Büyük dayak.Большой грохот.
Büyük dayak.الضربة الساحقة.
"Selanik Belediye Başkanı'na dayak"."أفراح عمدة القنفذة".
Ölümlerinin çoğu, dayak ve bıçak yaralarından kaynaklanmış ve kurşun yarası yoktu.Rany były spowodowane przez strzały, a nie przez jej ugryzienia.
İşler umduğu gibi gitmeyince fena halde dayak yer.Może czuć się przytłoczona kiedy rzeczy nie idą dobrze jak planowała.
Büyük dayak.Wielki Łań.
Büyük dayak.Stort slag.
Göçmenlik suçları, hapis, para cezası ve dayak ile cezalandırılır.Medlemmarna dömdes till fängelse, straffarbete och böter.
Büyük dayak.Pořádný výprask.
Hasbi ile arası bozuktur, tembellikleri yüzünden ona dayak atar.A harcban Deli Vid, és Demirván (Hamviván barátja) összetalálkozik.
Dil Dayakları.Kielistä kiinni.
Bu yüzden çavuşundan sürekli dayak yer.Hänen joukkonsa tunkeutuivat aina Amastrikseen asti.
Dayak başladığı anda bölüm biter ve jenerik müziği çalmaya başlar.Πριν μπω εγώ στο παιχνίδι σας είχαν τελειώσει τα χρήματα και με φωνάζετε να κάνω τη μουσική.
Bu yüzden çavuşundan sürekli dayak yer.Derfor starter han permanent som Foggs tjener.
"Selanik Belediye Başkanı'na dayak"."Pelantikan Walikota Medan".
Hasbi ile arası bozuktur, tembellikleri yüzünden ona dayak atar.Ketika dia marah dia cenderung untuk membekukan sekelilingnya (hasil pengawasan lengkap dari sihirnya).
Bu yüzden çavuşundan sürekli dayak yer.Do đó ông luôn giữ thế chủ động trên chiến trường.
Büyük dayak.大博打。
Bu durum Jack'in daha fazla dayak yemesiyle sonuçlanır.その姿を見たジャックは更にショックを受ける・・・。
Dayak yememek için sessizce soyunup yatağa girmeye çalışır.對床的整潔很執著,睡前一定會洗漱才上床。
Bu durum Jack'in daha fazla dayak yemesiyle sonuçlanır.为了缓解这种压力,杰克开始不停地吃东西。
Büyük dayak.많이 때리다.
Sırf bu yüzden Sacit'ten dayak yemeyi dahi göze alır.אנחנו נרצה לדעת את מה בדיוק יוסי אכל.
Hurşit Bey’in adamlarından dayak yer.С него измира родът на господарите на Гемен.
İstanbul. tvEM ^ "Klipte dayak".София: Изд. „Сиела Норма“ АД.
Evine dönmekte olan Kadı bir vazoyu kıran köleye dayak attırmaktadır.Tedaj se je namreč v njen dom zatekla pobegla sužnja.
Makara, bir tür, dudak için dayak rolünü oynar.Poljub (strokovno oskulacija) je dotikanje z ustnicami.
Büyük dayak.Suuremad löögid.
Bart, kendisine söylenenleri yapar, yine de dayak yer ve çöp kutusuna atılır.Ta sõimab vargaid valimatult, kuid tal topitakse suu kinni ja pistetakse prügikasti.
Hurşit Bey’in adamlarından dayak yer.Seejärel sattuvad nad Viertola härra härgade küüsi.
Aile içinde ve çift ilişkisinde uygulanan şiddet, örneğin, dayak atmak ve cinsel şiddet her zaman suçtur.Även våld i familjen och parförhållandet, till exempel slag och sexuellt våld är alltid ett brott.
Anne dayak yerdi.Bà sẽ bị đánh đập.
Anne dayak yerdi. "Biz kızlarımızı güvenli bir yere koymak istiyoruz." dediler.מאשימים בכך את האם, ומענישים אותה.
Anne dayak yerdi.É espancada.
Anne dayak yerdi.Elle est battue.
Anne dayak yerdi.Hon blir slagen.
Anne dayak yerdi.Ia dipukuli.
Anne dayak yerdi.Jej matku za to zbili.
Anne dayak yerdi.Jest bita.
Anne dayak yerdi.구타당하는 것입니다.
Anne dayak yerdi.La golpean.
Anne dayak yerdi.Sie wurde geschlagen.
Anne dayak yerdi.Viene picchiata.
Anne dayak yerdi.Ze kreeg slagen.
Anne dayak yerdi.Zmlácena.
Anne dayak yerdi.Την χτυπούν.
Anne dayak yerdi.Бият я.
Anne dayak yerdi.Её избивают.
Anne dayak yerdi.Її б'ють.
Anne dayak yerdi.وتضرب.
Anne dayak yerdi.彼女たちは 「娘には安全な場所にいて欲しいの」と言いました
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Am reușit să plec, după o ultimă bătaie cumplită care m-a scos din faza de negare.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Byla jsem schopná odejít až kvůli poslednímu, sadistickému útoku, který prolomil veškeré mé popírání.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Én képes voltam elmenni, egy utolsó, szadista verés miatt, ami megtörte a tagadásomat.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Eu consegui sair devido a uma tareia final e sádica, que acabou com a negação em que estava.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Ich war in der Lage, zu gehen, wegen letzter sadistischer Prügel, die durch meine Leugnung hindurchbrachen.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Ik kon weggaan omwille van één finaal, sadistisch pak slaag dat me uit mijn ontkenning haalde.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Io sono riuscita ad andarmene, grazie ad un ultimo e sadico pestaggio che ha vinto il mio rifiuto.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Jaz sem lahko odšla, ker se je zaradi zadnjega sadističnega tepeža moje zanikanje ustavilo.
Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde.Jeg var i stand til at gå på grund af en sidste sadistisk mishandling, som slog hul på min benægtelse.