmesine dayalı bir oyun modudur.Agregada función anti-traición para jugadores del mismo equipo.
Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.5289 hektar arazisi vardır.Rancho de Pro.- Su actividad económica es la agricultura y la ganadería; tiene 794 habitantes.
Buna rağmen ormana dayalı sanayisi yoktur.Pero no hay enemigo en el bosque.
İstatistiksel Çeviri Modelleri başlangıçta yalnızca kelime analizine dayalı modellerdi.En un principio, las computadoras usaban solo modo texto.
Bu nedenle şehrin ekonomisi yıllarca tarıma ve tarımla ilgili imalat ve ticarete dayalı olmuştur.La economía de la ciudad ha estado desde hace siglos ligada a la administración y a la agricultura.
Bölge ekonomisi turizme dayalıdır.La región es de interés turístico.
Aquino'lu Aziz Tommaso'nun düşüncesi üzerine yorumları ve buna dayalı Tommasocu felsefesiyle tanınmıştır.El padre Erich Przywara la alentó a confrontar a santo Tomás de Aquino y la filosofía moderna.
Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.Los machos tipo I y tipo II pueden distinguirse unos de otros sobre la base de las características físicas.
Edimsöz Eylem: Kabul edilmesi gereken, anlaşmaya dayalı bir eylemin yerine getirilmesi.Invocar: Es solicitar que se cumpla una petición.
Konu başlıkları bibliyografik kayıtlamamya dayalı bir terimdir.La frase no es bíblica.
Köyün ekonomisi tarım Çay tarımı`na dayalıdır.Es que la región agricultural coincida la plantación del té.
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.Disgaea es un juego de rol táctico.
Shazam, spektrogram adı verilen zaman-frekans grafiğine dayalı bir ses parmak izine dayalı şarkıları belirler.Shazam identifica las canciones a partir de las huellas digitales de audio basadas en el espectrograma.
Yandex gelirinin büyük bir kısmını Yandex.Direct adlı içeriğe dayalı reklamcılık sisteminden elde eder.La Publicidad nativa aparece dentro de la fuente de contenido de Yandex Zen.
İlçe ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayalıdır.El área es predominantemente industrial.
Bu tarz, insanların iç dünyalarının analizine dayalı bir kurgu ortaya koymaktaydı.Proporcionó un nuevo rostro al estudio del comportamiento humano.
AEG's Spycraft'a dayalı oyun, d20 sistemi kullanmaktadır.Esencialmente, Dungeonslayers solo tiene un mecanismo de juego, el sistema d20.
Mahallenin ekonomisi tamamen çay tarımına dayalıdır.El interior del pabellón es la auténtica casa del té.
Oyunun 5. versiyonuna dayalı son Dünya Kupası turnuvası gerçekleşti.Esta es la quinta versión del torneo femenino en los Juegos.
Bir cümlenin yorumu bu cümlenin sentaktik yapısının çözümlemesine dayalı olarak yapılmalıdır.El objetivo de esta cadencia es retardar la resolución de una frase armónica.
Marc Brown tarafından yazılmış bir kitap serisine dayalıdır.El show fue creado por Marc Brown.
Şu an bu satırları hala okuyor olmanız bu teoriye dayalıdır.Estas particularidades siguen siendo evidentes al leer sus textos hoy en día.
Köylünün başlıca geçim kaynağı, tarıma dayalıdır.Uno de los principales conflictos sociales del área es la tenencia de la tierra.
Birincisi zorlayıcı iken ikincisi üzerinde etki kurma ve ikna etme esasına dayalıdır.Ella sabe que lo primero es prácticamente imposible, pero lo segundo...
Tarıma dayalı ekonomik bir yapı olduğu için de dışarıya göç yoktur.Dado que es una visión del medio rural, existe también una zona excluida.
Halkın geçimi büyük oranda fındık üretimine dayalıdır.La población recurre al sistema de terrazas de cultivo con notable éxito.
Daha çok diksiyona dayalı bir farklılığı gösterir.Véase distribución para una definición aún más generalizada.
İlçenin ekonomisi genelde tarıma dayalıdır.La razón principal para la migración de Noruega parece ser de la economía.
İlgili Sayfalar