Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.For at samle det, så det giver folk lyst til at handle.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.Hogy összekössön minket, hogy tettekre ösztökéljen
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.상호연결을 하고, 사람들로 하여금 행동에 동참하게 만듭니다.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.Per farlo arrivare alle persone, e poi per spingerle ad agire.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.Que les gens comprennent, qu'ils aient envie d'agir.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.לגרום לזה להתחבר. לגרום לזה שאנשים ירצו לפעול.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.حتى يصل إلى الناس.. حتى يحثهم على الفعل
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.だから、これは信じられぬぐらいい才能豊かなTEDの皆さんにへの呼びかけであり、
Başta kampta güvendeydik. Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Początkowo byliśmy bezpieczni w tym obozie, ale później żołnierze rządu zaczęli znęcać się nad nami.
Başta kampta güvendeydik. Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Оставаме заради страха, който ни е тласнал в лагера... и все още съществува у дома.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.Aºa cã a trebuit sã mã prefac cã dintotdeauna ºtiam asta.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.Da musste ich natürlich so tun, als ob ich das längst wüsste.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.J'ai fait semblant de le savoir depuis toujours.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.Więc musiałam udawać, że wiem od zawsze.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.Ετσι έπρεπε να κάνω οτι το ήξερα απο πάντα.
Bizi çalışmaya veya farklı yönlerde davranmaya motive eden, sebeplerin çok çeşitli olduğunu gösteriyor.Naznačuje to, že nás v práci či činnosti motivuje mnoho věcí různými způsoby.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Elárulja, hogy sok más dolog is motivál minket, hogy dolgozzunk, vagy sokféleképpen viselkedjünk.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.우리를 일하도록 동기를 부여하거나 원하는 대로 행동하게 하는 많은 다른 것들을 제안합니다.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Nó gợi ý rằng có tất cả các thứ khác thúc đẩy chúng ta làm việc và hành xử bằng tất cả mọi cách.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.On remarque qu'il y a plein d'autres choses qui motivent notre façon de travailler et de se comporter.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Poukazuje na to, že je hromada dalších věcí, které nás motivují k práci nebo nejrůznějšímu chování.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Sugere que há múltiplas outras coisas que nos motivam a trabalhar ou a agir de várias maneiras.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Suggerisce che c'è tutta una serie di cose che ci motiva a lavorare o a comportarci in modi diversi.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Sugiere que existe toda suerte de cosas que nos motivan a trabajar o a comportarnos de modos muy diversos.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Że istnieje wiele innych rzeczy, które motywują nas do pracy i działania na wiele sposobów.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Він доводить, що існують й інші фактори, які спонукають нас до певної праці або поведінки.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.Загатва, че има още купища неща, които ни мотивират да работим или да се държим по определени начини.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.זה מרמז שיש כל מיני דברים אחרים שמניעים אותנו לעבוד או להתנהג בכל מיני דרכים.
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.يوحي بأنّ هناك كافّة الأمور التي تشجعنا للعمل والتصرّف في كافّة السبل .
Bizi çalışmaya ya da belli şekillerde davranmaya isteklendiren birçok farklı şeyin olduğunu ileri sürer.意欲の元となる物は 沢山あるようです 私が個人的に この事を考え始めたのは
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Bila kau akan seperti ini, sebaiknya berhenti bekerja.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Daca te comporti asa, mai bine renunta.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Ha így fogsz viselkedni, inkább hagyd ezt a hivatást.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Jestli se takhle hodláš chovat, opusť tuhle práci.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Người như vậy, cô gặp không chỉ một hai lần.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Se hai intenzione di continuare cosė, faresti meglio a lasciare questo lavoro.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Si c'est pour continuer à agir ainsi, démissionne.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Si vas a ser de esta manera, entonces renuncia.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Ако продължаваш така, по-добре напусни.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.Раз такое дело - меняй работу.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.. إذا استمريتي على هذا الحال , فاستقيلي
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Also entschloss ich mich, selber den Händler zu geben.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Aşa că am decis să mă duc acolo şi să mă dau drept vânzător.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Así que decidí ir hasta allí y hacerme pasar por un vendedor.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Bởi thế tôi quyết định đến đó và giả vờ là một người bán hàng.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Così ho deciso di andare lì e fingermi un venditore.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Dus besloot ik erheen te gaan en me als verkoper voor te doen.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.J'ai donc décidé d'y aller et de me faire passer pour un vendeur.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.그래서 전 그 곳에서 행상인 행세를 하기로 결심했습니다.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Portanto, decidi ir lá e agir como um vendedor.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Postanowiłem udawać handlarza. Postanowiłem udawać handlarza.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Så jeg besluttede mig for at tage derhen og optræde som sælger.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Тож я вирішив піти туди і вдати із себе торговця.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.Я решил пойти туда и действовать как торговец.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.אז החלטתי ללכת לשם ולהתחזות לרוכל.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.لذا قررت أن اذهب إلى هناك وأتصرف كبائع.
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.行商人のふりをしました 取引をする過程で
Çünkü bu yaşamamız için elzem. Tek kaderi olan tek tür canlılar olarak davranmaya başlamalıyız.لأنه في المحصّلة، مفتاح نجاتنا هو البدء في التصرف على أننا عرق واحد له قدر واحد
Dürüst davranmaya özen göstereceğim, Ne zaman geleceksin bana? Temiz bir yaşam süreceğim evimde,Gondom van a tökéletes útra: mikor jössz el hozzám? Szívemnek tökéletessége szerint járok én az én házamban.
Dürüst davranmaya özen göstereceğim, Ne zaman geleceksin bana? Temiz bir yaşam süreceğim evimde,Ich handle vorsichtig und redlich bei denen, die mir zugehören, und wandle treulich in meinem Hause.