Ana içeriğe geç
Sözlük

davranma ile cümle

davranma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Milo, arkadaşlarını kurtarmak için bencilce davranmaması gerek.Ґендо не знає як йому слід поводитися зі своїм сином.
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Розуміє, що заради своїх цілей потрібно добре ставитися до людей, яких не любиш.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Людям потрібно уважніше ставитись до порізів, подряпин та інших кровотеч.
Herkese eşit davranmaktaydı.Він повинен підтримувати всіх однаково.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi.І тоді британському флоту просто нічого було б їм протиставити.
Boston'a gitmek istemiyormuş gibi davranmayacağım.Я не робитиму вигляд, що не хочу їхати до Бостона.
Sky garip davranmaya başlar.Spock se chová poněkud podivně.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Lidé by měli být při výskytu řezných ran, boláků a jiných krvácivých ran opatrní.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.V roce 305 se Diocletianus zřekl trůnu a donutil Maxentiova otce Maximiana, aby učinil totéž.
İddiaya göre Rooney, Ferguson tarafından oynatılmaması yüzünden sakatlığı varmış gibi davranmaktaydı.Bohužel zjistí, že byl Fisby převelen spíše kvůli neschopnosti.
Fillerin insanlara da bu şekilde davranmalarına Afrika'da sıklıkla rastlanır.Výskyty takovéhoto sloního chování vůči lidem jsou známé v celé Africe.
Çocukça davranma.Nebuďme naivní.
Ama Vilmer ona karşı sert davranmaktadır.Homer kousne do něčeho tvrdého.
Diplomatlarının ve generallerinin kendisini bir burjuva politikacı olarak davranmaya zorladığını düşünüyordu.A simțit că a fost forțat de diplomații și de generalii săi să acționeze ca un politician burghez.
Sky garip davranmaya başlar.Tracy începe să se comporte ciudat.
Hizmetkâra göre Legrand garip davranmaktadır.Legrand, spune el, se comportase ciudat în ultima vreme.
Hershel, eğer Rick'in grubunun kalmasını istiyorsa, ayaklara birer insan gibi davranmaları gerektiğini söyler.Dar Reggie îi răspunde că viitorul omenirii stă pe umerii lor așa că trebuie să dea exemplu copiilor.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.Se tunde, se îmbracă ca un baiat, își schimbă vocea și se poartă ca un băiat.
Çocuklar ise onlar kadar profesyonel davranmazlar.Actorii sunt în majoritate neprofesioniști.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Szeret részt venni csoportos tollászkodásban.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Folyton okoskodik és kéretlen tanácsokat ad mindenkinek.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Fegyvert csak akkor tartott magánál, amikor használni akarta.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Samana aikana katolinen kirkko alkoi arvostella maan hallitusta.
Sert davranmayı sever.Rakasta minut vahvaksi.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Diocletianus erosi virastaan vuonna 305 ja pakotti vastahakoisen Maximianuksen myös eroamaan.
Xander'ın babası bir alkoliktir ve oğluyla karısına genelde kötü davranmaktadır.Isänsä Woodson oli alkoholisti ja hakkasi usein vaimoaan ja poikaansa.
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.Johto kohtelee henkilökuntaa huonosti.
Şeytan, yokmuş gibi davranmak yerine hoş görüyü temsil eder!Saatana edustaa ystävällisyyttä sen ansaitseville rakkauden kiittämättömiin haaskaamisen sijaan!
Sky garip davranmaya başlar.Osa sotilaista alkaa kuitenkin käyttäytyä oudosti.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Tom on itsekin saanut kuulla tyttärestään vasta hiljattain.
Bana bir köpek gibi davranmayın.Älä kohtele minua niin kuin koiraa.
O çocuklara kötü davranmak istemiyorum.En halua käyttäytyä epäystävällisesti niitä lapsia kohtaan.
Gizli anahtarların çalınması gibi diğer saldırılar kullanıcıların dikkatli davranmasını gerektirir .Άλλες επιθέσεις,όπως η κλοπή ιδιωτικών κλειδιών, χρειάζονται φροντίδα από τους χρήστες.
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.Το ερώτημα, το οποίο ανέλυαν, ήταν το πώς πρέπει να συμπεριφέρεται ένα άτομο που ζει σε δικτατορικά καθεστώτα.
Serbesttir, aceleci davranmaz.Όχι ξέφρενη, ανούσια δράση!
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.Η Ρωμαιοκαθολική Εκκλησία υποστήριξε επίσης ανοιχτά την κυβέρνηση.
Toplum, özellikle kadının toplumdaki yeri konusunda tutucu davranmaya teşvik ediliyordu.Σε όλα διαφαίνεται ο κοινωνικός προβληματισμός, κυρίως για τη θέση της γυναίκας στην κοινωνία.
Birlikte her zaman akıllı ve mantıklı davranmaya çalişmalarını onlara nasihat eder.Όλα αυτά του έδωσαν τη δύναμη να χειρίζεται πάντα τα θέματά του με μαεστρία και άνεση.
Herkese eşit davranmaktaydı.Να αντιμετωπίζονται όλοι με τον ίδιο σεβασμό.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Nu begynder gryden at skryde som et æsel.
Cinderella adlı kıza üvey annesi ve üvey kız kardeşleri kötü davranmaktadır.Hun får det nedladende tilnavn Askepot af sin forfærdelige stedmor og slemme stedsøstre.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Suplee begyndte at spille i skolestykker som lille.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Mai 305: Diocletian træder tilbage og tvinger Maximian til det samme.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Han elsker at være en moderne mand.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.En mediekampagne tog efterhånden fart i Tyskland.
İlliryalıların yenilmesinden sonra Makedonya daha da saldırgan davranmaya başladı.Etter å ha beseiret illyrerne ble Makedonias politikk i økende grad aggressiv.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Salome Alexandra synes ikke å ha forsøkt å forhindre hennes ektemanns harde forfølgelsen av sekten.
Silah kullandıktan sonra silahla davranmaya çalışmaktadır.Deretter forsøkte han å skyte seg med pistolen.
Çocukça davranma.Ikke anbud på barnevernsbarn.
Bannion bir tür anti kahraman, bir vigilante, yani bir intikamcı gibi davranmaktadır.Monsieur Donizetti ser ut til å behandle oss som et erobret land; det er en veritabel invasjon.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Det er mange som liker å jobbe i grupper.
Ayrıca onu dini içeren konularda daha hassas davranmaya davet etti.Trolig spurte han henne også om råd i politiske spørsmål.
Sert davranmayı sever.Suka bekerja keras.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.Di pesta dansa, Carrie seperti diduga, gugup dan pemalu, tetapi Tommy yang ramah berhasil menenangkan Carrie.
Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi.Mengetahui hal ini, armada Inggris mencegatnya.
Serbesttir, aceleci davranmaz.Mereka tidak terlihat terburu-buru.
Cinderella adlı kıza üvey annesi ve üvey kız kardeşleri kötü davranmaktadır.Mereka ingin masa depan Dalimunte dan adik-adiknya lebih baik.
Bu hipoteze göre engellenme süreçleri insanlarda saldırgan davranma eğilimi açığa çıkartır.Ia menunjukkan bahwa dorongan libidinal ini dapat bertentangan dengan perilaku yang beradab.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak da savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır.Perlakuan semena-mena terhadap tawanan perang atau penduduk sipil juga bisa dianggap sebagai kejahatan perang.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod