Mayıs 2011'de grubun davulcusu Fready Steady gruptan ayrıldığını ilan etti.В октябре 2011 года группа объявила, что Марк Холкомб стал постоянным гитаристом группы.
Sonrasında davullar çalınıp kılıçlar çekilir.Потом появились мечи и кинжалы.
Sonra davulcu Ivar de Graaf grubu bırakınca yerine Ciro Palma geldi.Во время тура группу покинул Ивар де Граф, которого сменил Сиро Пальма.
Bu arada American Idol yarışmacısı Haley Reinhart'ın davulculuğunu yaptı.Пак стал барабанщиком для конкурсантки шоу American Idol Хейли Райнхартruen.
Davullu, zurnalı üç gün devam eder.Она сказала, что пир будет продолжаться ещё три ночи.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Время показало, что Крис не работал, в то время как Джонни очень быстро влился в коллектив.
Tipi, vurgulu bir davuldur ancak buna çubukla vurulmaz.По сути, это тот же Heatseeker, только стреляющий дуплетом.
Nirvana, Bleach albümünü kaydederken davulda Channing vardı.А ведь в его глазах Nirvana была группой, которая записала Bleach.
3 Nisan 1922'de öncü gazetesi Davul yayımlanmaya başlandı.7 ноября 1922 года здесь началось издание местной газеты.
Davulcu Nicko McBrain'in grupla yaptığı ilk stüdyo albümüdür.Альбом стал первой студийной записью, на которой появился новый барабанщик группы Нико МакБрэйн.
Sağdan itibaren Şarkıcı(Utai),Flütçü(Fue), Küçük darbuka(Kotsuzumi), Büyük darbuka(Ootsuzumi) ve Davul(Taiko).Притоки — Лунвожкудай, Ыджыдшор, Ичетшор (правые); Нисть (левый).
Heine, 2012 yılında müzik bestelemeye ve yapmaya başlamıştır, ayrıca davul ve piyano da çalmaktadır. .Хайне начал продюсировать и сочинять музыку в 2012 году.
İlk enstrumanı üç yaşında davul olmuş.Впервые на коньки стала в трёхлетнем возрасте.
Tam bu sırada davul sesleri duyulur.В ответ я услышал лишь звон колокольчиков.
Bela Davulları adlı öykü kitabı ilk yayımlanan öykü kitabıdır.Опубликованные Гибель Богов — первая книга цикла.
Heine, 2012 yılında müzik bestelemeye ve yapmaya başlamıştır, ayrıca davul ve piyano da çalmaktadır. .بدأ هين إنتاج وتأليف الموسيقى في عام 2012، ويعزف الطبل وكذلك البيانو.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.على ظفر إبهام اليد اليمنى ما نصّه { لا إله الا الله } وعلى ظفر إبهام اليد اليسرى ما نصّه { محمد رسول الله }.
Beşinci üye olan davulcu Matt Cameron, 1998'den beri gruptadır ve aynı zamanda Soundgarden ile çalmaktadır.العضو الخامس في الفرقة هو عازف الطبول مات كاميرون، الذي بقي مع الفرقة منذ عام 1998.
Sonraki bir yıl boyunca bir dizi basçı ve davulcu kadroda yer aldı.ثم ضم حصن منتشون ولاردة في العام التالي.
Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır.أما في إفريقيا, فقد كان يتم استخدامالطبول للتواصل فيما بينهم.
Düğüne gelen davetlileri davul, zurna karşılar.نحن لا نريد أن يأتي الناس إلى حفل زفافنا ويعلقون على مظهري.
Davul zurna eşliğinde oyunlar oynanır.نساء اتراك يلعبون الطاولة الزهر.
Damadı sağdıç evine bıraktıktan sonra davul zurna ekibi düğün evine dönerler.بعد عودة الوعي للطيف تواجه مع عدي في حفلة عيد ميلاده.
Davul derisi gövdenin ya bir yüzüne ya da her iki yüzüne birden gerilir.إمساك : امساك مادة أو جسم ما باحدى اليدين أو بكلاهما.
Daha sonra davula Çağrı Küçükyıldız'ın geçmesiyle ilk bestelerini yaptı.ويضيف ماذا حدث عندما أجريت أول مكالمة هاتفية عبر الجوال ؟!
1996'da, Stefan Arnold grubun yeni davulcusu oldu.Em 1996, Stefan Arnold era o novo baterista da banda.
Davulcu Youkyung da dahil olmak üzere grubun bütün sekiz üyesi de şovda yer aldı.Todas as oito integrantes, incluindo Youkyung, estavam no programa.
Eylül 1996 Bon Jovi grubunun davulcusu Tico Torres ile evlenmiş; çift Haziran 1998'de boşanmıştır.Em Setembro de 1996 casou-se com Tico Torres, baterista de Bon Jovi, mas divorciaram-se em Junho de 1998.
Bir sonraki yıl gitarist Moloch ve davulcu Lord Curse kadroya eklenmiştir.No ano seguinte, o guitarrista Moloch e o baterista Lord Curse entraram na formação da banda.
Yıldırım Davulu: Orta derecede hızlı fakat çok güçlü bir ejder türüdür.Militares: esta é uma facção de tamanho médio, mas poderosa.
Adrian Young, sonraki yıl, davulcu olarak Chris Webb'in yerini aldı.Adrian Young substituiu Chris Webb como baterista do ano seguinte.
Melody Valentine (Ashanti Bromfield): Popüler müzik grubu Josie ve Pisicikler'in davulcusu.Asha Bromfield como Melody Valentine: A baterista da popular banda Josie and the Pussycats.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Eles começaram como uma banda cover de blink-182.
Bu törenlerde davulun da önemli bir yeri vardır.Assim, é de extrema urgência a construção de um espaço fechado para as celebrações.
Şarkıyı bas gitarist Andy Carr ve davulcu Fabio del Rio ile kaydetti.A canção foi composta com a ajuda do baixista Andy Carr, e o baterista Fabio del Río.
Yıllarca davul çaldı ve çok farklı stiller öğrenerek kendi tarzını geliştirdi.Ao longo dos anos tem aprendido sozinho a tocar e desenvolver seu próprio estilo.
Eskiden düğünler davul zurna eşliğinde yapılır cuma günü başlayan düğün pazar günü sona ererdi.Os bolos começavam a ser amassados na quarta-feira antes do casamento, que se realizava no sábado seguinte.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Poe essa época, Tim conheceu Chris Martin, que estava gravando demos naquela época com o Coldplay.
Lisedeyken deneysel nitelikte bazı indie rock gruplarında davul çaldı.No ensino médio, ele tocou em um grupo de rock.
Ben klavyedeydim, Mike bas gitardaydı ve Dr. Dre elektronik davulun başındaydı".Eu sentei no piano, Kevin estava na guitarra, e Mark no baixo".
Ahmet Altuğ: Davul.Sapulana: tweede trommel.
Alman power metal grubu Blind Guardian'ın eski davulcusudur.Lucifer's Heritage era o antigo nome da banda alemã de power metal Blind Guardian.
Bu iki üyenin hapse girmesinin ardından davula Enslaved grubundan Trym, basa ise Alver getirildi.Os dois retornaram à ilha, onde encontraram o caseiro Edigar Lira e com ele fizeram o mesmo.
Düğünlerde davul ve zurna çalgıları kullanılmaktadır.Pelo Natal fazem-se as Filhós e as Rabanadas.
Önce davullarla başlayıp vokallerle devam etseydim, miksaj bu şekilde olmazdı." dedi.Se eu estivesse nervoso com outra gangue, nunca diria algo assim".
Bir sonraki yıl gitarist Moloch ve davulcu Lord Curse kadroya eklenmiştir.Het jaar daarop werden gitarist Moloch en drummer Lord Curse toegevoegd in de line-up.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Barker werd bekend met de groep Blink-182.
Davulagıl piknik yeri için uygundur.Dan zouden we dus gaan picknicken.
Floyd the Barber, Paper Cuts ve Downer adlı parçalarda davulda Dale Crover vardır.De drumpartijen in de nummers Floyd the Barber, Paper Cuts en Downer zijn afkomstig van Dale Crover.
4 Kasım 2015 tarihinde grubun yeni davulcusunun Brooks Wackerman olduğu açıklanmıştır.Op 4 november 2015 wordt bekendgemaakt dat Brooks Wackerman de nieuwe drummer van de band is.
Davul için de Doktor Avalanche adını verdikleri bir drum machine aldılar.Ook werd er een drumcomputer ingeschakeld die ook wel Doktor Avalanche wordt genoemd.
Kısa bir süre davul çaldıktan sonra 9 yaşında trompete başladı.Nagle begon op negenjarige leeftijd de trompet te bespelen.
Led Zeppelin davulcusu John Bonham kaza sonucu hayatını kaybetti.Na de dood van Led Zeppelin drummer John Bonham ging het leven van Grant achteruit.
Davullu, zurnalı olur.Gedoopt en daarom ...
Konga, Afrika kökenli bir başka davuldur.Kongo, een tweede Vaderland.
Davulcu Nicko McBrain'in grupla yaptığı ilk stüdyo albümüdür.Het was het eerste album opgenomen met drummer Nicko McBrain.
Taiko, Geleneksel Japon savaş davullarına verilen isimdir.Sohei is de term die het vaakst wordt toegekend aan de Japanse strijder-monniken.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.Een goed verstaander heeft maar een half woord nodig.
Hep aynı davulu çalar.Hij slaat altijd op hetzelfde aambeeld.
Tom kötü bir davulcudur.Tom is een slechte drummer.