Sky garip davranmaya başlar.Stich zaczął się dziwnie zachowywać.
Alman komutan, alışılmış biçimde davranmayarak kentin Macar komutanına pek danışmadı.Admirał nigdy nie pozwolił na najmniejszy w stosunku do generała nietakt.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На випускному вечорі, Керрі нервує і соромиться, але Томмі люб'язно заспокоює її.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Зовнішня політика ставала все більш ворожішою по відношенню до Німеччини.
Boston'a gitmek istemiyormuş gibi davranmayacağım.Я не робитиму вигляд, що не хочу їхати до Бостона.
Sky garip davranmaya başlar.Spock se chová poněkud podivně.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.V roce 305 se Diocletianus zřekl trůnu a donutil Maxentiova otce Maximiana, aby učinil totéž.
Diplomatlarının ve generallerinin kendisini bir burjuva politikacı olarak davranmaya zorladığını düşünüyordu.A simțit că a fost forțat de diplomații și de generalii săi să acționeze ca un politician burghez.
Sky garip davranmaya başlar.Tracy începe să se comporte ciudat.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Folyton okoskodik és kéretlen tanácsokat ad mindenkinek.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Fegyvert csak akkor tartott magánál, amikor használni akarta.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Samana aikana katolinen kirkko alkoi arvostella maan hallitusta.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Diocletianus erosi virastaan vuonna 305 ja pakotti vastahakoisen Maximianuksen myös eroamaan.
Sky garip davranmaya başlar.Osa sotilaista alkaa kuitenkin käyttäytyä oudosti.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Η Ρωμαιοκαθολική Εκκλησία υποστήριξε επίσης ανοιχτά την κυβέρνηση.
Toplum, özellikle kadının toplumdaki yeri konusunda tutucu davranmaya teşvik ediliyordu.Σε όλα διαφαίνεται ο κοινωνικός προβληματισμός, κυρίως για τη θέση της γυναίκας στην κοινωνία.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Όλα αυτά του έδωσαν τη δύναμη να χειρίζεται πάντα τα θέματά του με μαεστρία και άνεση.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Nu begynder gryden at skryde som et æsel.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Suplee begyndte at spille i skolestykker som lille.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Mai 305: Diocletian træder tilbage og tvinger Maximian til det samme.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.En mediekampagne tog efterhånden fart i Tyskland.
İlliryalıların yenilmesinden sonra Makedonya daha da saldırgan davranmaya başladı.Etter å ha beseiret illyrerne ble Makedonias politikk i økende grad aggressiv.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Deretter forsøkte han å skyte seg med pistolen.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.Di pesta dansa, Carrie seperti diduga, gugup dan pemalu, tetapi Tommy yang ramah berhasil menenangkan Carrie.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Междувременно католическата църква води тиха борба срещу режима.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Външната политика на страната става по-агресивна.
5 çocuklu bir aileden gelmektedir ve Soichironun ona kral gibi davranmayan ilk arkadaşıdır.Bio je najstariji od pet sinova Ivana Hirkana i prvi hasmonejski vladar koji je sebe nazvao "kraljem."
"Ben hiçbir filmimde sevgi-sevgisizlik ekseninde seslendirme yapmadım; hepsine eşit davranmaya çalıştım.Nisam popio niti kap pića cijelo vrijeme dok sam radio na scenariju."
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Čiefová Po skončení základnej školy pôsobil ako robotník v Brezne.
En başında birbirlerine agresif davranan grup, yavaşça birbirlerine daha yakın davranmaya başlar.Zpočiatku protikladné postavy sa časom k sebe čoraz viac približujú.
Toplum, özellikle kadının toplumdaki yeri konusunda tutucu davranmaya teşvik ediliyordu.Mees suhtus naise ühiskondlikku tegevusse toetavalt.
Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar.Praegused agendid tegutsevad oma alal täiesti iseseisvalt.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Dopóki nie potwierdzimy, że jest martwy, bądźcie czujni.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Finché non siamo certi della sua morte, state all'erta.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Forsigtig, til vi ved, at han er død.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Mas, até confirmarmos a morte dele, não sejam descuidados.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.No bajéis la guardia hasta que le encontremos.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Olkaa varovaisia, kunnes kuolemasta varmistutaan.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Var varsamma tills vi vet att han är död.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Μέχρι να επιβεβαιώσουμε ότι είναι νεκρός, να 'στε προσεκτικοί.
Ama öldügünü teyit edene kadar tedbirsiz davranmayalım.Но пока мы не знаем, что он мёртв, расслабляться нельзя.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Aber später begannen die Regierungssoldaten, uns zu misshandeln.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.(Canti)
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Dar mai târziu soldații guvernului au început să ne maltrateze.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.(구호 외침)
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Maar later begonnen de regeringssoldaten ons vaak te mishandelen.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Mais ensuite les soldats du gouvernement on commencé à nous maltraiter largement.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı. (Marş)Azért maradunk a táborban, mert a félelem, ami a táborba üldözött bennünket... otthon még mindig él.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı. (Marş)Nos quedamos por miedo a lo que lo que nos empujó al campo... todavía exista en nuestra casa.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Mas, mais tarde, os soldados do governo começaram a maltratar-nos.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Men sedan började regeringens soldater att misshandla oss allt mer.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Nhưng rồi sau đó, quân của chính phủ bắt đầu đối xử tệ bạc.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Αλλά, ύστερα, οι κυβερνητικοί στρατιώτες άρχισαν να μας κακομεταχειρίζονται πολύ.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.Но позже правительственные войска начали плохо обращаться с нами.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı."אך בהמשך, חיילי הממשלה החלו להתעלל בנו הרבה."
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.(ترنيم)
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.(歌)
Ancak, bir noktada, piyasaya karşı dürüst davranmaya karar vermişler.Ale v určitém okamžiku řekli, víte, budeme s trhem falešně upřímní.
Bağlantı sağlamalı. Kitleyi davranmaya itmeli.Alles zu verbinden, Leute Handeln wollen zu lassen.