Ana içeriğe geç
Sözlük

davranma ile cümle

davranma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Nem akarom, hogy veled bánjanak mint az én többi vendég.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Ne želim, da vam zdravljenje kot moj drugi gostje.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Ich will Sie nicht wie meine anderen Gäste behandeln.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Ik wil niet u te behandelen zoals mijn andere gasten.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Nechci s Vámi jednat jako s ostatními hosty.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Nu vreau să vă trateze ca oaspeţi ai mei.
Sana diğer misafirlerim gibi davranmak istemiyorum.Аз не искам да Ви лекува като други мои гости.
Sana tutkulu davranmadığım doğru ama... ...mutlu olmanı istedim.C'est vrai que je n'ai pas été très chaleureux avec toi, mais je voulais te rendre heureuse.
Sana tutkulu davranmadığım doğru ama... ...mutlu olmanı istedim.Talán nem viszonyultam hozzád túl szenvedélyesen, de azt akartam, hogy boldog légy.
Sana tutkulu davranmadığım doğru ama... ...mutlu olmanı istedim.Είναι αλήθεια ότι δεν είχα τόσο πάθος για σένα αλλά... Ήθελα να σε κάνω ευτυχισμένη
Sana tutkulu davranmadığım doğru ama... ...mutlu olmanı istedim.صحيح انني لست هائما بك...لكن اردت ان اجعلك سعيدة
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Aku tidak ingin menyakiti Anda, tetapi jika Anda berperilaku seperti pedesaan panik, aku harus.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.En halua satuttaa sinua, mutta jos käyttäydyt kuin vimmattu maalaismainen, minun täytyy.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Eu não quero te machucar, mas se você se comportar como um rústico frenética, eu devo.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Ich will nicht, dich zu verletzen, aber wenn Sie verhalten wie eine rasende rustikal, ich muß.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Ik wil niet dat je geen pijn doen, maar als je je gedraagt als een razende rustieke, ik moet.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Jag vill inte såra dig, men om du beter som en frenetisk rustik, måste jag.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Je ne veux pas vous faire de mal, mais si vous vous comportez comme un rustre frénétique, je le dois.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Nechcem ti ublížiť, ale ak sa budete správať ako šialený rustikálny, musím.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Nechci ti ublížit, ale pokud se budete chovat jako šílený rustikální, musím.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Nem akarom bántani, de ha viselkedik mint egy őrült rusztikus, azt kell.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Ne želim, da vas boli, če pa se obnašajo kot sebe rustikalna, moram.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Nie chcę cię skrzywdzić, ale jeśli zachowuje się jak szalony rustykalne, muszę.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Non voglio farti del male, ma se ti comporti come un rustico frenetico, devo.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.No quiero hacerte daño, pero si te comportas como un frenético rústico, tengo que hacerlo.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Nu vreau sa te ranesc, dar dacă te comporţi ca o frenetică rustic, trebuie să.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Tôi không muốn làm tổn thương bạn, nhưng nếu bạn hành xử giống như một mộc mạc điên cuồng, tôi phải.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Δεν θέλω να σας βλάψει, αλλά αν συμπεριφέρονται όπως μια ξέφρενη ρουστίκ, πρέπει να.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Аз не искам да те нараня, но ако се държиш като неистов селски, аз трябва.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Я не хочу делать тебе больно, но если вы ведете себя как безумный уютно, я должен.
Sana zarar vermek istiyorum, ama yok davranmaya devam edersen çılgınca bir rustik gibi, ben gerekir.Я не хочу робити тобі боляче, але якщо ви ведете себе як божевільний затишно, я повинен.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.A ella le gusta contar que Coco había sido el apodo que le dio su padre.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Ám õ úgy tett, mintha ezt a nevet még az apjától kapta volna.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.A preferat întotdeauna să pretindă că Coco era porecla primită de la tatăl său.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi. BİR ZAMANLAR...その昔
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Cô thì luôn thích cho rằng Coco là tên gọi thân mật mà cha đã đặt cho cô.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Hän teeskenteli aina saaneensa Coco-lempinimen isältään.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Hon låtsades alltid att Coco var smeknamnet hennes far gett henne.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Hun foretrak altid at sige, at Coco var et kælenavn, hendes far havde givet hende.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.그녀는 늘 코코가 아버지가 지어준 별명인 것처럼 이야기하곤 했습니다.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Ma preferiva raccontare che Coco era il soprannome che le aveva dato suo padre.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Sie gab lieber vor, Coco sei der Spitzname, den ihr Vater ihr gegeben habe.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Vedno se je pretvarjala, da je vzdevek Coco dobila od očeta.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Vždy nejraději předstírala, že přezdívku Coco jí dal její otec.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Πάντα προτιμούσε να λέει ότι Coco ήταν το παρατσούκλι που της είχε δώσει ο πατέρας της.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Винаги предпочитала да твърди, че така я е нарекъл нейният баща.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Вона завжди вважала за краще робити вигляд, що Коко - це прізвисько, яке дав їй батько.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.Но она говорила всем, что так называл ее отец в детстве.
Sanki Coco ona babası tarafından verilmiş bir takma admış gibi davranmayı tercih ederdi.كانت تفضل أن تزعم أن "كوكو" هو اللقب الذي يناديه به والدها
Şefkat dileyin. "Şefkatle davranmama izin ver..."Αναζήτα την συμπόνια. και άσε με να πράξω συμπονετικά.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Biarkan saya bertindak dengan belas kasih.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Dej, abych uměl jednat soucitně.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Déjame actuar compasivamente.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Dovoľte mi konať súcitne.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Façam-no.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Hadd cselekedjek együttérzéssel!
"Şefkatle davranmama izin ver..."인정있게 행동하게 해달라고
"Şefkatle davranmama izin ver..."Laat me me compassievol gedragen.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Laissez-moi agir avec compassion.
"Şefkatle davranmama izin ver..."Lasă-mă să acţionez compasional.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod