Ana içeriğe geç
Sözlük

davranma ile cümle

davranma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar erdemli davranmazlar.They are not righteous.
Sizin aranızda adaletle davranmakla emrolundum.God is our Lord and your Lord.
Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.Allah is our Lord and your Lord.
Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz.We fear he may commit excesses against us, or transgress all bounds."
Öyleyse size merhamet edilmesi için ona uymalısınız, erdemli davranmalısınız.Follow it, then, and become God-fearing; you may be shown mercy.
Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun!Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin.Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın.Do not allow your hatred for other people to turn you away from justice.
Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır.Indeed, that [behavior] was troubling the Prophet, and he is shy of [dismissing] you.
Uzlaşma daha iyidir. Kişi bencil ve kıskanç davranmağa eğilimlidir.Reconciliation is good even though men's souls are swayed by greed.
Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin.Do not let your enmity for others turn you away from justice.
Bu düzenleyicide 'Enter' tuşunun nasıl davranması gerektiğini seçinSelect how the Enter key should behave in the editor
Tüm Kullanıcılar Şu Kullanıcı/ Grup Olarak Davranmaya ZorlansınAll Users Should be Forced to the Following User/ Group
Futbol oyuncuları neden bu şekilde davranmaya hakları olduğunu düşünüyorlar?Why do football players believe that this kind of behavior is permissible?
Gençliğimizin böyle davranmasını mı istiyoruz?Do we want our youth to behave like this?
Başkim, Batının Kosova'nın statüsünü tanımakta daha çabuk davranması gerektiğini düşünüyor.The West should move quickly to recognise Kosovo's status, he says.
Başbuğ, "Hepimiz sağduyulu, daha dikkatli ve daha sorumlu bir şekilde davranmalıyız." dedi."We all have to act with more common sense, more carefully and more responsibly," he said.
Bu, özellikle AB'nin niçin söz konusu yönde davranmaması gerektiğini açıklayan bir durumdur.This is why the EU, in particular, should not let this happen.
Belki Türk hükümeti, bu şekilde davranmanın daha iyi olduğunu düşünüyordur."Maybe [the Turkish government] is thinking it is better to go along with this," he said.
Kimileri sonucu memnuniyetle karşılarken, bazıları temkinli davranmayı tercih etti.Some hailed it, while others were cautious.
Yavaş yavaş piyasa, pazar ilkelerine uygun şekilde davranmaya başlıyor.Gradually, the market is starting to behave in line with market principles.
Bu arada hükümet, mahkemeyi demokratik davranmamakla suçladı.The government, meanwhile, accused the court of acting in an undemocratic manner.
Hatta bazıları Türk hükümetini yardım elini uzatmada yavaş davranmakla eleştirdiler.Some even criticised the Turkish government for being too slow to offer help.
Haber gözlemcileri bayrağı gösterme, dostça davranma ve güven göstermeye" çağırdı.Haber urged the monitors to "show the flag, be friendly, show confidence".
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan basını yaptıkları haberlerde sorumlu davranmaya çağırdı.Prime Minister Recep Tayyip Erdogan has urged the press to be responsible in its coverage.
Cumhurbaşkanı Bamir Topi, partileri sorumlu davranmaya çağırdı.President Bamir Topi appealed to parties to be responsible.
Asi davranmanın zamanı geldi.”It is time to rebel."
Bunun nedeni, algı organının yargı organından daha hızlı davranmasıdır. "[1]This is because the organ of perception acts more rapidly than the judgment."[19]
Burada bir kadın düzgün davranmazsa kocası, babası ve erkek kardeşi sorumludur.Here, if a woman does not behave properly, her husband, father, and brother are responsible.
Cinsel nesneleştirme, bir kişiye yalnızca cinsel arzu nesnesi olarak davranma eylemidir.Sexual objectification is the act of treating a person solely as an object of sexual desire.
Apollon: Bu kadar dindar birine ihtiyacı olduğu anda nazik davranmak haksızlık mı?' [1]Apollo: Is it unjust to treat someone so kindly, someone so pious, in his time of need?'[9]
Koizumi, Keiichi ve Yutaka'nın sadece kardeş gibi davranmasını önermiştir.Koizumi suggested that Keiichi and Yutaka merely pretend to be brothers.
Bununla birlikte, Partların II. Dimitrios'a nazik davranmalarının nedeni siyasi sebeplerdi.It was however for political reasons that the Parthians treated Demetrius II kindly.
Daha sakin davranmalısın.Du solltest gelassener handeln.
Daha soğukkanlı davranmalısın.Du solltest gelassener handeln.
Bencilce davranmamalısın.Du solltest nicht egoistisch handeln.
Çabuk davranmalıyız.Wir müssen schnell handeln.
Çabuk davranmak zorundayız.Wir müssen schnell handeln.
Hızlı davranmak zorundayız.Wir müssen speditiv handeln.
Biz o konuda her iki tarafa adaletli davranmalıyız.Wir sollten bei diesem Thema beiden Seiten gerecht werden.
Başka şekilde davranmayı beceremez.Sie konnten nicht anders handeln.
Aceleci davranmayın!Nicht übereilt handeln!
Haberin yokmuş gibi davranma!Tu nicht so, als hättest du keine Ahnung!
Böyle davranmaya devam edeceksen, çık git bu evden!Wenn du dich weiter so benimmst, dann verschwinde aus diesem Haus!
Hata yapmalı, tedbirsiz davranmalı, çılgınlık yapmalıyız yoksa kafayı yeriz.Man muss sich irren, man muss unvorsichtig sein, man muss verrückt sein, sonst ist man krank.
Homer'ın bir parti ilahı gibi davranmasını izlemek eğlenceliydi ve bu, birkaç güzel an sunuyor.Es machte Spaß, Homer wie einen Party-Gott behandelt zu sehen, und dies bot ein paar schöne Momente.
Sky garip davranmaya başlar.Sally beginnt sich merkwürdig zu verhalten.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).Sie beschreite dabei aber keine widerrechtlichen Wege.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Oft versuchen sie, ihr Tun logisch und rational zu rechtfertigen.
Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi.Andernfalls würde die Royal Navy selbst dagegen vorgehen.
İslam inancına göre ise Allah'ın adaletsiz davranması mümkün değildir.Wenn aber einer nicht an die Zeichen Gottes glaubt, ist Gott schnell im Abrechnen.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Alle Bohrungen fungieren jetzt als Düse.
Ancak sinirlendiğnde pek de nazik davranmaz.Er sah aber nicht freundlich aus, sondern schien wütend zu sein.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Gegenüber den Leuten die er nicht mag, verhält er sich bewusst unfreundlich.
Bu sınır dolduğunda androidler garip davranmaya başlar.Nun ohne Zweck schalten sich die Androiden daraufhin ab.
Vicdan azabı çeken Millie ona çok iyi davranmaya başlar.Die verwunderte Lili beginnt ihn auszufragen.
Eşine ve üvey kızına kötü davranmaktadır.Er hinterließ seine Ehefrau und seine erwachsene Tochter.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Die Stimmung in der Bevölkerung wurde jedoch immer feindlicher.
Caner, Pelin’e kötü davranmaktadır, ondan uzak durmak istemektedir.Jean-Paul gefällt es in der Lüders-Klinik so gut, dass er sie nicht mehr verlassen möchte.
Bu çocuk nasıl davranması gerektiğini bilmiyor.Ce garçon ne sait pas comment se comporter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod