Tom Mary'ye utangaç gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should stop pretending to be shy.
Tom Mary'ye sağır gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be deaf.
Tom Mary'ye, incinmiş gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be hurt.
Tom, Mary'ye yorgun gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be tired.
Tom, Mary'ye susamış gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be thirsty.
Tom bunu yapmakla ilgileniyormuş gibi davranmayı zor buldu.Tom found it hard to pretend to be interested in doing that.
Tom hiç samimi davranmadı.Tom has never been friendly.
Sami sadece dostça davranmaya çalışıyordu.Sami was only trying to be friendly.
Sami çabuk davranmak zorunda.Sami has to act quickly.
Mary, Tom'un onun sevgilisiymiş gibi davranmasını istiyor.Mary wanted Tom to pretend to be her boyfriend.
Mary Tom'dan erkek arkadaşı gibi davranmasını istedi.Mary asked Tom to pretend to be her boyfriend.
Mary Tom'dan kocasıymış gibi davranmasını istedi.Mary asked Tom to pretend to be her husband.
Tom Mary'ye çok iyi davranmaz.Tom doesn't treat Mary very nicely.
Tom Mary'ye çok iyi davranmadıTom didn't treat Mary very nicely.
Tom Mary'ye çok iyi davranmadı.Tom didn't treat Mary very well.
Tom Mary'ye şaşırıyor gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be surprised.
Tom Mary'ye bekar gibi davranmayı bırakması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should quit pretending to be single.
Bence Tom sadece dostça davranmaya çalışıyordu.I think Tom was just trying to be friendly.
Tom ve bana kendimiz gibi davranmamız söylendi.Tom and I were told to behave ourselves.
Tom harika zaman geçiriyormuş gibi davranmaya çalıştı.Tom tried to pretend he was having a great time.
Tom iyi vakit geçiriyor gibi davranmaya çalıştı.Tom tried to pretend like he was having a good time.
Sami tuhaf davranmaya başladı.Sami started acting strange.
Sami garip davranmaya başladı.Sami started acting strange.
Sami asla agresif biçimde davranmadı.Sami never acted out aggressively.
Sami, Leyla'ya iyi davranmadı.Sami didn't treat Layla well.
Sami patron gibi davranmaya başladı.Sami started acting like the boss.
Bana bir çocuk gibi davranmayı bırakın.Quit treating me like a kid.
Bana bir çocuk gibi davranmayı kes.Stop treating me like a kid.
Bana bir çocuk gibi davranmayı bırak.Stop treating me like a child.
Tom arkadaşça davranmaya bile çalışmadı.Tom didn't even try to be friendly.
Eğer yanlış davranmaya devam ederseniz kalıcı kayıtlarınıza geçecektir.If you continue to misbehave, it will go on your permanent record.
Tom'un genellikle davranma yöntemi bu mudur?Is that how Tom usually behaves?
Tom tuhaf davranmaya başladı.Tom started acting strangely.
Herkese adaletli davranmamız gerekiyor.We need to treat everyone fairly.
İnsanlara her zaman saygılı davranmaya çalışıyorum.I always try to treat people with respect.
Sana karşı çok sert davranmak istemiyorum.I don't want to be too strict with you.
Bana davranma şeklinizi beğenmiyorum.I don't like the way you treat me.
Hiçbir şey yanlış değilmiş gibi davranma.Don't pretend like nothing's wrong.
Hiçbir şey yanlış değilmişçesine davranma.Don't pretend like nothing's wrong.
Sanki umursuyormuşsun gibi davranmayı bırak.Stop pretending that you care.
Liseli gibi davranmayı kes.Quit acting like a teenager.
Çocuk gibi davranma, Tom.Don't be childish, Tom.
Homer'ın bir parti ilahı gibi davranmasını izlemek eğlenceliydi ve bu, birkaç güzel an sunuyor.It was fun to see Homer treated like a party god, and this offered a few nice moments.
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.The question they pondered the most was how the individual must act under a dictatorship.
Bir erkekle birlikte oluyorsunuz ve birden size karşı kötü davranmaya başlıyor."You sleep with a guy and he turns bad on you."
Küçük oğluna sıradan bir Sovyet vatandaşı gibi davranması takdir edilmiştir.He was credited for treating his junior son as an ordinary Soviet citizen.
Hiç temkinli davranmadı, yanıltıcı olanakları ortadan kaldırmak istemesine rağmen.Ever cautious, she wanted to eliminate misleading possibilities.
Sheeran her şarkıya müzikal gibi davranmak ve kadınlar hakkında sözler yazmaktan kaçınmak istedi.Sheeran wanted each song to act as a musical and tried to avoid lyrics about women.
AltiVec işlemleri, 128 bit olmasına rağmen, 64 bit gibi davranmaktadırlar.AltiVec operations, despite being 128-bit, are treated as if they were 64-bit.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.At the prom, Carrie is nervous and shy, but Tommy kindly puts her at ease.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).We wronged them not, but they were the wrongdoers.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.He likes to act like a gentleman.
Oxfam Avustralya Bankayı yerel halklara karşı ilgisiz davranmakla suçladı.Oxfam Australia has criticized the Asian Development Bank for insensitivity to local communities.
İlliryalıların yenilmesinden sonra Makedonya daha da saldırgan davranmaya başladı.After the defeat of the Illyrians, Macedon's policy became increasingly aggressive.
Gizli anahtarların çalınması gibi diğer saldırılar kullanıcıların dikkatli davranmasını gerektirir .Other attacks, such as theft of private keys, require due care by users.
Bazen aptalca davranmasına rağmen Fuzuki’yi de Mitsuki’yi de çok önemser.She acts silly at times, but cares deeply for both Fuzuki and Mitsuki.
Sert davranmayı sever.Sometimes she likes to be tough.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Alexandra does not seem to have been able to prevent the persecution of that sect by her husband.
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )Rafiq Tağının qətli haqqında Xədicə İsmayılova ilə müsahibə.
Toplum, özellikle kadının toplumdaki yeri konusunda tutucu davranmaya teşvik ediliyordu.She has been taught to ignore, especially in our society.