day ile cümle
day kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu hikaye gerçeğe dayalıdır.This story is founded on fact.
Bu diş ağrısına dayanamıyorum.I can't stand this stomach-ache.
Bu oda çalışmak için fazla sıcak. Artık buna dayanamıyorum.This room is too hot to study in. I can't stand it any more.
Bu kumaş uzun dayanmaz.This cloth will not last long.
Bu buz senin ağırlığına dayanamayacak kadar ince.This ice is too thin to bear your weight.
Bu acıya dayanamam.I can't bear this pain.
Ben bu acıya artık dayanamıyorum.I can't stand this pain any more.
Artık bu gürültüye dayanamam.I can't tolerate this noise any longer.
Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages.
Bu örgüt tamamen gönüllü bağışlara dayanmaktadır.This organization relies entirely on voluntary donations.
Bu saat darbeye dayanıklı.This watch is shock-proof.
Bu ayakkabılar sana iki yıl dayanacak.These shoes will last you two years.
Bu köprü uzun süre dayanamaz.This bridge will not endure long.
Bu süt yarına kadar dayanmaz.This milk won't keep till tomorrow.
Bu soğuğa dayanamıyorum.I can't put up with this cold.
Ben bu soğuğa dayanamam.I can't stand this cold.
Artık soğuğa dayanamıyorum.I can no longer stand the cold.
Bu çizim on beşinci yüzyıla dayanır.This drawing dates back to the fifteenth century.
Bu ev ateşe dayanıklı.This house is fireproof.
Ben bütün bu gürültüye dayanamıyorum.I can't stand all this noise.
Bu pantolonlar, dayanıklı kumaştan imal edildi.These trousers are made of durable cloth.
Dayım bizim için yeni bir TV seti getirdi.My uncle brought a new TV set for us.
Dayım okulun yakınında yaşıyor.My uncle lives near the school.
Bir kişi hakkındaki tahmininizi sadece söylentilere dayandırmamalısınız.You must not base your estimation of a person on rumor alone.
Çok film izlemem, ancak iyi bir belgesele dayanamam.I don't watch a lot of movies, but I can't resist a good documentary.
Şu aptal kadına dayanamıyorum.I can't stand that silly woman.
O gürültüye dayanamıyorum.I can't put up with that loud noise.
Dayınla konuşmak istiyorum.I want to talk with your uncle.
"Artık dayanamıyorum!" "Sakin ol. En kısa sürede geleceğim.""I can't stand it any more!" "Calm down. I'll come over as soon as possible."
Çağdaş uygarlık, bilim ve eğitim temeli üzerine dayanmaktadır.Modern civilization rests on a foundation of science and education.
Göldeki buz onun ağırlığına dayanamadı.The ice on the lake couldn't bear his weight.
Köprü sel nedeniyle dayanamadı.The bridge gave way because of the flood.
Bu yaz dayanılmaz derecede sıcak.It is unbearably hot this summer.
Bu sıcak Yaza dayanamıyorum.I can't stand this hot summer.
Sonuna kadar dayan.Stick it out.
Kiraz çiçekleri, sadece birkaç gün dayanır, en fazla bir hafta.Cherry blossoms last only for a few days, a week at the most.
İş için Osaka'daydım.I've been to Osaka on business.
İşe giderken dayıma rastladım.On my way to work, I ran into my uncle.
Biz Amerika'dayken her pazar kiliseye giderdik.We went to church every Sunday when we were in America.
Yiyecek ve su kaynaklarımız dayandığı sürece burada kalabiliriz.We can stay here for as long as our supplies of food and water hold out.
Dayım öleli üç yıl oldu.My uncle has been dead for three years.
Dayım ona bir hediye verdi.My uncle gave him a present.
Dayım amatör bir kriket oyuncusudur.My uncle is an amateur cricket player.
Masama dayanmayın.Don't lean on my desk.
Dayımın üç çocuğu var.My uncle has three children.
Dayım iki yıl önce kanserden vefat etti.My uncle died of cancer two years ago.
Dayım, Vietnam Savaşı gazisidir.My uncle is a veteran of the Vietnam War.
Dayım iki yıl Washington DC'de yaşadı.My uncle lived in Washington, D. C. for two years.
Dayım trafik kazasına karıştı.My uncle was involved in the traffic accident.
Osaka'da yaşayan amcam/dayım dün bizi ziyaret etti.My uncle, who lives in Osaka, visited us yesterday.
Tasarruflarım o kadar küçük ki onlar çok fazla dayanmayacak.My savings are so small that they won't last much longer.
Şu iyilik timsali tiplere dayanamam.I can't stand those goody-goody types.
O zaman Kanada'daydım.I was in Canada then.
Buradaki soğuğa dayanamıyorum.I can't stand the cold here.
Bir aydır dayımla yaşıyorum.I've been living with my uncle for a month.
Bu ısıya dayanamam.I cannot stand this heat.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.I can't bear living alone.
Bugün Tokyo'dayım.I am in Tokyo today.
Dün Tokyo'daydım.I was in Tokyo yesterday.
Evimin yıkılmasına dayanamadım.I could not stand my house being torn down.