Sky garip davranmaya başlar.However, Aurora starts acting strange.
Alman komutan, alışılmış biçimde davranmayarak kentin Macar komutanına pek danışmadı.The German commander did not typically consult the Hungarian commander of the city.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.In his high school years, Cee Lo works at the diner as a chef.
Maranzano'nun kendisini öldüreceğine kesin şekilde emin olan Luciano, önce davranmaya karar verdi.Convinced that Maranzano planned to murder them, Luciano decided to act first.
Şimdi bu kolaymış gibi davranmayacağım.Now I'm not going to pretend that this is easy.
Zaman zaman Zimbardo bile deney yaptığını unutarak, hapishane amiri gibi davranmaya başladı.At times even Zimbardo forgot it was an experiment and enacted like a prison warden.
Ancak, bir noktada, piyasaya karşı dürüst davranmaya karar vermişler.But at some point, they said, you know what, we will be pseudo honest with the market.
Fakat birdenbire, oyuncular, farklı davranmaya başlıyor.But suddenly, the actors started to move differently
Bu yüzden oraya gitmeye ve bir satıcı gibi davranmaya karar verdim.So I decided to go there and act as a seller.
Eğer hepimiz aynı takımdaysak, ona göre davranmaya başlayalım.If we're all on the same team, let's start acting like it.
Böyle davranmaya devam edeceksen, işi bırak.If you're going to be like this, then quit.
Ama sonradan hükümetin askerleri de bize kötü davranmaya başladı.But later the government soldiers began mistreating us a lot.
Yani böyle davranmaya devam mı edeceksin?So you're going on like this?
Abimin önünde bana kaba davranmaya nasıl cüret edersin! cüret etmiyorumHow dare you be so rude to me in front of my brother!
Yaratıcı hoş ayrıntılarla bizi değişik davranmaya zorlar.To tempt us to act differently with delightful creative scraps.
Kitleyi davranmaya itmeli.To make it make people want to act.
Ben de sanki hep biliyormuşum gibi davranmaya başladım.So I had to pretend I had always known.
Log a tabanında b yazarsak -- renklere adil davranmaya çalışıyorum --So if I write log base a, I'm trying to be fair to the colors,
İnsanlar, fiyatları düşünerek farklı davranmaya başladılar.So, people really respond very quickly to it, to prices.
Ona efendilik etmeyecek, sert davranmayacaksın. Tanrından korkacaksın.You shall not rule over him with harshness, but shall fear your God.
Tanrı ipimi çözüp beni alçalttığı için Dizginsiz davranmaya başladılar bana.For he has untied his cord, and afflicted me; and they have thrown off restraint before me.
Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz.Howsoever you may try you will never be able to treat your wives equally.
Ama sana evinin dışından seslenenlerin ise ekserisi düşüncesiz, mâkul davranmayan kimselerdir.Many of those who call you from outside the apartments are not considerate.
Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun!Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin.Do not let your enmity for others turn you away from justice.
Tüm Kullanıcılar Şu Kullanıcı/ Grup Olarak Davranmaya ZorlansınAll Users Should be Forced to the Following User/ Group
Futbol oyuncuları neden bu şekilde davranmaya hakları olduğunu düşünüyorlar?Why do football players believe that this kind of behavior is permissible?
Yavaş yavaş piyasa, pazar ilkelerine uygun şekilde davranmaya başlıyor.Gradually, the market is starting to behave in line with market principles.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan basını yaptıkları haberlerde sorumlu davranmaya çağırdı.Prime Minister Recep Tayyip Erdogan has urged the press to be responsible in its coverage.
Cumhurbaşkanı Bamir Topi, partileri sorumlu davranmaya çağırdı.President Bamir Topi appealed to parties to be responsible.
Böyle davranmaya devam edeceksen, çık git bu evden!Wenn du dich weiter so benimmst, dann verschwinde aus diesem Haus!
Sky garip davranmaya başlar.Sally beginnt sich merkwürdig zu verhalten.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Oft versuchen sie, ihr Tun logisch und rational zu rechtfertigen.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Alle Bohrungen fungieren jetzt als Düse.
Bu sınır dolduğunda androidler garip davranmaya başlar.Nun ohne Zweck schalten sich die Androiden daraufhin ab.
Vicdan azabı çeken Millie ona çok iyi davranmaya başlar.Die verwunderte Lili beginnt ihn auszufragen.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Die Stimmung in der Bevölkerung wurde jedoch immer feindlicher.
Garip biçimde davranmaya başladı.Il s'est mis à se comporter bizarrement.
Maranzano'nun kendisini öldüreceğine kesin şekilde emin olan Luciano, önce davranmaya karar verdi.Convaincu que Maranzano a planifié de l'assassiner, il décide d'agir en premier.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Dans ses années de lycée, Cee Lo travaille au diner comme chef.
Maranzano'nun kendisini öldüreceğine kesin şekilde emin olan Luciano, önce davranmaya karar verdi.Convencido de que Maranzano planeaba asesinarlos, Luciano decidió adelantarse a los hechos.
Ablası, Lady Sarah, gibi davranmaya çalıştı, biraz yaramazdı ama çok arkadaşı vardı.Su relación con su hermana María parece haber sido cordial, pero no íntima.
Serdar-ı ekrem İvazzade Halil Paşa ise gayet temkinli davranmaya karar vermişti.Respecto a la modalidad de elección, Gobetti era partidario de un sistema proporcional.
Mauve'un Vincent'a karşı soğuk davranmaya başladığı ve mektuplarına cevap yazmadığı görülür.Mauve apparve subito diventare molto freddo nei confronti di Vincent e non rispose a diverse sue lettere.
Bu sınır dolduğunda androidler garip davranmaya başlar.Dopo la morte di Graves, l'androide comincia a comportarsi in modo strano.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.L'atmosfera politica in Germania si fa però sempre più incandescente e pericolosa.
İlliryalıların yenilmesinden sonra Makedonya daha da saldırgan davranmaya başladı.Dopo la sconfitta degli illiri, la politica estera macedone si fece sempre più aggressiva.
Makül davranmaya çalışan Joker, en sonunda karısının ve çocuğunun ölümü ile delirir.Maledizione che, alla fine, darà luogo alla morte del marito e dei figli.
Başlangıçta iyi görünen teyzeleri zamanla çocuklara daha az yemek verip daha kötü davranmaya başlar.In un primo momento si rivela dolce con i bimbi, poi inizia a dare punizioni e a maltrattare i bambini.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.La Chiesa cattolica prese quindi posizione contro il governo.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Per proteggerlo, portava con sé una pistola.
Bir erkekle birlikte oluyorsunuz ve birden size karşı kötü davranmaya başlıyor."Dormi con un ragazzo e lui si incattivisce contro di te».
Bu şekilde davranmaya devam edersen, arkadaşlarının güvenini haklı çıkarmamış olursun.Если ты так будешь делать, не оправдаешь доверия друзей.
Hiçbir şey duymamış gibi davranmaya devam et sen.Притворись, будто ничего не слышала.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На выпускном вечере Кэрри нервничает и стесняется, но Томми любезно успокаивает её.
Vicdan azabı çeken Millie ona çok iyi davranmaya başlar.Лиза, обделённая вниманием Милхауса, начинает его преследовать.
Sky garip davranmaya başlar.Вдруг он начинает вести себя странно.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Em 305, Diocleciano retirou-se à vida privada e induziu Maximiano a fazer o mesmo.
Nihilizme karşı kerhen toleranslı davranmaya çalışsa da, Bazarov’a olan nefretinin önüne geçememektedir.Hoewel hij enigszins tolerant is tegenover het nihilisme, haat hij Bazarov.
Diplomatlarının ve generallerinin kendisini bir burjuva politikacı olarak davranmaya zorladığını düşünüyordu.Hij beschuldigde de fascisten en de nazi's ervan dat ze een politieke padvinderij waren.