Sheeran her şarkıya müzikal gibi davranmak ve kadınlar hakkında sözler yazmaktan kaçınmak istedi.Anh muốn mỗi ca khúc đóng vai trò như một vở nhạc kịch và cố gắng tránh viết lời bài hát về phụ nữ.
"Sadece istediğimiz zaman, istediğimize karşı iyi davranmalıyız.Mi cứ theo đúng lời ta dặn thì sẽ được đối đãi tử tế.
Bu yüzden üzerinden geçen araçlar dikkatli davranmaktadır.Đường dốc nên xe nào qua đây cũng phải thận trọng.
Serbesttir, aceleci davranmaz.Đừng quá kích động và hành động vội vàng!
Burada parti neredeyse fiili bir hükümet gibi davranmaktadır.Hiệp hội hoạt động như một tổ chức phi lợi nhuận phi chính phủ.
Ama Doğu Göktürk halkı, Çin'e her zaman zarar vermiş; dürüst davranmamıştır.Thứ nhất, đến gần Hitler không phải là việc dễ dàng; ông luôn được bảo vệ cẩn mật.
Eşine ve üvey kızına kötü davranmaktadır.Chắc chắn là anh ta giao thiệp với ma cô và gái mại dâm.
Öğretim üyeleri öğrencilere arkadaş gibi davranmaktadır.Do đó, các sinh viên trẻ đã trở thành bạn ông.
Hiç temkinli davranmadı, yanıltıcı olanakları ortadan kaldırmak istemesine rağmen.Nhiều khi họ tỏ thái độ bất bình, bị Đắc Tuyên tìm cơ hội trừ khử.
Ancak bundan sonra mesafeli davranmak zorundayız.これから君たちは瞑想しなければならない。
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.そのため、男子の制服を着用し、男子のように振る舞う。
Gizli anahtarların çalınması gibi diğer saldırılar kullanıcıların dikkatli davranmasını gerektirir .プライベート・キーの盗難のような、その他の攻撃は、利用者による正当な注意が要求される。
Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi.しかしそのような事情があってもイギリス海軍の艦船はその任務を遂行するしかなかった。
Herkese eşit davranmaktaydı.あらゆる身分の者を平等に扱っていた。
"Sadece istediğimiz zaman, istediğimize karşı iyi davranmalıyız.常に、自分がされたいと思う善事を他者に施すように。
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.身なりには無頓着。
"Gibi, benzer şekilde" anlamı katar: Çocukça davranma.親切な言動を行っても、「子ども扱いすんな!
Anne maymunlarda yavrularını reddetme ve onlara kötü davranma görülmüştür.母は熊を中に入れ、姉妹に怖がる必要がないと言った。
Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir.勇ましい者だからと言って全てが正義とは限らないらしい。
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.従業員の扱いが非常に荒い。
Herkese eşit davranmaktaydı.她平等地對待任何人。
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).」「依這沒法度沒法度沒法度。
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )揣其意蓋為本朝忌諱,避之以明其敬慎,不知此固背理犯義不敬之甚者也。
Ablası Lady Sarah gibi davranmak istiyordu ve 18 yaşındayken babası ona bir hediye verdi.克里斯蒂娜女王十六歲時獲樞密院邀請參與政事,但她請求像父親一樣,待十八歲才親政。
Hizmetkâra göre Legrand garip davranmaktadır.他说勒格朗的表现很怪异。
Bu olaydan beri Harry' ye soğuk davranmaktadır.哈里曾因此事而困扰良久。
"Sadece istediğimiz zaman, istediğimize karşı iyi davranmalıyız.只要遇到喜歡的東西就會很有幹勁。
O zamandan sonra kız gibi davranmayı öğrendi.这时他发现,她從前就認識這名女子。
Oyuncular birçok eşya varmış gibi davranmaktadır.一般演员要携带一些东西作为道具。
Çevre üzerindeki ağaçlar korunacak ve doğal bir çit gibi davranmak için daha fazla çevreye taşınacaktır.주변에 있는 나무는 그대로 유지되고 더 자연스러운 울타리로 작동하기 위해 주변으로 이동한다.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.스스로도 남자아이같은 언행을 즐겨 사용하며, 소년같은 옷을 즐겨 입는다.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.헨리 3세는 자신의 정책이 잘못됐다는 것을 전혀 깨닫지 못했다.
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )엄격하고 사납게 대하지 말고 순순하게 교훈하여 순조롭게 되도록 하라.’
Asistanlar da stajyer doktorlara iyi davranmaktadır.후배들, 간호사들을 태우기도 잘 한다.
Ablası Lady Sarah gibi davranmak istiyordu ve 18 yaşındayken babası ona bir hediye verdi.존 스토트 신부는 외교관을 하려고 했지만 열 일곱살에 회심하면서 성직자로 꿈이 바뀌었다.
Herkes küçük bir çocuk gibi davranmaktadır ona, fakat cesareti karşısında ona saygı duymaya başlayacaklardır.ממשיכה להתנהג אליו כילד קטן אך בו זמנית נוהגת להעבידו לתפעל אותו עקב עצלנותה.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.מתנהגת אליה כמו ילדה קטנה.
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."יש גם כמה שחקנים שמדברים אנגלית בצורה נפלאה שרציתי לעבוד איתם."
İyi derecede İngilizce konuşuyor ve sevimli tavırlarınız ile nasıl davranması gerektiğinizi biliyorsunuz."Говори добре английски и умее да бъде очарователна“.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Междувременно католическата църква води тиха борба срещу режима.
Ancak bu eğitimden geçtikten sonra insan, insanlara iyi davranmayı öğrenmiş olur.След като това се случи, човекът трябва да се научи да се контролира.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Външната политика на страната става по-агресивна.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.Mišićav je i voli se odijevati kao žena.
Eşine ve üvey kızına kötü davranmaktadır.Spremi on i srednju kćer.
5 çocuklu bir aileden gelmektedir ve Soichironun ona kral gibi davranmayan ilk arkadaşıdır.Bio je najstariji od pet sinova Ivana Hirkana i prvi hasmonejski vladar koji je sebe nazvao "kraljem."
Ona göre, herkese eşit davranmak adalet için yeterli değildir.Jer ljudima činiti loše ne razlikuje se uopće od činjenja nepravde.
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.Ipak, neovisno se opaža.
"Ben hiçbir filmimde sevgi-sevgisizlik ekseninde seslendirme yapmadım; hepsine eşit davranmaya çalıştım.Nisam popio niti kap pića cijelo vrijeme dok sam radio na scenariju."
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Potrebno je paziti na posjekotine i ranice, kao i druge oblike krvarenja.
Andrinico Tamerlano'dan merhametli davranması için oan yalvarır. fakat Tamerlano onu hiç dinlemez.Andronico ho prosí o milosť, ale Tamerlano je neoblomný.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Čiefová Po skončení základnej školy pôsobil ako robotník v Brezne.
En başında birbirlerine agresif davranan grup, yavaşça birbirlerine daha yakın davranmaya başlar.Zpočiatku protikladné postavy sa časom k sebe čoraz viac približujú.
Nevrotik insanlar daha çok egoist davranma eğilimindedirler.Nevrotični razvoj osebnost vedno bolj oddaljuje od samouresničitve.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Princ in njegovi pristaši so proti njima naščuvali ljudstvo, da ju je kruto umorilo.
Ancak sinirlendiğnde pek de nazik davranmaz.Je prijazna, vendar se hitro razjezi.
Herkese eşit davranmaktaydı.Visiems išėjo po lygiai.
İnsanlar anlayışlı davranmasını çok sonraları öğrenir, o da öğrenirse.Žmonės jau po trumpų paaiškinimų sugeba juos suprasti.
Bu yüzden üzerinden geçen araçlar dikkatli davranmaktadır.Todėl mašinos yra kruopščiai surenkamos.
Fillerin insanlara da bu şekilde davranmalarına Afrika'da sıklıkla rastlanır.Manoma, kad afrikiečiai su šiais žvėrimis susiduria nuo seno.
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.Elgiasi taip, lyg nieko nebijotų.