Ana içeriğe geç
Sözlük

davul ile cümle

davul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Davulagıl piknik yeri için uygundur.Lieu idéal pour le pique-nique.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.La popularité d'AC/DC commence à diminuer en 1983, date à laquelle Phil Rudd est renvoyé du groupe.
Tamir sırasında Profesör kafasında duyduğu ve tekrarlayan bir davul ritmi yüzünden kendinden geçer.Au cours des réparations, le professeur entend, à plusieurs reprises, un rythme dans sa tête qui le distrait.
Bas gitar sadece davula eşlik eder.La visite s'effectue uniquement accompagnée avec un guide.
Davullar blast beat ile tekdüze olarak çalınır.Éventuellement équipés de tuiles Blazer.
Taiko, Geleneksel Japon savaş davullarına verilen isimdir.Tatsu - un des noms donnés au dragon japonais.
Davul ve bateri çalabiliyor.Il joue aussi des percussions et de la batterie.
Ron "Rebel" Matthews heavy metal grubu Iron Maiden'ın ilk davulcusuydu.Ron Matthews fut le premier batteur du groupe de Heavy metal traditionnel britannique Iron Maiden.
Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır.En Afrique de l’Ouest, les feuilles se prennent également pour cet usage.
Tipi, vurgulu bir davuldur ancak buna çubukla vurulmaz.Ce sont des coups violents mais pas avec un poing ça : le poing ne fait pas ça.
Davulagıl piknik yeri için uygundur.Apta para el picnic.
Davul: Dirk Bruinberg (Sanctus Ignis ve Underworld albümlerinde.Batería: Dirk Bruinberg (Sanctus Ignis y Underworld.
Marlayne 1998 yılında davulcu Danny Sahupala ile evlenmiştir.Marlayne se casó con el batería Danny Sahupala en 1998.
Joey Franco yardımcı davulcu olarak çalışmaya başladı ve Snider’ın Widowmaker grubuyla da çaldı.Joey Franco trabajó como baterista de sesión y tocó con la banda de Snider, Widowmaker.
Davullar Gustavo Borner tarafındat Igloo Stüdyoları, Burbank, Kaliforniya'da kaydedildi.Baterías grabadas por Gustavo Borner en Igloo Studios, Burbank, California.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Se crea la banda de Pop Punk Blink-182.
Davul ve Percussion çalıyor.Voz y Percusión.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.El óvalo está rodeado por una rama de olivo (a la derecha) y una de roble (a la izquierda).
Ben klavyedeydim, Mike bas gitardaydı ve Dr. Dre elektronik davulun başındaydı".Así que estaba en los teclados, y Mike Elizondo estaba en el bajo, y Dre estaba en la caja de ritmos."
Tamir sırasında Profesör kafasında duyduğu ve tekrarlayan bir davul ritmi yüzünden kendinden geçer.Durante las reparaciones, el profesor oye repetidamente en su cabeza un ritmo de tambores que le distrae.
22 Mayıs - Daniel Erlandsson, Arch Enemy grubunun davulcusudur.22 de mayo: Daniel Erlandsson, baterista sueco de la banda Arch Enemy.
Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır.Este logo continúa en uso en Sudáfrica.
Davul ve bateri çalabiliyor.Sabe tocar la batería.
Timbal (timbal’ler): Büyük davulu olmayan bir bateriyi andırır.Tomate: Un personaje no violento.
Önceleri davul çalmayı istiyordu ancak fikir değiştirip eski bir akustik gitar aldı.Al principio quería tocar la guitarra pero rápidamente cambió de idea y se dedicó enteramente a la batería.
Grubun bu kadrosunda Cornell davul çalıp, şarkı söylüyordu.En esta banda Cornell ejercía las labores de cantante.
Davul derisi gövdenin ya bir yüzüne ya da her iki yüzüne birden gerilir.Se pueden trazar las diagonales de una cara o entre dos caras.
Bas gitarda Ziya Karabey, davulda ise Cengiz Akıncı yer almıştır.Tomas Meabe, una puñalada luminosa en la sombra.
Ball ve Angel şarkının klavyelerini ve davullarını üstlenirken Angel şarkının aranjesini yaptı.Ball y Angel también suministraron los teclados y los tambores de la canción.
Bu törenlerde davulun da önemli bir yeri vardır.En este tipo de fiestas también es importante que haya espectáculo.
Daha sonralarda, Ddrum davullarını kullanmaya başlamıştır.Más tarde comenzó a hacer muñecas.
2004'te davulcu Factor gruptan ayrıldı ve yerine Atso geçti.El 2004 se iría el batería «Factor» y sería reemplazado por Atso.
Şarkıdaki kısımlar hızlı şekilde çift davul vuruşlarıyla söyleniyor.Curiosamente en esta canción el redoblante de la batería suena con eco.
Bas davul, en büyük davuldur.El principal es el tambor de mano.
Heine, 2012 yılında müzik bestelemeye ve yapmaya başlamıştır, ayrıca davul ve piyano da çalmaktadır. .Heine ha iniziato a produrre e a comporre musica nel 2012 e suona la batteria e il pianoforte.
Bir yıl beraber çaldıktan sonra Jens Höglin gruba davulcu olarak katıldı.Dopo un anno trascorso suonando assieme, Jens Höglin si unì al gruppo come batterista.
Adrian Young, sonraki yıl, davulcu olarak Chris Webb'in yerini aldı.L'anno successivo Adrian Young sostituisce Chris Webb come batterista.
Bas gitar sadece davula eşlik eder.Una lenta ballata con il solo accompagnamento della chitarra.
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Lo yeonggo è un'esibizione di tamburi per invocare gli spiriti.
Alman power metal grubu Blind Guardian'ın eski davulcusudur.Battalions of Fear è l'album di debutto per la band power metal tedesca Blind Guardian.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Un altro esempio è Enthused del gruppo pop-punk blink-182.
Davulcu Nicko McBrain'in grupla yaptığı ilk stüdyo albümüdür.È la prima apparizione ufficiale del nuovo batterista Nicko McBrain.
Om’un ilk üç albümünde vokalde ve bas gitarda Al Cisneros, davulda ise Chris Hakius vardır.I primi tre album del gruppo vedono Al Cisneros alla voce e al basso e Chris Hakius alla batteria.
Önceki kayıtla bu yeni davul kayıtları birleştirildi.In questo disco venne ripubblicata la vecchia registrazione.
Kuzeyde ise Jingshan tepesine Çan ve Davul Kuleleri'ne uzanır.A nord, si estende attraverso la collina di Jingshan verso le Torri Bell e Drum.
Solist Paul Rodgers daha sonra davulcu Simon Kirke ile birlikte Bad Company grubunda yer almıştır.La band si sciolse quando Paul Rodgers e Simon Kirke si unirono ai Bad Company.
Davulların çalınma biçimi çok büyük oranda mukavemet ve atletizm gerektirir.L'allevamento di questi cavalli atleti richiede grande dedizione e passione.
Davul-zurna 3 gün çalar.Il venditore di maschere dà a Link tre giorni di tempo.
Ben davulu duyuyorum.Я слышу звук барабана.
Kendisinden sonra gelen birçok davulcuya ilham kaynağı olmuştur.А сколько их явится вслед за ним!».
Davul ve bateri çalabiliyor.Использует автомат и биту.
İnsin davula tokmak, başlasın Çayda Çıra."Умертви си тело и тогда пий вино в меру».
Çocuk yaşta kendi başına davul çalmayı öğrendi.Учился играть на барабанах самостоятельно.
Bir sonraki yıl gitarist Moloch ve davulcu Lord Curse kadroya eklenmiştir.Позже к нему присоединились гитарист Moloch и барабанщик Lord Curse.
Davul zurna eşliğinde güreş tutulur.Подвиг во льдах Лев Усыскин.
Bir yıl beraber çaldıktan sonra Jens Höglin gruba davulcu olarak katıldı.После того как они проиграли год втроём, к ним в качестве барабанщика присоединился Йенс Хёглин.
Ben klavyedeydim, Mike bas gitardaydı ve Dr. Dre elektronik davulun başındaydı".Стив был вокалистом, Пол играл на барабанах, а Уолли на гитаре.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Дискография американской панк-рок-группы Blink-182.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Единственный студийный альбом группы, в записи которого участвовал ударник Крис Слейд.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.Состав группы оставался неизменным, пока в 1983 году коллектив не покинул Фил Радд.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod