Tom iyi bir davulcudur.Tom is een goede drummer.
Tom çok iyi bir davulcudur.Tom is een hele goede drummer.
Marlayne 1998 yılında davulcu Danny Sahupala ile evlenmiştir.Marlayne została żoną perkusisty Danny'ego Sahupali w 1998 roku.
Heine, 2012 yılında müzik bestelemeye ve yapmaya başlamıştır, ayrıca davul ve piyano da çalmaktadır. .Heine zajął się produkcją i komponowaniem muzyki w 2012 roku, gra na perkusji i pianinie.
"Lost in the World", tribal davullar ve Bon Iver'n "Woods" parçasından samplelar içeren bir şarkıdır.Cechą „Lost in the World” są plemienne bębny i sampel „Woods” Bona Ivera.
25 Eylül - John Bonham, Led Zeppelin grubunun efsanevi davulcusu.25 września – zmarł John Bonham, perkusista zespołu Led Zeppelin.
Ron "Rebel" Matthews heavy metal grubu Iron Maiden'ın ilk davulcusuydu.Ronald "Rebel" Matthews - perkusista heavymetalowego zespołu Iron Maiden.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Jest to drugi i ostatni album AC/DC wydany z perkusistą Chrisem Sladem.
İki gün davullu zurnalı devam eder.Dwa dni odpoczywali w Oporowie.
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Yeonggo to przedstawienie odgrywane na bębnach, a mające na celu przywołać duchy.
Daha sonra bütün köylülerin katıldığı davullu zurnalı bir düğün yapılır.Następnie jest uczta weselna, w której biorą udział wszyscy mieszkańcy wioski.
Grubun bir önceki davulcusu Mike Portnoy'un gruptan 2010 yılında ayrılmasından sonra gruba dahil olmuştur.W 2008 roku na tle różnic personalnych Mike Portnoy odszedł z zespołu.
1969'da Almanya'nın ilk folk-rock grubu City Preacher'da davulcu oldu.W 1968 r. wstąpiła do zaangażowanej politycznie grupy folkowej The City Preachers.
Gretsch ve Ludwig davullarını kullandı.Ludwiczek i Andy ratują jelenia.
Yenge davul zurna ile evleri dolaşır, düğüne davet edermiş.Taka Jagusia chodziła po prośbie i u nas nocowała.
Bu sırada "Back in the USSR" ve "Dear Prudence" şarkılarında davulları McCartney çalar.Zarówno w Back in the U.S.S.R. jak i Dear Prudence na perkusji grał Paul McCartney.
Genellikle "bar" oynanır, davul-zurna eşliğinde halay çekilir.Czasem toczą "pojedynki" z użyciem swoich dziobów.
Şarkıların davul kayıtları Finlandiya'nın Hollola'da bulunan Petrax stüdyolarında yapılmıştır.Nagrania zostały zarejestrowane w Petrax Studios w Hollola w Finlandii.
Albümün davul kayıtları Park Studios'ta, bass ve gitarlar ise Fascination Street Studios'ta kaydedildi.Partie perkusji, gitar oraz gitary basowej zostały zarejestrowane w Fascination Street Studio w Szwecji.
Bas davulun çapı çok geniştir.Siodło przełęczy dość szerokie.
Joey Franco yardımcı davulcu olarak çalışmaya başladı ve Snider’ın Widowmaker grubuyla da çaldı.Joey Franco pracował jako perkusista sesyjny i grał w innym zespole Snidera – Widowmaker.
Çıkardıkları ses davulun uzunluğuna, kesik sayısına ve yapıldığı maddeye göre değişkenlik gösterir.Ocenia się wrażenie, jakie pozostawia wino po przełknięciu, jego długość.
Bu davullar çalarken yektir Allahdiye bağırırlardı.Jeśli ludzie zamilkną kamienie wołać będą.
Kendisinden sonra gelen birçok davulcuya ilham kaynağı olmuştur.Disa gjorde (minnesmärket) efter sina . . .
1989'da, grubun davulcusu Pete de Freitas bir motosiklet kazasında hayatını kaybetti.Pete de Freitas dog i en motorcykelolycka 1989.
Brent Smedley 14 Ocak 1971, Alexandria, Virjinya, ABD doğumlu bir heavy metal davulcusudur.Brent Smedley, född 14 januari 1971 i Alexandria, Virginia, USA, är en amerikansk heavy metal-trumslagare.
Bu sırada "Back in the USSR" ve "Dear Prudence" şarkılarında davulları McCartney çalar.Under hans frånvaro spelades Back in the USSR och Dear Prudence in med Paul McCartney bakom trummorna.
Bu konser albümü şu anki davulcu Nicko McBrain'in yerini aldığı davulcu Clive Burr'in son kaydıdır.Han ersattes av bandets nuvarande trummis, Nicko McBrain.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Det var gruppens första och enda studioalbum med trummisen Chris Slade.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Sedan dess har han spelat i Blink-182.
Bir süre sonra davulcu Keith Moon, gruba katılır.Lite senare kom Keith Moon på plats som trummisen i bandet.
Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır.В Африці використовується у лікарських цілях.
Melody Valentine (Ashanti Bromfield): Popüler müzik grubu Josie ve Pisicikler'in davulcusu.Asha Bromfield у ролі Мелоді Валентайн: барабанщиця популярного музичного гурту Джозі та кішечки.
1996'da, Stefan Arnold grubun yeni davulcusu oldu.У 1996 році новим барабанщиком гурту став Штефан Арнольд.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Дискографія американського панк-рок-гурту Blink-182.
23 Mayıs, 1967, Abingdon, Oxfordshire, İngiltere), İngiliz alternatif rock grubu Radiohead'in davulcusu.23 травня 1967, Абінгдон, Оксфордшир, Англія) — барабанщик британської рок-групи Radiohead.
Yılan şaman davulunda yeraltı dünyasıyla bağlantıyı sembolize eder.У той же час цзун символізував зв'язок померлого із землею .
Alman power metal grubu Blind Guardian'ın eski davulcusudur.Основна тема до гри записана популярної німецької пауер-метал-групою Blind Guardian.
Davullar ve elektronik gitar da mevcuttur.Грає на акустичній і електро-гітарі.
Davulu delen jaguarЯгуар пронизує барабан
Davulların çoğunu ise stüdyo müzisyeni Kevin Valentine çaldı.Většinu bicích sekcí nahrál studiový hudebník Kevin Valentine.
Grubun bir önceki davulcusu Mike Portnoy'un gruptan 2010 yılında ayrılmasından sonra gruba dahil olmuştur.V tomto složení zůstali až do roku 2010, kdy z kapely odešel bubeník Mike Portnoy.
1985'te davula Scott Sundquist geçti, böylece Cornell vokallere odaklanmaya başladı.V roce 1985 se ke skupině přidal Scott Sundquist jako bubeník, aby se tak Cornell plně soustředil na zpěv.
Sigma İngiliz davulcu ve bas ikilisi Cameron Edwards ve Joe Lenzie'den oluşan grup..Sigma je duo anglických diskžokejů Camerona Edwardse a Joeho Lenzieho.
Bir yıl beraber çaldıktan sonra Jens Höglin gruba davulcu olarak katıldı.O rok později se ke kapele připojil také Jens Höglin jako bubeník.
Solist Paul Rodgers daha sonra davulcu Simon Kirke ile birlikte Bad Company grubunda yer almıştır.Sólový zpěvák skupiny Paul Rodgers odešel společně s bubeníkem Simonem Kirkem do rockové skupiny Bad Company.
Grubun davulcusu Mike Portnoy, Moore'un ayrılacağını bilseler bu şarkıyı albüme koymayacaklarını söylemiştir.Portnoy poznamenal, že kdyby věděl, Moore chtěl opustit kapelu, nezahrnul by píseň na album.
Günde ortalama olarak 4-6 saat pratik yaparak davul çalmayı öğrendi.Tvrdí, že jógu cvičil 4-6 hodin denně.
Bu quartette piyanist McCoy Tyner, davulcu Elvin Jones, basçı da Jimmy Garrison’dır.Kvartet ještě tvoří pianista McCoy Tyner, kontrabasista Jimmy Garrison a bubeník Elvin Jones.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Produkoval jej Chris Thomas, který předtím spolupracoval s Roxy Music.
Metal davulcularının karakteristik tekniği zil boğmadır.Chovanec na umrtvující techniky pochopitelně reaguje.
Davullu, zurnalı üç gün devam eder.Konec bruslení ve Vyškově: zbývají už jenom tři dny .
Bas gitar sadece davula eşlik eder.Skladby jsou doprovázené akustickou kytarou.
Ezan sesi duyduğunda ise, davul çalma işine kesinlikle ara verirdi.Právě když se chystal uložit ke spánku, v noční tmě uslyšel zakokrhat kohouta.
Çocuk yaşta kendi başına davul çalmayı öğrendi.V dětství se učil hrát na housle.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Jde o jediné album kapely, na kterém se podílel bubeník Chris Slade.
İki gün davullu zurnalı devam eder.Za další dva dny začíná přijímat potravu.
Düğünleri: Köy halkı eskiden düğünlerini üç gün üç gece davul zurna çalmak suretiyle yaparlardı.V témže roce ochotníci sehráli ještě hry Tři hodiny před svatbou a Loupež.
Criss'in davul çalmasında yavaşlamalar görülüyordu ve davulcu bazı konserlerde durmak zorunda kalıyordu.Miranda si při tom zlomila kotník, ostatní koncerty byly zrušeny.
31 Ekim 1961, Artane, Dublin) U2 grubunun İrlandalı kurucusu ve davulcusudur.31 octombrie 1961, Artane, Dublin, Irlanda) este bateristul trupei irlandeze de rock U2.