Ana içeriğe geç
Sözlük

davranma ile cümle

davranma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çocuklar yetişkin gibi davranmak isterler.Les enfants veulent se comporter comme des adultes.
Çocuklar yetişkinler gibi davranmak isterler.Les enfants veulent se comporter comme des adultes.
Biz o konuda her iki tarafa adaletli davranmalıyız.Nous devrions rendre justice aux deux parties dans cette affaire.
Garip biçimde davranmaya başladı.Il s'est mis à se comporter bizarrement.
Aptal gibi davranmayı bırakın!Arrêtez d'agir comme une idiote.
Hadi ama! Küçük bir çocuk gibi davranmayı kes!Enfin, arrête d'agir comme un gosse !
Aynı zamanda başkan Huri’yi de yolsuzluk ve fazla otoriter davranmakla suçlayarak protesto eder.Il a également protesté contre le président Khoury qu'il accusait d'être corrompu et d'être trop autoritaire.
Maranzano'nun kendisini öldüreceğine kesin şekilde emin olan Luciano, önce davranmaya karar verdi.Convaincu que Maranzano a planifié de l'assassiner, il décide d'agir en premier.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.Sam était une fille qui aimait s'habiller et se comporter comme un garçon.
Görgü, bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiğini gösterir.Caractère, la manière dont une personne va réagir dans une situation donnée.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Dans ses années de lycée, Cee Lo travaille au diner comme chef.
Sert davranmayı sever.Il déteste travailler trop dur.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Il aime se déplacer en petit groupe.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak da savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır.La fourniture d'aliments aux habitants et aux prisonniers de guerre est un acte d'humanité mal compris.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Mrs Hugues lui parle sévèrement.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.M. Moseby s'occupa d'elle comme si c'était sa propre fille.
O zamandan sonra kız gibi davranmayı öğrendi.À partir de cette période, il vécut comme une femme.
Serbesttir, aceleci davranmaz.Agis avec obstination mais sans précipitation.
Bana çocukmuşum gibi davranma.No me trates como si fuese un crío.
Hadi ama! Küçük bir çocuk gibi davranmayı kes!¡Venga! ¡Deja de comportarte como un niño pequeño!
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.La pregunta que más debatían era acerca de cómo debía actuar un individuo bajo una dictadura.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).Nadie puede verse obligado a aquello que la ley no ordena.
Herkese eşit davranmaktaydı.Se proclamaron iguales a todos.
Asistanlar da stajyer doktorlara iyi davranmaktadır.Entre los asistentes, recordamos a los Sres.
Çocukça davranma.No actuar con hipocresía.
O ayrıca Zoey'i olduğu gibi kabul eder ve herkesin olmasını istediği gibi davranmasını beklemez.Todavía no escucha a Penny y hace lo que quiere en su lugar.
Maranzano'nun kendisini öldüreceğine kesin şekilde emin olan Luciano, önce davranmaya karar verdi.Convencido de que Maranzano planeaba asesinarlos, Luciano decidió adelantarse a los hechos.
Görgü, bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiğini gösterir.La redacción debe estar hecha como si nos dirigiéramos a una persona en concreto.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Le gusta estar con la pandilla.
Ablası, Lady Sarah, gibi davranmaya çalıştı, biraz yaramazdı ama çok arkadaşı vardı.Su relación con su hermana María parece haber sido cordial, pero no íntima.
Tutarlı ve sevecen davranmak, iyi bir köpek eğitiminde anahtardır.Con un adecuado cuidado y entrenamiento, el perro es una mascota obediente y educada.
Serdar-ı ekrem İvazzade Halil Paşa ise gayet temkinli davranmaya karar vermişti.Respecto a la modalidad de elección, Gobetti era partidario de un sistema proporcional.
Yürütmeye bağlı olan idare işlem ve eylemlerinde anayasaya aykırı davranmamalıdır.Hace referencia a la actividad que se realiza no debe ser contraria a la ley.
Beni tanıyormuş gibi davranma.Non comportarti come se mi conoscessi.
Öyle davranmamalısın.Non devi comportarti così.
Tom Mary'nin davranma tarzından mutlu değildi gibi görünüyordu.Tom sembrava non essere contento del comportamento di Mary.
Mauve'un Vincent'a karşı soğuk davranmaya başladığı ve mektuplarına cevap yazmadığı görülür.Mauve apparve subito diventare molto freddo nei confronti di Vincent e non rispose a diverse sue lettere.
Bu sınır dolduğunda androidler garip davranmaya başlar.Dopo la morte di Graves, l'androide comincia a comportarsi in modo strano.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.L'atmosfera politica in Germania si fa però sempre più incandescente e pericolosa.
Herkese eşit davranmaktaydı.Incuteva rispetto a chiunque.
İlliryalıların yenilmesinden sonra Makedonya daha da saldırgan davranmaya başladı.Dopo la sconfitta degli illiri, la politica estera macedone si fece sempre più aggressiva.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.È una specie che ama stare in gruppo.
İnsanlar anlayışlı davranmasını çok sonraları öğrenir, o da öğrenirse.Chiunque la segua con un briciolo d'intelligenza lo capisce subito.
Makül davranmaya çalışan Joker, en sonunda karısının ve çocuğunun ölümü ile delirir.Maledizione che, alla fine, darà luogo alla morte del marito e dei figli.
Ancak bu eğitimden geçtikten sonra insan, insanlara iyi davranmayı öğrenmiş olur.Solo dopo aver completato questa unione l'uomo potrà arrivare alla conoscenza assoluta.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Peter scopre che invece la moglie non ne sa nulla.
Pylea'daki en kudretli savaşçıdır, ama buna rağmen o boyutu yöneten rahipler ona alçak davranmaktadır.È il guerriero più potente, ma, nonostante questo, rispetta i suoi avversari.
Başlangıçta iyi görünen teyzeleri zamanla çocuklara daha az yemek verip daha kötü davranmaya başlar.In un primo momento si rivela dolce con i bimbi, poi inizia a dare punizioni e a maltrattare i bambini.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.La Chiesa cattolica prese quindi posizione contro il governo.
Gruptan ayrılan 3 kişininde ayrılma sebebi Jason Pierce'in grup içinde diktatör gibi davranmasıydı.I tre vengono scarcerati perché il giudice è un paziente di Roz.
Hizmetkâra göre Legrand garip davranmaktadır.Al suo arrivo, Dolores si comporta in modo strano.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.Matilda li tratta come figli.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Per proteggerlo, portava con sé una pistola.
Sebepler yazılırken tarafsız davranmalı, fakat çözülebilir olmalarına özen gösterilmelidir.La vicenda lo condurrà a operare una scelta rischiosa ma che si rivelerà felice.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Diderot fu molto severo con lui.
Bir erkekle birlikte oluyorsunuz ve birden size karşı kötü davranmaya başlıyor."Dormi con un ragazzo e lui si incattivisce contro di te».
Bebek gibi davranmayı kes!Прекрати вести себя как ребёнок!
Bu şekilde davranmaya devam edersen, arkadaşlarının güvenini haklı çıkarmamış olursun.Если ты так будешь делать, не оправдаешь доверия друзей.
Beni anlıyor gibi davranmayı bırak.Прекрати вести себя так, будто ты меня понимаешь.
Her şeyi biliyormuş gibi davranma.Не веди себя так, будто ты всё знаешь.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod