day ile cümle
day kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Katlanma dayanılmaz olabilir.Bearing can be unbearable.
Sen dayanılmazsın.You're irresistible.
Artık daha fazla dayanamıyorum! Üç gündür uyumadım!I can't take it anymore! I haven't slept for three days!
Gidişine dayanamam.I cannot endure your going.
İlk yardım ekibi gelinceye kadar dayanmaya çalış.Try to hold on until a rescue team arrives.
Bir kurtarma ekibi gelene kadar dayanmaya çalışın.Try to hold on until a rescue team arrives.
Tartışma karşılıklı saygıya dayalıdır.Discussion is based upon mutual respect.
Tatlı şeylere dayanamam.I can't resist sweet things.
Soğuğu umursamam ama sıcağa dayanamam.I don't mind the cold, but I can't stand the heat.
Jill'i hisse senetlerini çalmakla suçlayacak hiçbir dayanağın yok.You have no grounds for accusing Jill of stealing the stock certificates.
Yurtdışı gıda ihracatları tarım dayanaklarından biridir.Overseas food exports are one of the mainstays of agribusiness.
Avustralya'dayken tüm harcamalarımızı takip ettik.We kept track of all our expenses while we were in Australia.
Bilim, dikkatli gözleme dayanmaktadır.Science is based on careful observation.
Bilim gözleme dayanır.Science rests upon observation.
Birisi dayanamayacak.Something's got to give.
Eğer giysilerine bakarsan, onlar çok daha uzun dayanır.If you look after your clothes, they last a lot longer.
Göçmenler fiziksel ve ruhsal acıya dayandılar.The emigrants have endured physical and mental pain.
Londra'dayken Mary ve John'la karşılaştım.I met Mary and John when in London.
Eşekler dayanıklı hayvanlardır.Donkeys are tough animals.
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
Onun hakaretlerine daha fazla dayanamam.I can not put up with his insults any longer.
Onun terbiyesiz davranışlarına dayanamıyorum artık.I can't stand that nasty attitude of his any longer.
O gürültüye daha fazla dayanamam.I can't stand that noise any longer.
Şurada gazete okuyan adam benim dayım.The man reading a paper over there is my uncle.
Mari, Macaristan'daydı.Mari has been in Hungary.
Bill, Japonya'daydı.Bill was in Japan.
Bill Japonya'daydı.Bill was in Japan.
Merdiveni duvara daya.Stand the ladder against the wall.
Dayı Tom benim annemin erkek kardeşidir.Uncle Tom is my mother's brother.
Tom santrançta bana bir oyun dayanabilir.Tom is more than a match for me in chess.
Hikayenin kendi deneyimlerine dayalı olduğuna dair bir kanıt yoktur.There is no evidence that the story is based on his own experience.
Yaşlı adam personeline dayandı.The old man leaned on his staff.
Hikaye gerçeğe dayalıdır.The story is based on fact.
Ağrı onun dayanabileceğinden daha fazlaydı.The pain was more than he could stand.
Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.There are various ways of enduring the pain.
Adam silahı alnına dayadı ve tetiği çekti.The man put the gun against his forehead and squeezed the trigger.
Gürültüye dayanabiliyor musun?Can you put up with the noise?
Gürültüye dayanamam.I can't endure the noise.
Yeni plan bizim fikrimizin üzerine dayalı.The new plan is based on our idea.
Kale 1610 yılına dayanıyor.The castle dates back to 1610.
Kaba olduğu için o çocuk annesinden dayak yedi.That kid got a slap from his mother for being rude.
Ülke ekonomisi tarıma dayalıdır.The country's economy depends on agriculture.
Oyun gerçek bir hikayeye dayalıdır.The play was based on a true story.
Stajyer, görevin yüküne dayanamadı.The trainee could hardly bear the burden of the task.
Kedi burnunu pencereye dayadı.The cat pressed its nose against the window.
Söylenti gerçeklere dayalı değildi.The rumor had no foundation in fact.
Ağrı neredeyse dayanılmazdı.The pain was almost unbearable.
Jane ağaca sırtını dayamış bekliyordu.Jane was waiting with her back against the tree.
Dayanışmanı gerçekten takdir ediyorum.I really appreciate your cooperation.
Ben bu hakaretlere dayanamam.I can't put up with these insults.
Sıcaklığa daha fazla dayanamıyorum.I can't put up with the heat any longer.
Bu bitkiler zararlı ot ilaçlarına karşı dayanıklıdır.These plants are resistant to weed killers.
Bu iddialar için hiçbir bilimsel dayanak yok.There is no scientific basis for these claims.
Bu gerçeğe dayalıdır.This is based on fact.
Bu hikaye gerçeklere dayanmaktadır.This story is based on facts.
Lütfen ben hikayeyi tamamlayana kadar dayanın.Please bear with me until I finish the story.
Bu ağaca sıkı dayanın.Hold fast to this tree.
Bu pamuk çoraplar, yıkanmaya iyi dayanır.These cotton socks bear washing well.
Bu duvara dayanma.Don't lean against this wall.
Bu hikaye gerçek olaylara dayanmaktadır.This story is based on actual events.