Bana saygısızca davranmayı kesecek misiniz?Вы прекратите вести себя неуважительно по отношению ко мне?
Aptal gibi davranmayı bırakın!Прекрати вести себя как дурак!
Bir mağdur gibi davranmayı bırak.Перестань вести себя как жертва.
Hiçbir şey duymamış gibi davranmaya devam et sen.Притворись, будто ничего не слышала.
Bana nasıl davranmam gerektiğini söyle.Посоветуй мне, как поступить.
Onların sana kötü davranmasına izin verme.Не давай им помыкать тобой.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На выпускном вечере Кэрри нервничает и стесняется, но Томми любезно успокаивает её.
Yasalara aykırı davranmamalıyız (bu kötüdür).И нет вреда вреда в том, чтобы дать ему разрешение (войти).
Çocukça davranma.Не будь ребенком.
Herkese eşit davranmaktaydı.Он одинаково по-доброму относился ко всем.
O zamandan sonra kız gibi davranmayı öğrendi.С тех пор она заботится о нём как о ребенке.
Eğer böyle davranmazsa İngiliz donanması onu uslandırmak için yeterdi.И тогда британскому флоту просто нечего было бы им противопоставить.
Genel Başkan devlet adamı kimliğiyle, hukuk normlarına uygun davranmalı...Разве нужен представитель президента для нормального исполнения законов?
İdeal olarak otomatik olarak yapılanan aygıtlar "tak ve çalıştır" şeklinde davranmalıdır.В идеале самонастраивающиеся устройства нужно лишь «подключить и пользоваться».
Aile bu konuda dikkatli davranmalıdır.Важно, чтобы семья сделала такой шаг.
O (İslam) bize insanın eşit olduğunu, adaleti ve herkese adilce davranmayı öğretti.Мы должны нести свет истины в окружающий мир, чтобы все люди могли почувствовать Бога и найти себя».
Ancak hiç de sevmediği kişilere işi gereği kibar davranmak durumundadır.Понимает, что ради своих целей нужно хорошо относиться к людям, которых не любишь.
Vicdan azabı çeken Millie ona çok iyi davranmaya başlar.Лиза, обделённая вниманием Милхауса, начинает его преследовать.
Sky garip davranmaya başlar.Вдруг он начинает вести себя странно.
11 Şubat 2006'da, İslamiyet'e aykırı davranmak suçuyla eski baş editör Mohammed Al-Asadi tutuklanmıştır.في 11 فبراير 2006 ألقي القبض على رئيس التحرير السابق محمد الأسدي بتهمة إهانة الإسلام.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.فجيش متصد للعنف لن يتعامل مثل الأشخاص المسلحين سواء في أوقات الحرب أو في أوقات السلام.
Öğretim üyeleri öğrencilere arkadaş gibi davranmaktadır.تعامل تلاميذه كزملاء له.
Çocuklar ise onlar kadar profesyonel davranmazlar.والأطفال لا يقومون بعمل هذا النوع.
( Azla tatmin olmamaya ve taraflı davranmamaya dikkat edin. )حرص ولا تخون:أي كن حريصًا، يضرب هذا المثل ليكن الإنسان حريصًا دون أن يفترض في ذهنه خيانة غيره له.
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.فقد الضباط السيطرة على رجالهم تمامًا.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.كان كول شخصا يحب المشاركة في المجموعات.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Ele também gosta de agir como membro de uma gang.
Sert davranmayı sever.Amam trabalhar duro.
305 yılında Diocletianus emekli oldu ve Maximian da aynı şekilde davranmaya ikna edildi.Em 305, Diocleciano retirou-se à vida privada e induziu Maximiano a fazer o mesmo.
Fabrikadaki ustabaşı ve onun adamları kendisi dahil diğer tüm çalışanlara kötü davranmaktadır.O problema é que o diretor e sua esposa maltratam todos à sua volta.
Serbesttir, aceleci davranmaz.Amigable e tranquilo, nunca está apressado.
Norbert ve Daggett ona yüz çizmiş ve ona bir arkadaş gibi davranmaktadırlar.Ambos Oz e Gilbert o tratam como uma figura paterna.
Herkese eşit davranmaktaydı.Se aliavam com todo mundo.
Herkese eşit davranmaktaydı.Iedereen werd gelijk behandeld.
Nihilizme karşı kerhen toleranslı davranmaya çalışsa da, Bazarov’a olan nefretinin önüne geçememektedir.Hoewel hij enigszins tolerant is tegenover het nihilisme, haat hij Bazarov.
Patronlar çalışanlarına çok kötü davranmaktadır.Ze wordt slecht behandeld door haar werkgevers.
Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır.Iemand die geen uitweg ziet kan soms onvoorzien handelen.
Aile bu konuda dikkatli davranmalıdır.Een school moet hier dus voorzichtig mee omgaan.
Diplomatlarının ve generallerinin kendisini bir burjuva politikacı olarak davranmaya zorladığını düşünüyordu.Hij beschuldigde de fascisten en de nazi's ervan dat ze een politieke padvinderij waren.
Sert davranmayı sever.Ze haat ze intens.
Başkalarına karşı samimi davranmayı zor bulurdum.Ik vond het moeilijk om vriendelijk te zijn tegen de anderen.
Bir bebek gibi davranma!Gedraag je niet als een baby!
Herkese eşit davranmaktaydı.Traktowała wszystkich jednakowo.
Sky garip davranmaya başlar.Stich zaczął się dziwnie zachowywać.
Buffy de onların küçük kızı gibi davranmaktadır.Miyuri traktuje ją jak młodszą siostrę.
Peter, son zamanlarda karısına iyi davranmadığını anlar.Filip bardzo często źle wyrażał się o żonie.
Bu kapsamda bölgeye asker gönderen Japonya ise kendi amaçları doğrultusunda davranmaktadır.Japoński oddział, który patrolował właśnie tę okolicę, poszedł sprawdzić co się stało.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Lubi działać jako szpieg.
Erkek gibi davranmayı ve erkek gibi giyinmeyi sever.Lubi się przebierać i dlatego ma pomocnika.
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.Został jednak potraktowany lekceważąco.
Alman komutan, alışılmış biçimde davranmayarak kentin Macar komutanına pek danışmadı.Admirał nigdy nie pozwolił na najmniejszy w stosunku do generała nietakt.
Xander'ın babası bir alkoliktir ve oğluyla karısına genelde kötü davranmaktadır.Ojciec Erica, który był alkoholikiem, często znęcał się nad rodziną, a szczególnie nad synem.
Çocuklar ise onlar kadar profesyonel davranmazlar.Ale jako dziecko nie możesz sam o wszystkim decydować.
İnsanlar; kesikler, yaralar ve diğer kanamalar konusunda dikkatli davranmalıdır.Man bör vara försiktig med skärsår, andra sår eller blödningar.
O bir çete üyesi gibi davranmayı sevmektedir.Han tycker om att gå på jakt efter en mullvad.
Bir gün çalıştığı gemide kaptanın kendisine kötü davranması bardağı taşıran son damla olur.Exemplet med en man som hoppade ombord fick mig att ta den sista chansen.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.En hel del regimer utför politiska mord även i fredstid.
Balo gecesinde Carrie gergin ve utangaç davranmaya başlar fakat Tommy onu rahatlatır.На випускному вечорі, Керрі нервує і соромиться, але Томмі люб'язно заспокоює її.
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.Найбільше вони обмірковували питання, як індивід має поводитися в умовах диктатури.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Зовнішня політика ставала все більш ворожішою по відношенню до Німеччини.